Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
featured_image

Kumar Bağımlılığı Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir

12 Kasım 2024 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum

Kumar bağımlılığı, bireylerin hayatını ciddi şekilde etkileyen, kontrolsüz kumar oynama davranışı ile karakterize edilen bir bozukluktur. DSM-5’te “Madde ile İlişkili Olmayan Bozukluklar” kategorisinde yer alması, bu durumun bağımlılık spektrumunda değerlendirildiğini göstermektedir. Bu yazıda kumar bağımlılığının belirtilerinden, nedenlerinden ve tedavi yöntemlerinden detaylı bir şekilde bahsedilecektir.

Kumar Bağımlılığı Nedir?

 

Kumar bağımlılığı, bireylerin kumar oynama davranışını kontrol edemediği, bu nedenle sosyal, mesleki ve ailevi alanlarda ciddi işlev kaybına neden olan bir bağımlılık türüdür. Diğer bağımlılıklar gibi, kumar bağımlılığı da kronik, tekrarlayan bir seyir izler ve bireylerin kendi başlarına bu durumdan kurtulmaları genellikle zordur.

DSM-5’e göre kumar bağımlılığının tanı ölçütleri arasında şunlar bulunur:

  • Dürtü kontrolü kaybı: Kumar oynama davranışını kontrol edememe,
  • Tolerans geliştirme: Daha fazla heyecan hissi için artan miktarlarda parayla kumar oynama ihtiyacı,
  • Yoksunluk belirtileri: Kumar oynayamadığında huzursuzluk ve sinirlilik,
  • Sosyal ve mesleki kayıplar: Kumar oynama nedeniyle işten veya aile ilişkilerinden kopma,
  • Maddi kayıpların telafisi: Kaybedilen parayı geri kazanma çabası (kayıpları kovalamak).

Bu ölçütlerden en az dördünün bulunması, kumar bağımlılığı tanısı için yeterlidir.

Kumar Bağımlılığının Epidemiyolojisi

 

Kumar bağımlılığı, toplumun %0,1 ile %2,7’sinde görülmektedir. Risk faktörleri arasında şunlar yer alır:

  • Erkek cinsiyet,
  • Genç yaş,
  • Düşük sosyoekonomik düzey,
  • Psikiyatrik eş tanılar (örneğin, depresyon, anksiyete),
  • Olumsuz çocukluk deneyimleri.

Kadınlar genellikle kumar davranışını kişisel sorunlardan kaçış amacıyla sergilerken, erkekler stratejik oyunlara ve daha yüksek risk içeren kumar türlerine yönelme eğilimindedir. Ayrıca, kumar bağımlılığı olan bireylerin intihar riski, genel nüfusa kıyasla önemli ölçüde daha yüksektir.

Kumar Bağımlılığının Nedenleri

 

Kumar bağımlılığı, biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Bu nedenleri daha ayrıntılı inceleyelim:

Biyolojik Faktörler:

  • Dopamin ve serotonin sistemleri: Beyindeki ödül mekanizmalarını etkileyen bu nörotransmitterlerin düzensizliği, kumar bağımlılığını tetikleyebilir.
  • Genetik yatkınlık: Kumar bağımlılığı olan bireylerin birinci derece akrabalarında bu tür davranışların görülme sıklığı daha yüksektir.

Psikolojik Faktörler:

  • Bilişsel çarpıtmalar: Kumar oynayan bireyler genellikle “şans döngüsü” veya “kayıpları kovalamak” gibi irrasyonel düşüncelere sahiptir.
  • Dürtüsellik: Riskli kararlar alma ve ani dürtülere karşı koyamama eğilimi, kumar bağımlılığı ile ilişkilidir.

Çevresel Faktörler:

  • Erişim kolaylığı: Kumar oynama imkanlarının yaygın olduğu bölgelerde bağımlılık riski daha yüksektir.
  • Sosyal etkiler: Aile veya arkadaş çevresinde kumar oynama davranışının yaygın olması bağımlılığı artırabilir.

Tedavi Yöntemleri

 

Kumar bağımlılığı tedavisinde kullanılan yöntemler, bireyin ihtiyaçlarına ve bağımlılık düzeyine göre değişiklik gösterebilir. Bu yöntemler arasında farmakoterapi, psikoterapi ve bireyin kendi kendine baş etme mekanizmalarını geliştirebileceği yöntemler yer alır.

 

Farmakoterapi

 

  • Opioid Reseptör Antagonistleri: Naltrekson ve nalmefen gibi ilaçlar, kumar oynama dürtüsünü baskılayarak bireyin bağımlılık döngüsünü kırmasına yardımcı olabilir.
  • SSRI’lar (Selektif Serotonin Geri Alım İnhibitörleri): Depresyon ve anksiyete gibi eşlik eden rahatsızlıklarda yarar sağlayabilir.
  • Lityum ve Diğer Glutamaterjik İlaçlar: Bipolar bozukluk gibi eşlik eden durumlarda kullanılabilir.
  • Antipsikotikler: Aşırı dürtüsellik veya kontrol kaybı yaşayan bireylerde yardımcı olabilir.

 

Psikoterapi Yöntemleri

 

Psikoterapi, kumar bağımlılığı tedavisinde en etkili yöntemlerden biridir. Farklı terapi yaklaşımları bireyin bağımlılık davranışlarını anlamasına ve değiştirmesine yardımcı olur.

 

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT):

BDT, kumar bağımlılığı tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Bireyin kumar davranışını sürdüren irrasyonel düşünceleri (örneğin, “Bir sonraki elde kazanacağım” gibi) tanımlamasına ve bu düşünceleri değiştirmesine odaklanır. Ayrıca, bireyin stresle başa çıkma becerilerini geliştirmesine yardımcı olur.

Motivasyonel Görüşme (MG):

Değişim motivasyonunu artırmaya odaklanan bu terapi yöntemi, özellikle değişime direnci olan bireylerde etkili olabilir. Bireyin kumar oynamayı bırakma isteğini güçlendirir.

EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme):

EMDR terapisi, özellikle travma ve stresle ilişkili kumar bağımlılığı vakalarında etkili bir yöntemdir. Kumar bağımlılığı genellikle geçmişteki duygusal travmalarla ilişkili olabileceğinden, EMDR, bireyin bu travmalarını yeniden işlemesine ve tetikleyici durumlara karşı duyarsızlaşmasına yardımcı olabilir.

  • EMDR, bağımlılığın altında yatan stresörleri hedef alır. Örneğin, bir bireyin kumara başlama nedeni travmatik bir kayıp veya yoğun duygusal stres olabilir. Bu terapiyle, birey bu travmayı yeniden işleyecek ve kumar dürtüsüne karşı dayanıklılık geliştirecektir.
  • EMDR ayrıca bağımlılık döngüsüne katkıda bulunan olumsuz inançları (“Yetersizim,” “Başarısızım”) yeniden çerçeveleyerek bireyin özgüvenini artırabilir.

Şema Terapi:

Kumar bağımlılığına yol açabilecek duygusal ve davranışsal örüntüleri ele alır. Özellikle “duygusal yoksunluk” veya “başarısızlık” gibi temel şemalar üzerinde çalışarak bireyin bağımlılık davranışını sürdüren duygusal ihtiyaçlarını anlamasına yardımcı olur.

Grup Terapisi:

Bireylerin benzer deneyimler yaşayan kişilerle etkileşim kurmasını sağlar. Grup desteği, yalnızlık hissini azaltır ve bireylerin tedavi sürecine bağlı kalmasını teşvik eder.

Aile Terapisi:

Kumar bağımlılığı, bireyin aile dinamiklerini de etkiler. Aile terapisinde, aile üyeleri bağımlılık davranışının etkilerini anlamaya ve bireye destek olmaya odaklanır.

Diyalektik Davranış Terapisi (DDT):

Bu terapi, dürtü kontrol sorunları üzerinde çalışır ve bireye duygusal regülasyon becerileri kazandırır. Özellikle, bireyin stresle başa çıkmasını ve kumar oynama dürtüsüne direnmesini sağlar.

 

Kumar Bağımlılığı ile Kendi Kendine Baş Etme Yöntemleri

 

Bireylerin tedavi sürecine ek olarak kendi kendine uygulayabileceği yöntemler de iyileşme sürecinde önemlidir:

Tetikleyicilerden Uzak Durun:

Kumar dürtüsünü tetikleyen yerlerden, kişilerden veya durumlardan kaçının. Örneğin, kumar mekanlarından uzak durmak veya kumarla ilgili sosyal çevreyi değiştirmek önemlidir.

Sağlıklı Alışkanlıklar Geliştirin:

Egzersiz, meditasyon, hobi edinme gibi aktiviteler, stresle başa çıkmayı ve kumar dürtüsünü kontrol etmeyi kolaylaştırır.

Finansal Sorumluluğu Devredin:

Mali kaynaklarınızı bir aile üyesine veya güvendiğiniz bir kişiye devrederek kumar oynamayı engelleyebilirsiniz. Ayrıca, kumar sitelerine erişimi sınırlandıran uygulamaları kullanabilirsiniz.

Günlük Tutun:

Kumar oynama isteğinizi tetikleyen durumları yazın ve bunlarla başa çıkmak için kullandığınız yöntemleri kaydedin. Bu, ilerlemenizi görselleştirmenizi sağlar.

Sosyal Destek Alın:

Kendi kendine yardım grupları, bağımlılıkla mücadelede etkili bir destek sağlayabilir.

Alternatif Ödül Sistemleri Kurun:

Kumar yerine hedef odaklı bir ödül sistemi geliştirin. Örneğin, kumar oynamadığınız bir hafta boyunca kendinizi küçük bir ödülle motive edin (örneğin, bir kitap veya sevdiğiniz bir aktivite).

Bilişsel Çalışmalar Yapın:

Kumar bağımlılığına yol açan irrasyonel düşünceleri fark etmeye çalışın. “Bu sefer şans dönecek” gibi düşünceler yerine daha mantıklı değerlendirmeler yapmayı öğrenin.

 

Sonuç

 

Kumar bağımlılığı, bireylerin yaşamını derinden etkileyen ve çözümü genellikle profesyonel destek gerektiren bir sağlık sorunudur. Tedavi sürecinde Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), güçlü bilimsel kanıtlarla desteklenen en etkili yöntemlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Bu terapi, bireyin irrasyonel düşünce kalıplarını değiştirmesine ve kumar davranışını tetikleyen durumlarla başa çıkmasına yardımcı olur. EMDR Terapisi, özellikle bağımlılığın altında yatan travmatik deneyimlerin ele alınmasında etkili bir araçtır ve bağımlılığın tetikleyicilerine karşı bireyin duyarsızlaşmasını sağlar.

 

Bireysel terapi yöntemlerinin yanı sıra, Grup Terapisi gibi destek grupları, sosyal izolasyonu azaltarak bireyin iyileşme sürecine bağlılığını artırabilir. Motivasyonel Görüşme (MG) ise, değişim isteği düşük olan bireylerde motivasyonu güçlendiren bir yöntem olarak tedavi sürecine değer katar.

 

Tedavi süreci boyunca bireylerin kendi kendine uygulayabileceği yöntemler de önemli bir rol oynar. Tetikleyicilerden uzak durmak, sağlıklı alışkanlıklar geliştirmek, mali sorumluluğu devretmek ve günlük tutmak gibi stratejiler, bireyin bağımlılık davranışını kontrol altına almasına yardımcı olabilir. Ancak, bu yöntemler genellikle profesyonel terapi desteği ile birleştiğinde daha etkili sonuçlar verir.

 

Kumar bağımlılığı tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım, bireyin bağımlılık döngüsünü kırmasına, daha sağlıklı bir yaşam sürmesine ve sosyal ilişkilerini yeniden inşa etmesine olanak tanır. Bilimsel kanıtlara dayalı tedavi yöntemlerinin yanı sıra bireysel ve toplumsal farkındalığın artırılması, bu bağımlılığın neden olduğu sağlık ve sosyal sorunların azaltılmasında kritik öneme sahiptir.

 

Unutulmamalıdır ki, bağımlılık bir irade zayıflığı değil, bir sağlık problemidir. Bu nedenle, bireylerin destek aramaktan çekinmemeleri ve toplumun bu süreçte bireylere empati ile yaklaşması, tedavi sürecinin başarısını artıracaktır.

 

Türkiye’de Destek Grupları

 

Türkiye’de kumar bağımlılığıyla mücadele eden bireyler için çeşitli destek grupları ve kurumlar bulunmaktadır:

  • Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM): YEDAM, kumar bağımlılığı konusunda ücretsiz psikolojik ve sosyal destek hizmetleri sunmaktadır. Ayrıca, ailelere yönelik bilgilendirme ve destek programları da düzenlemektedir. (Yedam)
  • Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM): TBM, bağımlılıklarla mücadelede farkındalık oluşturmak amacıyla eğitim programları ve kaynaklar sunmaktadır. (TBM)

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

Yule Psikoloji

Kaynakça

  1. Çakmak, S., & Tamam, L. (2018). Kumar Oynama Bozukluğu: Genel Bir Bakış. Bağımlılık Dergisi – Journal of Dependence.
  2. American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (DSM-5).
  3. Potenza, M. N. (2014). Gambling disorder. JAMA Psychiatry.
  4. Shapiro, F. (2001). Eye Movement Desensitization and Reprocessing: Basic Principles, Protocols, and Procedures.
  5. Kim, S. W., & Grant, J. E. (2001). Pharmacotherapy for pathological gambling. CNS Drugs.
  6. Grant, J. E., & Potenza, M. N. (2006). Pathological gambling: Clinical and neurobiological features. American Journal of Psychiatry.
  7. Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM). (n.d.). Kumar bağımlılığı hakkında bilgi ve destek. https://yedam.org.tr
  8. Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM). (n.d.). https://tbm.org.tr
Bağımlılık Kumar Bağımlılığı
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Ne Hissettiğini Bilememek: Aleksitimi Nedir?
Ne Hissettiğini Bilememek: Aleksitimi Nedir?
13 Ağustos 2024

Bazen insan üzgün mü, öfkeli mi, kırgın mı yoksa yalnız mı olduğunu ayırt etmekte...

Devamı
İlişkilerde Şiddet Türleri Nelerdir?
İlişkilerde Şiddet Türleri Nelerdir?
18 Kasım 2024

İlişkilerde şiddet yalnızca fiziksel zarar vermekle sınırlı değildir. Kontrol...

Devamı
Love Bombing: İlişkilerde Sevgi Görünümlü Manipülasyon
Love Bombing: İlişkilerde Sevgi Görünümlü Manipülasyon
17 Haziran 2024

İlişkinizin ilk günlerini hatırlıyor musunuz? Her şey harikaydı, değil mi? Size...

Devamı
Aşk içinde kalmanın bir yolu var mı
Aşk içinde kalmanın bir yolu var mı
5 Eylül 2021

“Aşk, varoluşsal boyutta benlik sınırlarının terk edilmesidir.” Kernberg Aşkın...

Devamı

Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçl Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçlarımızı geri çeker, kendimizden vazgeçeriz?
Bu bölümde Küçük Deniz Kızı masalını; İngiliz Psikanalist Winnicott’ın gerçek/sahte benlik ayrımı ve Klinik Psikolog Dana Crowley Jack’in kendini susturma kavramı üzerinden ele alıyoruz. 
Çünkü bazen mesele aşk için fedakârlık değil; sevilmek uğruna kendi sesini kaybetmektir.
Yeni bölüm Spotify ve Apple Podcasts’te.
Yeni bölümlerden haberdar olmak için Seans Odası Sakinleri podcastini takip edebilirsiniz ❤️
#podcast #psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
“İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimiz “İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimizde, onu dış dünyada kaderimizmiş gibi yaşarız.” - Jung
Bazen benzer ilişkilere çekilir, benzer insanlara öfkelenir, benzer durumlarda geri çekilir ya da aynı tür hayal kırıklıklarını farklı sahnelerde yeniden yaşarız. Dışarıdan bakıldığında bütün bunlar şanssızlık, kader ya da hayatın bize hazırladığı bir tekrar gibi görünebilir. Oysa dış dünyada sürekli karşımıza çıkan şey, bazen içimizde henüz fark edilmemiş olanın izidir.
Bilinçdışı, yalnızca bastırılmış anılardan ya da unutulmuş deneyimlerden oluşmaz. Çocuklukta geliştirdiğimiz savunmalar, ilişkiler içinde öğrendiğimiz roller, kendimize dair inançlarımız, korkularımız, arzularımız ve gölgede kalan yanlarımız da bilinçdışının parçalarıdır. 
Örneğin “Ben hep terk ediliyorum” diye düşündüğünüzde, farkında olmadan terk edilmeyi bekleyen, yakınlığı tehdit gibi algılayan ya da ilişkilerde kendinizi sürekli aynı mesafeye yerleştiren bir iç düzenekle hareket ediyor olabilirsiniz. 
Bu yaşadığınız acının gerçek olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, acının yalnızca dış koşullardan değil, içsel tekrar örüntülerinden de beslendiğini gösterir. Elbette her şeyin nedeni bilinçdışı değildir. Toplumsal koşullar, travmalar, kayıplar, ekonomik gerçekler ve başkalarının davranışları yaşamımız üzerinde gerçek bir etkiye sahiptir.
Fark edilmeyen duygu çoğu zaman davranışa dönüşür. Kabul edilmeyen öfke pasif saldırganlık olarak ortaya çıkabilir. Tanınmayan değersizlik hissi sürekli onay arayışına dönüşebilir. Yüzleşilmeyen korku ise kontrol ihtiyacı olarak ilişkilerimize sızabilir. 
Bilinçli hale getirmek, yalnızca zihinsel olarak “anlamak” değildir. Kendi iç dünyamızı gözlemleyebilmek, duygularımıza isim verebilmek, tetiklendiğimiz anları fark edebilmek ve eski tepkilerimizle bugünkü gerçekliği ayırt edebilmektir. 
Terapi de çoğu zaman tam olarak bu alanda çalışır: kader sandığımız tekrarları psikolojik bir dile çevirmek. İç dünyamızı tanımaya başladığımızda dış dünya tamamen değişmeyebilir. Ancak biz, aynı dünyaya aynı bilinçdışı zorunluluklarla cevap vermek zorunda kalmayız. 🌷
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
#psikoloji
Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerç Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerçekten değil, onun üzerindeki kendi hayalimize, özlemimize ya da eksik kalan bir parçamıza tutuluruz. Jung’a göre aşkın ilk dönemindeki bu büyülenmede projeksiyon önemli bir rol oynar; karşımızdaki kişiyi olduğu gibi değil, içimizde taşıdığımız imgeyle birlikte görürüz.
Bu bölümde aşkı, projeksiyonu, anima-animus kavramlarını ve Her filmi üzerinden kurduğumuz o ilk büyülenmenin neden bu kadar güçlü olduğunu anlatıyorum.
Bu sorunun cevabını Jung’un kavramları üzerinden daha derinlemesine dinlemek isterseniz, profildeki linkten Seans Odası Sakinleri podcastine ulaşabilirsiniz. Bölümü Apple Podcasts ve Spotify üzerinden dinleyebilirsiniz 🩵
#podcast #psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.