Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
featured_image

DEHB’li Biriyle İlişki Yaşamak

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar19 Ocak 2025 İlişkiler ve Bağlanma0 Yorum
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), hem çocukluk hem de yetişkinlik döneminde görülebilen nörogelişimsel bir bozukluktur. DEHB ilişkilerde çeşitli zorluklara yol açabilir; ancak anlayış ve destekle sağlıklı bir ilişki kurmak mümkündür. Bu makalede DEHB’nin ne olduğundan ilişki dinamiklerine kadar bilmeniz gereken her detayı bulabilirsiniz. DEHB Nedir DEHB (Dikkat Eksikliği ve...
Devamı
featured_image

İlişkilerde Kırmızı Bayraklar Nelerdir?

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar9 Ocak 2025 İlişkiler ve Bağlanma0 Yorum
İlişkilerde kırmızı bayraklar, ilişkinin güvenli, dengeli ve sağlıklı ilerlemesini zorlaştıran uyarıcı işaretlerdir. Her ilişkide zaman zaman tartışmalar, kırgınlıklar ya da zorlanmalar yaşanabilir. Ancak bazı davranışlar tekrar ediyor, kişiyi sürekli kaygılı, değersiz, kontrol altında ya da güvensiz hissettiriyorsa bu durum daha dikkatli ele alınmalıdır. Kırmızı bayraklar her zaman ilişkinin...
Devamı
featured_image

Kaygılı ve Kaçıngan Bağlanma Stilinin Olduğu İlişkiler

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar28 Aralık 2024 İlişkiler ve Bağlanma0 Yorum
Bağlanma teorisi, John Bowlby tarafından geliştirilmiş ve Mary Ainsworth tarafından genişletilmiştir. Bu teori, erken dönemdeki bakıcılarla kurulan ilişkilerin yetişkinlikteki romantik dinamikleri nasıl etkilediğine dair bir çerçeve sunar. Kaygılı ve kaçıngan bağlanma stilleri, çoğu zaman zorlayıcı ama bir o kadar da çekici bir bağ oluşturur. Bu bağlanma stilleri arasındaki dinamikleri...
Devamı
featured_image

Carl Gustav Jung ve Bilinmeyen Yönleri

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar21 Aralık 2024 Psikanalitik Düşünce0 Yorum
Carl Gustav Jung, İsviçreli bir psikiyatrist ve psikanalist, psikolojiye özellikle analitik psikoloji alanındaki katkılarıyla tanınır. Kolektif bilinçdışı, arketipler ve bireyselleşme gibi kavramları birçok kişi tarafından bilinse de, Jung’un yaşamı ve çalışmalarının daha az bilinen yönleri, onun etkisinin derinliğini ve karmaşıklığını ortaya koyar. 1. Jung’un Okült ve Mistik Geleneklere...
Devamı
featured_image

Gottman Çift Terapisi: İlişki Dinamikleri

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar19 Aralık 2024 İlişkiler ve Bağlanma0 Yorum
Gottman çift terapisi, çift ilişkilerinde iletişim örüntülerini, çatışma biçimlerini ve duygusal etkileşimleri anlamaya odaklanan, araştırma temelli bir yaklaşımdır. İlişkide yaşanan güçlükler, yalnızca bireysel duygular üzerinden değil; çiftler arasındaki etkileşim dinamikleri ve tekrar eden ilişki örüntüleri üzerinden ele alınır. Bu yaklaşım, ilişkileri soyut kavramlardan ziyade...
Devamı
featured_image

Gölge Arketipi Nedir?

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar16 Aralık 2024 Psikanalitik Düşünce0 Yorum
Gölge arketipi, Carl Gustav Jung’un analitik psikoloji kuramında insanın bilinçli benlik algısının dışında kalan yönlerini anlatmak için kullandığı temel kavramlardan biridir. Gölge; kişinin kabul etmekte zorlandığı, bastırdığı, reddettiği ya da kendine yakıştıramadığı duygu, düşünce, istek ve davranış örüntülerini temsil eder. Bu yönler her zaman “kötü” ya da “yıkıcı” olmak zorunda değildir....
Devamı
featured_image

Kırılgan Narsisizm Nedir?

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar15 Aralık 2024 İlişkiler ve Bağlanma0 Yorum
Kırılgan narsisizm, kişinin kendilik değerinin büyük ölçüde dışarıdan gelen onaya, kabul görmeye ve reddedilmemeye bağlı olduğu bir narsisistik özellikler örüntüsüdür. Büyüklenmeci narsisizm daha çok üstünlük, kibir ya da kontrol ihtiyacıyla görünürken; kırılgan narsisizm çoğu zaman utanç, eleştiriye aşırı duyarlılık, içe çekilme ve reddedilme korkusuyla kendini gösterir. Bu nedenle kırılgan...
Devamı
featured_image

Duygusal Bağımlılık: İçsel Özgürlüğünüzü Geri Kazanın

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar13 Aralık 2024 İlişkiler ve Bağlanma0 Yorum
Duygusal bağımlılık, bireyin kendini tamamlanmış hissetmek için belirli duygulara ya da ilişkilere bağımlı hale gelmesidir. Bu bağımlılık genellikle çözülmemiş duygusal yaralardan, karşılanmamış ihtiyaçlardan ya da çocukluktan gelen davranış kalıplarından kaynaklanır. Duygusal bağımlılıktan kurtulmak, bu bağımlılığın doğasını anlamayı, etkilerini fark etmeyi ve duygusal bağımsızlık ile içsel...
Devamı
featured_image

İlişkide Psikolojik Şiddet Nasıl Anlaşılır?

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar21 Kasım 2024 İlişkiler ve Bağlanma0 Yorum
İlişkide psikolojik şiddet, her zaman açık bir tehdit ya da fiziksel saldırı ile başlamaz. Bazen kontrol, suçlama, küçümseme, sessizlikle cezalandırma, kıskançlık adı altında denetleme ya da kişinin sosyal çevresinden uzaklaşmasıyla yavaş yavaş görünür hale gelir. Bu tür ilişkilerde sorun yalnızca “iletişim eksikliği” değildir. Asıl mesele, ilişkide bir tarafın diğer taraf üzerinde güç ve...
Devamı
featured_image

İlişkilerde Şiddet Türleri Nelerdir?

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar18 Kasım 2024 İlişkiler ve Bağlanma0 Yorum
İlişkilerde şiddet yalnızca fiziksel zarar vermekle sınırlı değildir. Kontrol etme, korkutma, tehdit, aşağılama, ekonomik baskı, sosyal çevreden uzaklaştırma ve kişinin kararlarını kısıtlama da şiddet döngüsünün parçası haline gelebilir. Bu nedenle ilişkide şiddeti anlamak, yalnızca tartışmanın şiddetlenmesine değil, ilişkide güç, kontrol ve güvenlik dengesine de bakmayı gerektirir. John...
Devamı
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8

Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçl Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçlarımızı geri çeker, kendimizden vazgeçeriz?
Bu bölümde Küçük Deniz Kızı masalını; İngiliz Psikanalist Winnicott’ın gerçek/sahte benlik ayrımı ve Klinik Psikolog Dana Crowley Jack’in kendini susturma kavramı üzerinden ele alıyoruz. 
Çünkü bazen mesele aşk için fedakârlık değil; sevilmek uğruna kendi sesini kaybetmektir.
Yeni bölüm Spotify ve Apple Podcasts’te.
Yeni bölümlerden haberdar olmak için Seans Odası Sakinleri podcastini takip edebilirsiniz ❤️
#podcast #psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
“İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimiz “İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimizde, onu dış dünyada kaderimizmiş gibi yaşarız.” - Jung
Bazen benzer ilişkilere çekilir, benzer insanlara öfkelenir, benzer durumlarda geri çekilir ya da aynı tür hayal kırıklıklarını farklı sahnelerde yeniden yaşarız. Dışarıdan bakıldığında bütün bunlar şanssızlık, kader ya da hayatın bize hazırladığı bir tekrar gibi görünebilir. Oysa dış dünyada sürekli karşımıza çıkan şey, bazen içimizde henüz fark edilmemiş olanın izidir.
Bilinçdışı, yalnızca bastırılmış anılardan ya da unutulmuş deneyimlerden oluşmaz. Çocuklukta geliştirdiğimiz savunmalar, ilişkiler içinde öğrendiğimiz roller, kendimize dair inançlarımız, korkularımız, arzularımız ve gölgede kalan yanlarımız da bilinçdışının parçalarıdır. 
Örneğin “Ben hep terk ediliyorum” diye düşündüğünüzde, farkında olmadan terk edilmeyi bekleyen, yakınlığı tehdit gibi algılayan ya da ilişkilerde kendinizi sürekli aynı mesafeye yerleştiren bir iç düzenekle hareket ediyor olabilirsiniz. 
Bu yaşadığınız acının gerçek olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, acının yalnızca dış koşullardan değil, içsel tekrar örüntülerinden de beslendiğini gösterir. Elbette her şeyin nedeni bilinçdışı değildir. Toplumsal koşullar, travmalar, kayıplar, ekonomik gerçekler ve başkalarının davranışları yaşamımız üzerinde gerçek bir etkiye sahiptir.
Fark edilmeyen duygu çoğu zaman davranışa dönüşür. Kabul edilmeyen öfke pasif saldırganlık olarak ortaya çıkabilir. Tanınmayan değersizlik hissi sürekli onay arayışına dönüşebilir. Yüzleşilmeyen korku ise kontrol ihtiyacı olarak ilişkilerimize sızabilir. 
Bilinçli hale getirmek, yalnızca zihinsel olarak “anlamak” değildir. Kendi iç dünyamızı gözlemleyebilmek, duygularımıza isim verebilmek, tetiklendiğimiz anları fark edebilmek ve eski tepkilerimizle bugünkü gerçekliği ayırt edebilmektir. 
Terapi de çoğu zaman tam olarak bu alanda çalışır: kader sandığımız tekrarları psikolojik bir dile çevirmek. İç dünyamızı tanımaya başladığımızda dış dünya tamamen değişmeyebilir. Ancak biz, aynı dünyaya aynı bilinçdışı zorunluluklarla cevap vermek zorunda kalmayız. 🌷
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
#psikoloji
Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerç Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerçekten değil, onun üzerindeki kendi hayalimize, özlemimize ya da eksik kalan bir parçamıza tutuluruz. Jung’a göre aşkın ilk dönemindeki bu büyülenmede projeksiyon önemli bir rol oynar; karşımızdaki kişiyi olduğu gibi değil, içimizde taşıdığımız imgeyle birlikte görürüz.
Bu bölümde aşkı, projeksiyonu, anima-animus kavramlarını ve Her filmi üzerinden kurduğumuz o ilk büyülenmenin neden bu kadar güçlü olduğunu anlatıyorum.
Bu sorunun cevabını Jung’un kavramları üzerinden daha derinlemesine dinlemek isterseniz, profildeki linkten Seans Odası Sakinleri podcastine ulaşabilirsiniz. Bölümü Apple Podcasts ve Spotify üzerinden dinleyebilirsiniz 🩵
#podcast #psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.