Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Dopamin Nedir? Motivasyon, Ödül Sistemi ve Alışkanlıklar

18 Haziran 2024 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar Travma ve Bedensel Bellek 0 Yorum

Dopamin çoğu zaman “mutluluk hormonu” ya da “haz hormonu” gibi anlatılır. Oysa dopamin bundan daha karmaşık bir işleve sahiptir. Beyinde sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan bir nörotransmitterdir ve özellikle motivasyon, ödül beklentisi, öğrenme, dikkat, hareket ve alışkanlık oluşumu ile ilişkilidir.

Dopamin yalnızca keyif aldığımız anlarda devreye girmez. Bir şeyi istemek, ona yönelmek, hedefe yaklaşmak ve tekrar denemek de dopamin sistemiyle bağlantılıdır. Bu nedenle dopamini yalnızca “zevk” ile açıklamak konuyu fazla basitleştirir.

Dopamin, Motivasyon ve Alışkanlıklar

Dopamin, beynin ödül sistemi içinde önemli bir rol oynar. Hoşa giden bir deneyim yaşadığımızda, bir hedefe yaklaştığımızda ya da bir davranışın sonucunda ödül beklentisi oluştuğunda dopamin sistemi aktive olur. Bu sistem, beynin “bu davranış tekrar edilmeye değer” şeklinde öğrenmesine katkı sağlar.

Bu yüzden dopamin motivasyonla yakından ilişkilidir. Bir hedefe yönelmek, emek vermek, beklemek, denemek ve sonuç almak dopamin sistemiyle bağlantılıdır. Ancak bu, dopaminin tek başına mutluluk ürettiği anlamına gelmez. Dopamin daha çok isteme, yönelme ve öğrenme süreçlerinde etkilidir.

Alışkanlıklar da bu sistemle bağlantılıdır. Sosyal medyayı sürekli kontrol etmek, sık sık atıştırmak, bildirimlere hemen bakmak ya da kısa süreli haz veren davranışlara yönelmek dopamin sistemiyle ilişkilidir. Beyin, hızlı ödül veren davranışları kolayca öğrenir. Özellikle belirsiz aralıklarla gelen ödüller — bildirim, beğeni, mesaj ya da yeni içerik gibi — kişinin davranışı tekrar etmesini güçlendirir.

Burada mesele yalnızca irade eksikliği değildir. Alışkanlıklar, beynin ödül ve öğrenme sistemleriyle birlikte çalışır. Bu yüzden bir davranışı değiştirmek için yalnızca “yapmayacağım” demek çoğu zaman yeterli olmaz; o davranışın hangi duygu, ihtiyaç ya da boşlukla ilişkili olduğunu da anlamak gerekir.

Bağımlılık

Bağımlılık yapan maddeler ve bazı davranışlar dopamin sistemini güçlü biçimde uyarır. Alkol, madde kullanımı, kumar ya da bazı dijital alışkanlıklar beynin ödül devrelerini tekrar tekrar harekete geçirir. Zamanla kişi aynı etkiyi almak için daha fazla uyarana ihtiyaç duyabilir.

Bu durum, gündelik hayattaki daha yavaş ve doğal tatmin kaynaklarının daha sönük hissedilmesine yol açar. Kitap okumak, çalışmak, beklemek, ilişki kurmak ya da uzun vadeli hedeflere emek vermek daha zor hale gelir. Çünkü hızlı ödül döngüsü, beynin dikkat ve motivasyon sistemini daha kısa vadeli uyaranlara yöneltir.

Dopamini doğru anlamak, davranışlarımızı yalnızca “tembellik”, “iradesizlik” ya da “haz düşkünlüğü” olarak yorumlamaktan bizi uzaklaştırır. İnsan bazen yalnızca keyif almak için değil; sıkıntıyı azaltmak, boşluğu doldurmak, kaygıyı yatıştırmak ya da zihnini oyalamak için de hızlı ödül veren davranışlara yönelir.

Bu nedenle dopamin hakkında konuşurken yalnızca kimyasal bir süreçten değil, aynı zamanda duygu düzenleme, alışkanlıklar, dikkat ve yaşam biçiminden de söz ederiz. Dopamin sistemi, neye yöneldiğimizi, neyi tekrar ettiğimizi ve hangi davranışların hayatımızda güç kazandığını anlamak için önemli bir kapı aralar.

Ek Kaynak: Dopaminin ödül sistemi ve bağımlılıktaki rolü hakkında daha ayrıntılı bilgi için Volkow ve Morales’in The Brain on Drugs: From Reward to Addiction makalesini inceleyebilirsiniz.

Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Göçün Psikolojik Etkileri Nelerdir?
Göçün Psikolojik Etkileri Nelerdir?
7 Eylül 2021

Göç, yalnızca bir yerden başka bir yere taşınmak değildir. Kişinin alıştığı...

Devamı
EMDR Anıları Siler mi?
EMDR Anıları Siler mi?
1 Ekim 2025

EMDR anıları siler mi? EMDR’nin amacı, kişinin yaşadığı olayı hafızadan çıkarmak...

Devamı
Yetişkinlerde Travma
Yetişkinlerde Travma
15 Ocak 2024

Yetişkinlerde travma, çocukluk çağında yaşanmış olaylardan, ani şiddet içeren...

Devamı
Duygusal Yeme
Duygusal Yeme
6 Ağustos 2022

Duygusal yeme: Stres, öfke, korku, can sıkıntısı, üzüntü ve yalnızlık gibi...

Devamı

Yapay zekâ artık yalnızca bilgi almak için kullanı Yapay zekâ artık yalnızca bilgi almak için kullanılan bir araç değil. Birçok kişi onunla konuşuyor, rahatlamaya çalışıyor, kendini anlamaya çalışıyor, hatta bazen terapi sürecine dair sorularını da ona taşıyor.
Bu bize önemli bir şey söylüyor:
İnsan yalnızca bilgi aramıyor; dinlenilmek, anlaşılmak ve bir açıklama bulmak istiyor.
Yapay zekâ bazı anlarda düşünceleri düzenlemeye, duyguları adlandırmaya ve kişiye kısa süreli bir destek hissi vermeye yardımcı olabilir. Fakat desteklenmiş hissetmek her zaman gerçekten anlaşılmak anlamına gelmez. Çünkü insanın iç dünyası yalnızca söylediği cümlelerden ibaret değil.
Bu yüzden önümüzdeki dönemde terapistler yalnızca danışanın insan ilişkilerini değil, teknolojiyle kurduğu ilişkileri de daha dikkatle anlamaya çalışacak gibi görünüyor.
Kaynak: American Psychological Association, Chatbots and Mental Health Survey, 2026.
#psikoloji
Partnerimizi çoğu zaman yalnızca sevdiğimiz kişi o Partnerimizi çoğu zaman yalnızca sevdiğimiz kişi olarak görmeyiz. Ondan bizi dinlemesini, sakinleştirmesini, anlamasını ve içimizdeki karmaşaya bir yön vermesini bekleriz.
Gün içinde biriken kaygıyı, kırgınlığı ya da çözemediğimiz düşünceleri eve taşırız. Bunları ilk olarak partnerimizle paylaşırız. Çünkü yakın ilişkiler, bağlanma ve güven ihtiyacımızın en görünür olduğu alanlardan biridir.
Ancak partner terapist değildir. Terapist, profesyonel bir konumdan dinler. Kendi ihtiyaçlarını sürece taşımaz. Tarafsız ve kapsayıcı bir alan kurar. Partnerlik ise karşılıklıdır. Partnerimizin de yorgunluğu, kırılganlığı, beklentileri ve sınırları vardır.
Bir insandan her şeyi beklediğimizde, ilişki ağırlaşır. Partnerimizi yetersiz kalacağı bir role çağırırız. Duygusal ihtiyaçlarımızı tek bir ilişkiye yüklemek yerine dostluklara, ilgi alanlarına ve gerektiğinde profesyonel desteğe de alan açmak ilişkiye nefes aldırır.
🌷
#psikoloji #ilişkiler
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçl Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçlarımızı geri çeker, kendimizden vazgeçeriz?
Bu bölümde Küçük Deniz Kızı masalını; İngiliz Psikanalist Winnicott’ın gerçek/sahte benlik ayrımı ve Klinik Psikolog Dana Crowley Jack’in kendini susturma kavramı üzerinden ele alıyoruz. 
Çünkü bazen mesele aşk için fedakârlık değil; sevilmek uğruna kendi sesini kaybetmektir.
Yeni bölüm Spotify ve Apple Podcasts’te.
Yeni bölümlerden haberdar olmak için Seans Odası Sakinleri podcastini takip edebilirsiniz ❤️
#podcast #psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.