Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Zor Zamanlarda Psikolojik Dayanıklılık

16 Kasım 2024 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum

Psikolojik dayanıklılık, insanın zorlayıcı yaşam olayları karşısında hiç etkilenmemesi anlamına gelmez. Aksine, kayıp, stres, belirsizlik, hastalık, ayrılık ya da travmatik deneyimler karşısında sarsılsa bile zamanla yeniden denge kurabilme kapasitesidir. Bu nedenle dayanıklılık “hep güçlü olmak” değildir. Bazen ağlamak, yorulmak, durmak, destek istemek ve olan biteni anlamaya çalışmak da psikolojik dayanıklılığın parçasıdır. İnsan zor bir dönemden geçerken yalnızca çözüm üretmez; aynı zamanda kaybettiklerini, korkularını, sınırlarını ve ihtiyaçlarını da fark eder.

Psikolojik Dayanıklılık Nedir?

Psikolojik dayanıklılık, kişinin stres ve zorluklar karşısında uyum sağlayabilme, duygusal dengesini yeniden kurabilme ve yaşamına devam edebilme becerisidir. Bu beceri yalnızca doğuştan gelen bir özellik değildir. Çocukluk deneyimleri, güvenli ilişkiler, sosyal destek, kişinin baş etme yolları ve yaşadığı çevre dayanıklılığı etkiler.

Bazı insanlar zor zamanlarda daha hızlı toparlanır; bazıları ise daha uzun süre desteğe ihtiyaç duyar. Bu fark, kişinin zayıf ya da güçlü olmasıyla açıklanamaz. Her insanın geçmişi, kaynakları, bedensel ve ruhsal kapasitesi farklıdır.

Psikolojik Dayanıklılığı Ne Güçlendirir?

Dayanıklılığı güçlendiren en önemli unsurlardan biri güvenli ilişkidir. İnsan zorlandığında yalnız kalmadığını hissettiğinde, yaşadığı yük daha taşınabilir hale gelir. Aile, arkadaşlar, partner, topluluk ya da profesyonel destek bu süreçte önemli bir kaynak olur.

Bir diğer önemli unsur, duyguları bastırmadan fark edebilmektir. Zor zamanlarda kaygı, öfke, üzüntü, korku ya da çaresizlik hissetmek doğaldır. Bu duyguları yok saymak yerine anlamaya çalışmak, kişinin kendisiyle daha gerçekçi bir temas kurmasına yardım eder.

Psikolojik dayanıklılık aynı zamanda esnek düşünebilme becerisiyle de ilişkilidir. Bu, her şeyin iyi yanını görmek anlamına gelmez. Daha çok, yaşanan olayın tek bir anlamı olmadığını fark etmek, seçenekleri görebilmek ve küçük adımlarla yeniden yön bulabilmektir.

Dayanıklılık Her Zaman Güçlü Görünmek Değildir

Bazı insanlar dayanıklılığı hiç zorlanmamak, hemen toparlanmak ya da duygularını göstermemek sanır. Oysa sürekli güçlü görünmeye çalışmak, kişinin ihtiyaçlarını fark etmesini zorlaştırır. Bazen dayanıklılık, “Ben bunu tek başıma taşımakta zorlanıyorum” diyebilmektir.

Zor zamanlarda uyku, beslenme, bedensel hareket, rutinler ve sosyal temas da önemlidir. Küçük ama sürdürülebilir adımlar, kişinin yeniden güven duygusu kurmasına yardım eder. Büyük kararlar almak yerine, önce günlük hayatı biraz daha düzenlenebilir hale getirmek gerekir.

Psikolojik dayanıklılık, insanın yaşadığı zorluğu inkâr etmeden, kendine yüklenmeden ve destek kaynaklarını kullanarak yeniden denge kurma kapasitesidir. Bazen bu süreç hızlı ilerler, bazen zaman alır. Önemli olan, zorlanmayı kişisel bir başarısızlık gibi görmek yerine, insan olmanın doğal bir parçası olarak ele alabilmektir.

Ek Kaynak: Masten’ın “ordinary magic” yaklaşımı, dayanıklılığın olağanüstü bir özellik değil; ilişkiler, gelişimsel kaynaklar ve uyum süreçleriyle ilişkili daha sıradan ama güçlü mekanizmalardan oluştuğunu anlatır.

Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Grup Terapisi
Grup Terapisi
11 Ocak 2024

"Ne olmadığımızı keşfetmemiz ne olduğumuzun keşfine giden bir adımdır." -...

Devamı
Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir? Belirtileri ve Nedenleri
Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir? Belirtileri ve Nedenleri
17 Ocak 2023

Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir? Belirtileri ve Tedavi Süreci Borderline...

Devamı
Yetişkinlerde Bağlanma Biçimleri: Sizinki Hangisi?
Yetişkinlerde Bağlanma Biçimleri: Sizinki Hangisi?
8 Ocak 2024

Yetişkinlerde bağlanma biçimleri, John Bowlby'nin geliştirdiği Bağlanma...

Devamı
Maladaptive Daydreaming Nedir?
Maladaptive Daydreaming Nedir?
9 Ekim 2025

Maladaptive daydreaming, Türkçede çoğunlukla uyumsuz hayal kurma olarak ifade...

Devamı

Yapay zekâ artık yalnızca bilgi almak için kullanı Yapay zekâ artık yalnızca bilgi almak için kullanılan bir araç değil. Birçok kişi onunla konuşuyor, rahatlamaya çalışıyor, kendini anlamaya çalışıyor, hatta bazen terapi sürecine dair sorularını da ona taşıyor.

Bu bize önemli bir şey söylüyor:
İnsan yalnızca bilgi aramıyor; dinlenilmek, anlaşılmak ve bir açıklama bulmak istiyor.

Yapay zekâ bazı anlarda düşünceleri düzenlemeye, duyguları adlandırmaya ve kişiye kısa süreli bir destek hissi vermeye yardımcı olabilir. Fakat desteklenmiş hissetmek her zaman gerçekten anlaşılmak anlamına gelmez. Çünkü insanın iç dünyası yalnızca söylediği cümlelerden ibaret değil.

Bu yüzden önümüzdeki dönemde terapistler yalnızca danışanın insan ilişkilerini değil, teknolojiyle kurduğu ilişkileri de daha dikkatle anlamaya çalışacak gibi görünüyor.

Kaynak: American Psychological Association, Chatbots and Mental Health Survey, 2026.

#psikoloji
Partnerimizi çoğu zaman yalnızca sevdiğimiz kişi o Partnerimizi çoğu zaman yalnızca sevdiğimiz kişi olarak görmeyiz. Ondan bizi dinlemesini, sakinleştirmesini, anlamasını ve içimizdeki karmaşaya bir yön vermesini bekleriz.

Gün içinde biriken kaygıyı, kırgınlığı ya da çözemediğimiz düşünceleri eve taşırız. Bunları ilk olarak partnerimizle paylaşırız. Çünkü yakın ilişkiler, bağlanma ve güven ihtiyacımızın en görünür olduğu alanlardan biridir.

Ancak partner terapist değildir. Terapist, profesyonel bir konumdan dinler. Kendi ihtiyaçlarını sürece taşımaz. Tarafsız ve kapsayıcı bir alan kurar. Partnerlik ise karşılıklıdır. Partnerimizin de yorgunluğu, kırılganlığı, beklentileri ve sınırları vardır.

Bir insandan her şeyi beklediğimizde, ilişki ağırlaşır. Partnerimizi yetersiz kalacağı bir role çağırırız. Duygusal ihtiyaçlarımızı tek bir ilişkiye yüklemek yerine dostluklara, ilgi alanlarına ve gerektiğinde profesyonel desteğe de alan açmak ilişkiye nefes aldırır.

🌷

#psikoloji #ilişkiler
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.

“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.

Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.

Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.

🌷 

#psikoloji
Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçl Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçlarımızı geri çeker, kendimizden vazgeçeriz?

Bu bölümde Küçük Deniz Kızı masalını; İngiliz Psikanalist Winnicott’ın gerçek/sahte benlik ayrımı ve Klinik Psikolog Dana Crowley Jack’in kendini susturma kavramı üzerinden ele alıyoruz. 

Çünkü bazen mesele aşk için fedakârlık değil; sevilmek uğruna kendi sesini kaybetmektir.

Yeni bölüm Spotify ve Apple Podcasts’te.

Yeni bölümlerden haberdar olmak için Seans Odası Sakinleri podcastini takip edebilirsiniz ❤️

#podcast #psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?

Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.

#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.

Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.

Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.

Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.

🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.