Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • Podcast
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • Podcast
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • Podcast
  • İletişim
featured_image

Kişilik Bozukluklarında EMDR Terapisi

3 Ekim 2025 Yazar: Tuğçe Turanlar Bedensel Bellek 0 Yorum

Kişilik bozuklukları çoğu zaman sadece “zor kişilik özellikleri” olarak görülse de, aslında geçmişte yaşanan travmaların derin izlerini taşır. EMDR terapisi, bu izlerle çalışmak için geliştirilen güçlü yöntemlerden biridir. Başlangıçta travma sonrası stres bozukluğunda kullanılan EMDR, son yıllarda kişilik bozukluklarında da dikkat çekici sonuçlar vermektedir. Peki bu yöntem nasıl işler, hangi zorluklarla karşılaşılır ve farklı kişilik bozukluklarında nasıl uyarlanır?


EMDR Terapisi Nedir?

EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) terapisi, travmaların etkilerini azaltmak için geliştirilmiş bir yöntemdir. Terapide danışan, rahatsız edici bir anıyı düşünürken göz hareketleri ya da çift yönlü uyarım (dokunma, ses) yapılır. Bu süreç, beynin anıyı yeniden işlemesine yardımcı olur. Başlangıçta travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) için geliştirilmiş olsa da son yıllarda kişilik bozukluklarında da etkili bir yöntem olarak kullanılmaya başlanmıştır.


Travma ve Kişilik Bozuklukları Arasındaki Bağlantı

Kişilik bozuklukları sadece “zor kişilik özellikleri” değildir; çoğu zaman geçmişte yaşanan derin yaraların izlerini taşır. Özellikle çocuklukta yaşanan ihmal, istismar ya da güvensiz bağlanma deneyimleri, kişinin kendilik algısını ve başkalarıyla ilişkilerini şekillendirir. Bu nedenle EMDR, kişilik bozukluklarının altında yatan travmatik yaşantıları çalışmak için güçlü bir araç haline gelmiştir.


EMDR’nin Kişilik Bozukluklarındaki Yaklaşımı

Klasik psikiyatrik yaklaşımlar genellikle “belirtilere” odaklanır: kaygı varsa kaygı için, öfke varsa öfke için müdahale edilir. EMDR ise farklı bir bakış açısı sunar. Bu yönteme göre kişinin bugünkü sorunları çoğunlukla geçmişte yaşadığı ama tam olarak işlenememiş deneyimlerden kaynaklanır.

Bu yüzden EMDR’de üç alan ele alınır:

  • Geçmiş: Çocukluk ya da ergenlik döneminde yaşanmış zorlayıcı anılar
  • Şimdi: Bu anıların bugün tetiklediği durumlar
  • Gelecek: Kişinin kendini daha sağlıklı bir şekilde hayal edebilmesi

Bu yaklaşım kişilik bozukluğu yaşayan bireyin sadece semptomlarını değil, sorunların kökenini de hedefler.


EMDR’de Zorluklar: Kişilik Bozukluklarına Özel Dinamikler

Kişilik bozukluklarıyla çalışan terapistler bilir: süreç çoğu zaman dalgalıdır. Seanslar yoğun duygularla geçebilir, danışan bazen savunmaya çekilebilir ya da geçmişle bağlantı kurmakta zorlanabilir.

Bunun birkaç nedeni vardır:

  • Yoğun duygular: Özellikle borderline kişilik yapısında öfke, kaygı ya da çaresizlik aniden yükselebilir.
  • Savunma mekanizmaları: Bazı danışanlar acı verici gerçeklerle yüzleşmek yerine idealize etme ya da kendini suçlama gibi stratejilere başvurur.
  • “İşlevsiz olumlu duygular”: Bazen kişi, aslında sağlıklı görünmeyen ama koruyucu hissettiren anılara tutunur. Örneğin, sevgisiz bir ilişkide “en azından yalnız değilim” düşüncesi gibi.

Terapide bu noktaları fark etmek çok önemlidir. Çünkü bazen asıl travmaya ulaşmadan önce, kişinin kullandığı bu savunmaları işlemek gerekir.


Terapi Sürecinde Hedef Belirleme

EMDR’de en önemli adımlardan biri, hangi anı ya da deneyimle çalışılacağını belirlemektir. Kişilik bozukluğu olan bireylerde bu her zaman kolay değildir. Çünkü genellikle birçok acı verici deneyim bir arada bulunur ve aralarındaki bağlantılar karmaşıktır.

Terapistler genelde şu noktalara odaklanır:

  • Yoğun rahatsızlık veren anılar: Sürekli akla gelen, kabuslara ya da ani tepkilere yol açan sahneler.
  • Riskli davranışlarla ilişkili anılar: Örneğin kendine zarar verme eğilimini tetikleyen olaylar.
  • Güncel tetikleyiciler: Bugün yaşanan ve kişinin dengesini bozan durumlar.
  • Daha basit travmalar: Bazen karmaşık aile öyküsüne girmeden önce, örneğin bir kaza gibi daha sınırlı bir olayı işlemek, sürece güven kazandırır.

Bu adımda amaç, danışanın hem dayanabileceği hem de ilerleme sağlayabileceği bir başlangıç noktası bulmaktır.


Farklı Kişilik Bozuklukları İçin EMDR Uygulamaları

Her kişilik bozukluğu kendine özgü dinamikler taşır. Bu yüzden EMDR terapisi de kişiden kişiye uyarlanır.

Borderline Kişilik
Duygular çok yoğun yaşanır. Kimi zaman öfke, kimi zaman da büyük bir terk edilme korkusu gündeme gelir. EMDR burada, kişinin bu duyguları yönetmesine ve geçmişteki terk edilme ya da ihmal deneyimlerini işlemesine yardımcı olur.

Narsisistik Kişilik
Dışarıdan güçlü görünen ama içeride kırılgan bir benlik vardır. “Narsisistik yaralanma” denilen, kişinin kusurlu ya da yetersiz hissettiği anılar çalışılır. Böylece “sürekli en iyi olmalıyım” baskısının altında yatan acılar fark edilir.

Antisosyal Kişilik
Bu kişiler genellikle savunmalarını çok güçlü kullanır ve duygularına yaklaşmakta zorlanırlar. EMDR’de küçük adımlarla ilerlemek, önce savunmaları çalışmak ve kişinin güvenli bir şekilde duygulara temas etmesini sağlamak önemlidir.


EMDR’nin Sekiz Aşamalı Protokolü

EMDR terapisi belli bir sırayla ilerleyen sekiz aşamadan oluşur. Bu sayede süreç hem yapılandırılmış hem de güvenli olur.

  1. Geçmişi Anlama: Danışanın öyküsü dinlenir, hangi olayların bugününü etkilediği keşfedilir.
  2. Hazırlık: Terapist, kişiye sürecin nasıl işleyeceğini anlatır ve güvenli bir ilişki kurar.
  3. Hedef Seçimi: Rahatsız edici bir anı belirlenir. Bu anıya dair olumsuz düşünce, duygu ve beden duyumları not edilir.
  4. Duyarsızlaştırma: Danışan anıyı aklında tutarken göz hareketleri ya da çift yönlü uyarım yapılır. Beyin bu anıyı yeniden işler.
  5. Olumlu İnanç Pekiştirme: “Ben güçsüzüm” yerine “Kendimi koruyabilirim” gibi daha sağlıklı bir düşünceyle anı bağdaştırılır.
  6. Beden Taraması: Anı hatırlandığında bedende kalan rahatsızlıklar da işlenir.
  7. Kapanış: Seans güvenli bir şekilde sonlandırılır, kişi kendini toparlar.
  8. Yeniden Değerlendirme: Bir sonraki görüşmede önceki çalışmanın etkileri gözden geçirilir.

Kişilik bozukluklarında bu aşamalar bazen daha fazla sabır ve uyarlama gerektirir. Ama temel yapı hep aynıdır: geçmişin yükünü azaltmak ve bugünü daha sağlıklı yaşamak.


EMDR ile Terapide Karşılaşılan Yaygın Güçlükler

Kişilik bozukluğu olan bireylerle çalışırken EMDR her zaman düz bir çizgide ilerlemez. Terapide bazı zorluklarla karşılaşmak doğaldır:

  • Güven kurmak: Travmatik geçmişi olan kişiler, terapiste güvenmekte zorlanabilir.
  • Anıları hatırlamak: Bazı danışanların geçmişi parçalı ya da unutulmuş olabilir.
  • Savunmalar: Kimi danışan, acı verici gerçekleri fark etmemek için öfkeye, inkâra ya da “ben güçlüyüm” söylemlerine sığınabilir.
  • Yoğun duygular: Seans sırasında ortaya çıkan duygular bazen kişiyi zorlayabilir. Bu yüzden terapist süreci dikkatle yönetir.

Bu zorluklar terapinin bir parçasıdır. Önemli olan, kişinin kendi hızında ilerlemesine izin vermektir.


EMDR’nin Potansiyeli

EMDR, sadece travmalarla değil kişilik bozukluklarının altında yatan köklü yaralarla da çalışmayı mümkün kılar. Borderline, narsisistik veya antisosyal kişilik özelliklerinde farklı uyarlamalar gerekse de yöntem genel olarak umut verici sonuçlar vermektedir.

Kısacası, EMDR kişilik bozukluğu olan bireylere “geçmişin ağırlığını hafifletme” ve “bugünü daha sağlıklı yaşama” fırsatı sunar. Terapi yolculuğu bazen zorlayıcı olabilir, ama doğru yönlendirme ile kişinin yaşamında kalıcı değişiklikler yaratabilir.

Kaynakça

Mosquera, D. (2018). Treating personality disorders with EMDR therapy. Clinical Neuropsychiatry, 15(3), 187–193.

Çocukluk Travmaları
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

EMDR Terapisinin Kuramsal Temelleri
EMDR Terapisinin Kuramsal Temelleri
28 Aralık 2022

EMDR terapisinin kuramsal temelleri, bireyin geçmişte yaşadığı rahatsız edici...

Devamı
Tetris ve Travma: Kötü Anıları Durdurmak Mümkün mü?
Tetris ve Travma: Kötü Anıları Durdurmak Mümkün mü?
28 Şubat 2026

Tetris ve travma üzerine yapılan güncel araştırmalar; travmatik bir yaşantının...

Devamı
Dissosiyasyon ve Çocukluk Çağı Travmaları
Dissosiyasyon ve Çocukluk Çağı Travmaları
7 Eylül 2021

Dissosiyasyon Kavramı Dissosiyasyon, zihinsel süreçlerin bilinçten ayrılması ve...

Devamı
Çocukluk Çağı Travmalarının Olumsuz Etkileri
Çocukluk Çağı Travmalarının Olumsuz Etkileri
7 Eylül 2021

Çocukluk Çağı Travmalarının Olumsuz Etkileri  Çocukluk çağı travmaları...

Devamı

Instagram

Külkedisi Sendromu, kadınların bağımsızlığa karşı Külkedisi Sendromu, kadınların bağımsızlığa karşı geliştirdikleri bilinçdışı korkuyu ve bir başkası tarafından korunma, yönlendirilme ya da “kurtarılma” arzusunu anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Bu nedenle, bir klinik tanıdan çok, belirli bir psikolojik ve toplumsal örüntüye işaret eder.

Bu örüntüde kişi, yaşamını dönüştürecek gücü kendi içinde değil, dışarıda aramaya başlayabilir. İlişkilerde partnerin idealize edilmesi, aşırı uyum sağlama, kendi benliğini geri plana itme ve güvende hissetmek için bir başkasının varlığına ihtiyaç duyma bu yapının sık görülen görünümlerindendir.

Kavramın dikkat çekici yanı, yalnızca bireysel psikolojiyle değil; masallar, kültürel anlatılar ve toplumsallaşma süreçleriyle de ilişkili olmasıdır. 

Külkedisi masalında olduğu gibi, kadın bekler, sabreder, uyum gösterir; değişim ise kendi eyleminden çok dışarıdan gelen bir figürle mümkün olur. Böylece bağımsızlık, özgürleştirici bir alan olmaktan çıkıp kaygı uyandıran bir alana dönüşebilir.

Psikodinamik açıdan bakıldığında ise bu örüntü, bağımsızlıkla ilgili çatışmalı duyguların bastırılması üzerinden de okunabilir.

🌷

#psikoloji
Beyaz Şövalye Sendromu, ilişkide sürekli kurtarıcı Beyaz Şövalye Sendromu, ilişkide sürekli kurtarıcı role geçmeyi anlatır. Kişi karşısındakini sevmekle yetinmez; onu toparlamaya, iyileştirmeye, taşımaya ve düzeltmeye de çalışır.

İlk bakışta bu, sevgi, fedakarlık ve bağlılık gibi görünebilir. Ama zamanla ilişki, iki kişinin birbirine eşlik ettiği bir alan olmaktan çıkıp birinin diğerini sürekli düzenlemeye çalıştığı bir yapıya dönüşebilir.

Bu dinamikte partnerin sorunları kişinin gündemine dönüşür, partnerin duyguları ise kendi sorumluluğu gibi hissedilir. Kimi zaman dışarıdan “çok ilgili” görünen tutumun altında, kaybetme korkusu ya da vazgeçilmez olma ihtiyacı da bulunabilir.

Oysa sağlıklı destek vermek ile kurtarıcı role geçmek aynı şey değildir. Destek vermek, karşı tarafın yerine yaşamak değil; yanında olurken yine de onun kendi ayakları üzerinde durmasına alan açmaktır.

Beyaz şövalye dinamiğinde ise bu denge bozulur. Bir süre sonra sevgi ile sorumluluk, şefkat ile yük taşıma birbirine karışır. Bu da ilişkide eşitliği zedeler; yorgunluk, kırgınlık ve bastırılmış öfke yaratabilir ❤️‍🩹

Çoğu zaman bu rol kötü niyetle değil, iyi niyetle başlar. Ama yine de şu fark önemlidir: Sevgi, birini taşımak değildir. Destek olmak, onun yerine yaşamak değildir. 

Yakınlık, birini kurtarma görevi değildir.

#psikoloji
“Bırak yapsınlar” yaklaşımı, umursamazlık ya da he “Bırak yapsınlar” yaklaşımı, umursamazlık ya da her şeyi akışına bırakmak değildir. Asıl mesele, kontrol edemediğiniz kişilerle, tepkilerle ve durumlarla sürekli zihinsel mücadele etmek yerine enerjinizi gerçekten etkileyebildiğiniz alana yöneltebilmektir 🌷

Yani odağı, başkalarının ne yaptığına değil; kendi tutumunuza, sınırlarınıza ve seçimlerinize çevirmektir.

Bu bakış açısı, dışarıyı kontrol etmeye çalışırken yaşadığınız yorgunluğu ve güçsüzlük hissini azaltmaya yardımcı olabilir. 

Başkalarının davranışlarını değiştirmeye çalışmak yerine, kendi tepkinizi düzenlemeniz, değerlerinize uygun hareket etmeniz ve gerçekliği olduğu gibi görebilmeniz daha işlevsel bir zemin sağlar. Böylece zihninizdeki gereksiz yük azalabilir, daha net düşünmek ve daha sağlıklı kararlar almak kolaylaşabilir.

Günlük yaşamda bu yaklaşım; mesajınıza dönmeyen bir arkadaş, eleştirel bir iş ortamı ya da hayal kırıklığı yaratan bir ilişki dinamiği karşısında hemen savunmaya geçmemenizi destekler. 

Bunun yerine durup olanı fark etmek, kısa bir içsel mesafe oluşturmak ve ardından “Ben şimdi ne yapacağım?” sorusuna dönmek mümkün hâle gelir. 

Ancak bunun, şiddet, tehdit ya da hak ihlali içeren durumlarda pasif kalmak anlamına gelmediğini unutmamak gerekir. Böyle durumlarda öncelik, kendinizi korumak ve destek almaktır.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

Kaynak: Bırak Yapsınlar Teorisi - Mel Robbins 
Mutluluk Tuzağı - Russ Harris
Travma sadece “kötü bir anı” değildir. Sinir siste Travma sadece “kötü bir anı” değildir. Sinir sisteminde ve bedende iz bırakabilir. Çözülmemiş travmatik stres, bedenin alarm sistemini (HPA ekseni) uzun süre açık tutabilir. Bu da bizi fark etmeden “hayatta kalma” moduna sokar. Uyku bozulabilir. Enerji düşebilir. Ağrı ve gerginlik artabilir.

Zihin ve beden ayrı yapılar değildir. Duygusal stres; hormonlar, sinir sistemi ve bağışıklık sistemiyle sürekli etkileşim halindedir. Uzun süren stres kortizol dengesini etkileyebilir. Bu denge bozulduğunda vücudun enflamasyonu düzenlemesi zorlaşabilir. Bu durum bazı kişilerde bedensel kırılganlığı artırabilir. Burada amaç “duygular hastalık yapar” demek değildir. Daha doğru ifade şudur: Stres yükü arttıkça bazı sağlık sorunları için risk artabilir.

Gabor Maté’nin kuramsal çerçevesi, özellikle sınır koyamama ve öfkeyi bastırma gibi örüntülerin “gizli stres” yaratabileceğini söyler. Bu, kesin bir neden–sonuç iddiası değildir. Klinik gözlemlerle güçlenen bir yorumdur. ACE çalışmaları da çocuklukta olumsuz deneyimler arttıkça yetişkinlikte bazı sağlık risklerinin arttığını gösterir. Travma bir hastalığın tek nedeni değildir. Genetik ve çevresel etkenler de önemlidir. En kritik nokta suçlamak değil, tabloyu doğru okumaktır.

#psikoloji 

Okuma önerisi: Dr. Gabor Maté – Vücudunuz Hayır Diyorsa 

**Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı koymaz ve tedavi önerisi yerine geçmez. Şikâyetleriniz için bir hekime ve/veya ruh sağlığı uzmanına başvurunuz.**
Tetris Oynamak Travmatik Anıların Etkisini Azaltır Tetris Oynamak Travmatik Anıların Etkisini Azaltır mı?
Klinik araştırmalar, travmatik bir olaydan sonra Tetris oynamanın, akla gelen rahatsız edici görüntülerin sıklığını azaltabileceğini göstermektedir. 

Bu yöntem, Tetris’in beynin sınırlı kapasiteye sahip “çalışma belleğini” meşgul ederek anının şiddetini zayıflatmasıyla çalışır. 

Ancak Tetris tek başına bir tedavi değil, profesyonel süreci destekleyen bir bilişsel araçtır.

Tetris Beyindeki Travmatik Görüntüleri Nasıl Zayıflatır?

Travmatik anılar zihnimizde genellikle canlı ve sarsıcı “fotoğraflar” olarak saklanır. Beynimizin aynı anda işleyebileceği bilgi miktarı ise sınırlıdır.

“Bilişsel rekabet” adı verilen sürece göre; bir kişi travmatik bir anıyı hatırlarken aynı anda Tetris gibi blokların döndürülmesini gerektiren bir oyun oynarsa, beyin her iki görsel işi aynı kalitede yapamaz. 

Tetris, beynin görsel kaynaklarını doldurarak travmatik görüntünün zihne daha sönük ve daha az rahatsız edici bir şekilde geri kaydedilmesini sağlar.

Beyin Esnekliği (Nöroplastisite) Bu Süreçte Nasıl Bir Rol Oynar?

Beynimiz deneyimlerle kendini yeniden şekillendirme (nöroplastisite) yeteneğine sahiptir. 

Travmatik anılar sabit kayıtlar değildir; her hatırlandıklarında değişime açık hale gelirler. 

Tetris oynamak, anının en canlı olduğu o kısa sürede araya girerek travma devrelerini “kesintiye uğratır”. Böylece anının duygusal yükü zamanla hafifleyebilir.

Tetris ve EMDR Terapisi Arasındaki Benzerlik Nedir?

Tetris, klinik psikolojide kullanılan EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma) yöntemiyle benzer bir mantığa sahiptir. EMDR’de terapist rehberliğinde gözler sağa sola hareket ettirilerek beyin meşgul edilir. 

Tetris de görsel-uzamsal dikkatimizi yoğun şekilde kullanarak beyni benzer bir “duyarsızlaşma” sürecine sokar.

Önemli olan oyunun kendisi değil, zihni görsel olarak meşgul etme biçimidir. Benzer bir destekleyici etki için şu aktiviteler de tercih edilebilir:

* Yapboz (Puzzle)
* Çizim ve Boyama
* El İşleri: Örgü örmek gibi
* Mekansal Planlama

**Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Eğer travma sonrası stres belirtileri yaşıyorsanız, mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından destek almalısınız.**

#psikoloji
Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gi Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gibi Hissediyoruz?❤️‍🩹

Hayatınızda her şey yolunda giderken aniden bir huzursuzluk çöküyor mu? Sanki bu mutluluğun bir bedeli olacakmış gibi bir tetikte olma hali...
Aslında bu, sinir sisteminizin size bir oyunudur. Eğer kaotik bir ortamda büyüdüyseniz, sinir sisteminiz huzuru “tekinsiz bir boşluk” olarak kodlar. Çünkü sizin için tanıdık olan mutsuzluk, yabancı olan huzurdan daha “güvenli” hissettirir.

🌱Bu döngünün temelinde şunlar olabilir:

* Kaosun Konforu: Zihniniz, ne zaman ne olacağını bildiği o eski huzursuz günleri özler; çünkü krizin içinde nasıl hayatta kalacağınızı biliyorsunuzdur.

* Kontrol Çabası: Dışarıdan gelecek olası bir “darbeyi” bekleyip gerilmek yerine, kendi mutsuzluğunuzu yaratarak durumu kontrol altında tutmaya çalışırsınız.

* Ebeveyne Bilinçdışı Sadakat: Eğer mutsuz veya acı çeken ebeveynlerle büyüdüyseniz, onlardan daha mutlu olmayı onlara bir “ihanet” gibi hissedebilirsiniz. Onların yaşayamadığı o huzurlu hayatı yaşamak, bilinçdışında bir suçluluk duygusu yaratarak sizi yeniden tanıdık olan o mutsuz zemine çekebilir.

🌱Huzura tahammül etmek, sinir sistemine bu sessizliğin güvenli olduğunu ve mutlu olmanın bir suç olmadığını yeniden öğretmekle başlar.

Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek ve makalenin tamamını okumak için web sitemdeki yazıyı inceleyebilirsiniz: tugceturanlar.com 👩🏻‍💻

Not: Psikolojiye dair farkındalık notları, hazırladığım kendi kendine yardım araçları ve topluluğa özel içerikler için “Seans Odası Sakinleri” Telegram kanalına katılabilirsiniz. Terapi sürecini desteklemek ya da bireysel içsel yolculuğuna eşlik etmek isteyen herkes bu alana davetlidir. Katılım için gerekli bağlantıya profilimden ulaşılabilir.

#psikoloji #psikoterapi
Instagram'da takip et

Öne Çıkan Konular

  • İlişkisel Örüntüler
  • Bağlanma ve Yakınlık Sorunları
  • Travma ve Psikolojik İzler
  • Kişilik Yapıları
  • İçsel Çatışmalar ve Anlam Arayışı
  • Kaygı, Kontrol ve Aşırı Düşünme
  • Rüyalar ve Bilinçdışı Süreçler

Son Eklenenler

  • Tetris ve Travma: Kötü Anıları Durdurmak Mümkün mü?
  • Tekrarlayan Rüyalar Neden Görülür? Bilinçdışının Israrı
  • Tekrar Eden Yaşam Örüntüleri ve Bilinçdışı: Semboller Ne Anlatır?
  • Her Şey Yolundayken Mutsuz Hissetmek
  • Paranoid Kişilik Yapısı: Sürekli Tehdit Algısı ve Güven Sorunu
  • Sosyal Kaygı: Görülme Korkusuna Analitik Bir Bakış

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz