Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • Podcast
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • Podcast
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • Podcast
  • İletişim
featured_image

Kumar Bağımlılığı Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir

12 Kasım 2024 Yazar: Tuğçe Turanlar İlişkisel Dinamikler 0 Yorum

Kumar bağımlılığı, bireylerin hayatını ciddi şekilde etkileyen, kontrolsüz kumar oynama davranışı ile karakterize edilen bir bozukluktur. DSM-5’te “Madde ile İlişkili Olmayan Bozukluklar” kategorisinde yer alması, bu durumun bağımlılık spektrumunda değerlendirildiğini göstermektedir. Bu yazıda kumar bağımlılığının belirtilerinden, nedenlerinden ve tedavi yöntemlerinden detaylı bir şekilde bahsedilecektir.

Kumar Bağımlılığı Nedir?

 

Kumar bağımlılığı, bireylerin kumar oynama davranışını kontrol edemediği, bu nedenle sosyal, mesleki ve ailevi alanlarda ciddi işlev kaybına neden olan bir bağımlılık türüdür. Diğer bağımlılıklar gibi, kumar bağımlılığı da kronik, tekrarlayan bir seyir izler ve bireylerin kendi başlarına bu durumdan kurtulmaları genellikle zordur.

DSM-5’e göre kumar bağımlılığının tanı ölçütleri arasında şunlar bulunur:

  • Dürtü kontrolü kaybı: Kumar oynama davranışını kontrol edememe,
  • Tolerans geliştirme: Daha fazla heyecan hissi için artan miktarlarda parayla kumar oynama ihtiyacı,
  • Yoksunluk belirtileri: Kumar oynayamadığında huzursuzluk ve sinirlilik,
  • Sosyal ve mesleki kayıplar: Kumar oynama nedeniyle işten veya aile ilişkilerinden kopma,
  • Maddi kayıpların telafisi: Kaybedilen parayı geri kazanma çabası (kayıpları kovalamak).

Bu ölçütlerden en az dördünün bulunması, kumar bağımlılığı tanısı için yeterlidir.

Kumar Bağımlılığının Epidemiyolojisi

 

Kumar bağımlılığı, toplumun %0,1 ile %2,7’sinde görülmektedir. Risk faktörleri arasında şunlar yer alır:

  • Erkek cinsiyet,
  • Genç yaş,
  • Düşük sosyoekonomik düzey,
  • Psikiyatrik eş tanılar (örneğin, depresyon, anksiyete),
  • Olumsuz çocukluk deneyimleri.

Kadınlar genellikle kumar davranışını kişisel sorunlardan kaçış amacıyla sergilerken, erkekler stratejik oyunlara ve daha yüksek risk içeren kumar türlerine yönelme eğilimindedir. Ayrıca, kumar bağımlılığı olan bireylerin intihar riski, genel nüfusa kıyasla önemli ölçüde daha yüksektir.

Kumar Bağımlılığının Nedenleri

 

Kumar bağımlılığı, biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Bu nedenleri daha ayrıntılı inceleyelim:

Biyolojik Faktörler:

  • Dopamin ve serotonin sistemleri: Beyindeki ödül mekanizmalarını etkileyen bu nörotransmitterlerin düzensizliği, kumar bağımlılığını tetikleyebilir.
  • Genetik yatkınlık: Kumar bağımlılığı olan bireylerin birinci derece akrabalarında bu tür davranışların görülme sıklığı daha yüksektir.

Psikolojik Faktörler:

  • Bilişsel çarpıtmalar: Kumar oynayan bireyler genellikle “şans döngüsü” veya “kayıpları kovalamak” gibi irrasyonel düşüncelere sahiptir.
  • Dürtüsellik: Riskli kararlar alma ve ani dürtülere karşı koyamama eğilimi, kumar bağımlılığı ile ilişkilidir.

Çevresel Faktörler:

  • Erişim kolaylığı: Kumar oynama imkanlarının yaygın olduğu bölgelerde bağımlılık riski daha yüksektir.
  • Sosyal etkiler: Aile veya arkadaş çevresinde kumar oynama davranışının yaygın olması bağımlılığı artırabilir.

Tedavi Yöntemleri

 

Kumar bağımlılığı tedavisinde kullanılan yöntemler, bireyin ihtiyaçlarına ve bağımlılık düzeyine göre değişiklik gösterebilir. Bu yöntemler arasında farmakoterapi, psikoterapi ve bireyin kendi kendine baş etme mekanizmalarını geliştirebileceği yöntemler yer alır.

 

Farmakoterapi

 

  • Opioid Reseptör Antagonistleri: Naltrekson ve nalmefen gibi ilaçlar, kumar oynama dürtüsünü baskılayarak bireyin bağımlılık döngüsünü kırmasına yardımcı olabilir.
  • SSRI’lar (Selektif Serotonin Geri Alım İnhibitörleri): Depresyon ve anksiyete gibi eşlik eden rahatsızlıklarda yarar sağlayabilir.
  • Lityum ve Diğer Glutamaterjik İlaçlar: Bipolar bozukluk gibi eşlik eden durumlarda kullanılabilir.
  • Antipsikotikler: Aşırı dürtüsellik veya kontrol kaybı yaşayan bireylerde yardımcı olabilir.

 

Psikoterapi Yöntemleri

 

Psikoterapi, kumar bağımlılığı tedavisinde en etkili yöntemlerden biridir. Farklı terapi yaklaşımları bireyin bağımlılık davranışlarını anlamasına ve değiştirmesine yardımcı olur.

 

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT):

BDT, kumar bağımlılığı tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Bireyin kumar davranışını sürdüren irrasyonel düşünceleri (örneğin, “Bir sonraki elde kazanacağım” gibi) tanımlamasına ve bu düşünceleri değiştirmesine odaklanır. Ayrıca, bireyin stresle başa çıkma becerilerini geliştirmesine yardımcı olur.

Motivasyonel Görüşme (MG):

Değişim motivasyonunu artırmaya odaklanan bu terapi yöntemi, özellikle değişime direnci olan bireylerde etkili olabilir. Bireyin kumar oynamayı bırakma isteğini güçlendirir.

EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme):

EMDR terapisi, özellikle travma ve stresle ilişkili kumar bağımlılığı vakalarında etkili bir yöntemdir. Kumar bağımlılığı genellikle geçmişteki duygusal travmalarla ilişkili olabileceğinden, EMDR, bireyin bu travmalarını yeniden işlemesine ve tetikleyici durumlara karşı duyarsızlaşmasına yardımcı olabilir.

  • EMDR, bağımlılığın altında yatan stresörleri hedef alır. Örneğin, bir bireyin kumara başlama nedeni travmatik bir kayıp veya yoğun duygusal stres olabilir. Bu terapiyle, birey bu travmayı yeniden işleyecek ve kumar dürtüsüne karşı dayanıklılık geliştirecektir.
  • EMDR ayrıca bağımlılık döngüsüne katkıda bulunan olumsuz inançları (“Yetersizim,” “Başarısızım”) yeniden çerçeveleyerek bireyin özgüvenini artırabilir.

Şema Terapi:

Kumar bağımlılığına yol açabilecek duygusal ve davranışsal örüntüleri ele alır. Özellikle “duygusal yoksunluk” veya “başarısızlık” gibi temel şemalar üzerinde çalışarak bireyin bağımlılık davranışını sürdüren duygusal ihtiyaçlarını anlamasına yardımcı olur.

Grup Terapisi:

Bireylerin benzer deneyimler yaşayan kişilerle etkileşim kurmasını sağlar. Grup desteği, yalnızlık hissini azaltır ve bireylerin tedavi sürecine bağlı kalmasını teşvik eder.

Aile Terapisi:

Kumar bağımlılığı, bireyin aile dinamiklerini de etkiler. Aile terapisinde, aile üyeleri bağımlılık davranışının etkilerini anlamaya ve bireye destek olmaya odaklanır.

Diyalektik Davranış Terapisi (DDT):

Bu terapi, dürtü kontrol sorunları üzerinde çalışır ve bireye duygusal regülasyon becerileri kazandırır. Özellikle, bireyin stresle başa çıkmasını ve kumar oynama dürtüsüne direnmesini sağlar.

 

Kumar Bağımlılığı ile Kendi Kendine Baş Etme Yöntemleri

 

Bireylerin tedavi sürecine ek olarak kendi kendine uygulayabileceği yöntemler de iyileşme sürecinde önemlidir:

Tetikleyicilerden Uzak Durun:

Kumar dürtüsünü tetikleyen yerlerden, kişilerden veya durumlardan kaçının. Örneğin, kumar mekanlarından uzak durmak veya kumarla ilgili sosyal çevreyi değiştirmek önemlidir.

Sağlıklı Alışkanlıklar Geliştirin:

Egzersiz, meditasyon, hobi edinme gibi aktiviteler, stresle başa çıkmayı ve kumar dürtüsünü kontrol etmeyi kolaylaştırır.

Finansal Sorumluluğu Devredin:

Mali kaynaklarınızı bir aile üyesine veya güvendiğiniz bir kişiye devrederek kumar oynamayı engelleyebilirsiniz. Ayrıca, kumar sitelerine erişimi sınırlandıran uygulamaları kullanabilirsiniz.

Günlük Tutun:

Kumar oynama isteğinizi tetikleyen durumları yazın ve bunlarla başa çıkmak için kullandığınız yöntemleri kaydedin. Bu, ilerlemenizi görselleştirmenizi sağlar.

Sosyal Destek Alın:

Kendi kendine yardım grupları, bağımlılıkla mücadelede etkili bir destek sağlayabilir.

Alternatif Ödül Sistemleri Kurun:

Kumar yerine hedef odaklı bir ödül sistemi geliştirin. Örneğin, kumar oynamadığınız bir hafta boyunca kendinizi küçük bir ödülle motive edin (örneğin, bir kitap veya sevdiğiniz bir aktivite).

Bilişsel Çalışmalar Yapın:

Kumar bağımlılığına yol açan irrasyonel düşünceleri fark etmeye çalışın. “Bu sefer şans dönecek” gibi düşünceler yerine daha mantıklı değerlendirmeler yapmayı öğrenin.

 

Sonuç

 

Kumar bağımlılığı, bireylerin yaşamını derinden etkileyen ve çözümü genellikle profesyonel destek gerektiren bir sağlık sorunudur. Tedavi sürecinde Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), güçlü bilimsel kanıtlarla desteklenen en etkili yöntemlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Bu terapi, bireyin irrasyonel düşünce kalıplarını değiştirmesine ve kumar davranışını tetikleyen durumlarla başa çıkmasına yardımcı olur. EMDR Terapisi, özellikle bağımlılığın altında yatan travmatik deneyimlerin ele alınmasında etkili bir araçtır ve bağımlılığın tetikleyicilerine karşı bireyin duyarsızlaşmasını sağlar.

 

Bireysel terapi yöntemlerinin yanı sıra, Grup Terapisi gibi destek grupları, sosyal izolasyonu azaltarak bireyin iyileşme sürecine bağlılığını artırabilir. Motivasyonel Görüşme (MG) ise, değişim isteği düşük olan bireylerde motivasyonu güçlendiren bir yöntem olarak tedavi sürecine değer katar.

 

Tedavi süreci boyunca bireylerin kendi kendine uygulayabileceği yöntemler de önemli bir rol oynar. Tetikleyicilerden uzak durmak, sağlıklı alışkanlıklar geliştirmek, mali sorumluluğu devretmek ve günlük tutmak gibi stratejiler, bireyin bağımlılık davranışını kontrol altına almasına yardımcı olabilir. Ancak, bu yöntemler genellikle profesyonel terapi desteği ile birleştiğinde daha etkili sonuçlar verir.

 

Kumar bağımlılığı tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım, bireyin bağımlılık döngüsünü kırmasına, daha sağlıklı bir yaşam sürmesine ve sosyal ilişkilerini yeniden inşa etmesine olanak tanır. Bilimsel kanıtlara dayalı tedavi yöntemlerinin yanı sıra bireysel ve toplumsal farkındalığın artırılması, bu bağımlılığın neden olduğu sağlık ve sosyal sorunların azaltılmasında kritik öneme sahiptir.

 

Unutulmamalıdır ki, bağımlılık bir irade zayıflığı değil, bir sağlık problemidir. Bu nedenle, bireylerin destek aramaktan çekinmemeleri ve toplumun bu süreçte bireylere empati ile yaklaşması, tedavi sürecinin başarısını artıracaktır.

 

Türkiye’de Destek Grupları

 

Türkiye’de kumar bağımlılığıyla mücadele eden bireyler için çeşitli destek grupları ve kurumlar bulunmaktadır:

  • Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM): YEDAM, kumar bağımlılığı konusunda ücretsiz psikolojik ve sosyal destek hizmetleri sunmaktadır. Ayrıca, ailelere yönelik bilgilendirme ve destek programları da düzenlemektedir. (Yedam)
  • Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM): TBM, bağımlılıklarla mücadelede farkındalık oluşturmak amacıyla eğitim programları ve kaynaklar sunmaktadır. (TBM)

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

Yule Psikoloji

Kaynakça

  1. Çakmak, S., & Tamam, L. (2018). Kumar Oynama Bozukluğu: Genel Bir Bakış. Bağımlılık Dergisi – Journal of Dependence.
  2. American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (DSM-5).
  3. Potenza, M. N. (2014). Gambling disorder. JAMA Psychiatry.
  4. Shapiro, F. (2001). Eye Movement Desensitization and Reprocessing: Basic Principles, Protocols, and Procedures.
  5. Kim, S. W., & Grant, J. E. (2001). Pharmacotherapy for pathological gambling. CNS Drugs.
  6. Grant, J. E., & Potenza, M. N. (2006). Pathological gambling: Clinical and neurobiological features. American Journal of Psychiatry.
  7. Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM). (n.d.). Kumar bağımlılığı hakkında bilgi ve destek. https://yedam.org.tr
  8. Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM). (n.d.). https://tbm.org.tr
Bağımlılık Kumar Bağımlılığı
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu: Belirtiler, Nedenleri ve Tedavi
Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu: Belirtiler, Nedenleri ve Tedavi
17 Ocak 2023

Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu Nedir? Borderline (sınırda) kişilik...

Devamı
Dopamin Detoksu Nedir
Dopamin Detoksu Nedir
18 Haziran 2024

Dopamin detoksu, modern yaşamın getirdiği sürekli uyaranlara ve bağımlılık...

Devamı
Dişi ve Erkek Narsisizmi: İlişkilerde İki Farklı Yüz
Dişi ve Erkek Narsisizmi: İlişkilerde İki Farklı Yüz
18 Ağustos 2025

Narsisizm, son yıllarda psikoloji gündeminin zirvesine oturdu. Toksik...

Devamı
Kendine Dönüş Neden Önemli?
Kendine Dönüş Neden Önemli?
24 Eylül 2025

Hayatın yoğunluğu içinde çoğu zaman kendimizi duyamadan, duygularımızı fark...

Devamı

Instagram

Külkedisi Sendromu, kadınların bağımsızlığa karşı Külkedisi Sendromu, kadınların bağımsızlığa karşı geliştirdikleri bilinçdışı korkuyu ve bir başkası tarafından korunma, yönlendirilme ya da “kurtarılma” arzusunu anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Bu nedenle, bir klinik tanıdan çok, belirli bir psikolojik ve toplumsal örüntüye işaret eder.

Bu örüntüde kişi, yaşamını dönüştürecek gücü kendi içinde değil, dışarıda aramaya başlayabilir. İlişkilerde partnerin idealize edilmesi, aşırı uyum sağlama, kendi benliğini geri plana itme ve güvende hissetmek için bir başkasının varlığına ihtiyaç duyma bu yapının sık görülen görünümlerindendir.

Kavramın dikkat çekici yanı, yalnızca bireysel psikolojiyle değil; masallar, kültürel anlatılar ve toplumsallaşma süreçleriyle de ilişkili olmasıdır. 

Külkedisi masalında olduğu gibi, kadın bekler, sabreder, uyum gösterir; değişim ise kendi eyleminden çok dışarıdan gelen bir figürle mümkün olur. Böylece bağımsızlık, özgürleştirici bir alan olmaktan çıkıp kaygı uyandıran bir alana dönüşebilir.

Psikodinamik açıdan bakıldığında ise bu örüntü, bağımsızlıkla ilgili çatışmalı duyguların bastırılması üzerinden de okunabilir.

🌷

#psikoloji
Beyaz Şövalye Sendromu, ilişkide sürekli kurtarıcı Beyaz Şövalye Sendromu, ilişkide sürekli kurtarıcı role geçmeyi anlatır. Kişi karşısındakini sevmekle yetinmez; onu toparlamaya, iyileştirmeye, taşımaya ve düzeltmeye de çalışır.

İlk bakışta bu, sevgi, fedakarlık ve bağlılık gibi görünebilir. Ama zamanla ilişki, iki kişinin birbirine eşlik ettiği bir alan olmaktan çıkıp birinin diğerini sürekli düzenlemeye çalıştığı bir yapıya dönüşebilir.

Bu dinamikte partnerin sorunları kişinin gündemine dönüşür, partnerin duyguları ise kendi sorumluluğu gibi hissedilir. Kimi zaman dışarıdan “çok ilgili” görünen tutumun altında, kaybetme korkusu ya da vazgeçilmez olma ihtiyacı da bulunabilir.

Oysa sağlıklı destek vermek ile kurtarıcı role geçmek aynı şey değildir. Destek vermek, karşı tarafın yerine yaşamak değil; yanında olurken yine de onun kendi ayakları üzerinde durmasına alan açmaktır.

Beyaz şövalye dinamiğinde ise bu denge bozulur. Bir süre sonra sevgi ile sorumluluk, şefkat ile yük taşıma birbirine karışır. Bu da ilişkide eşitliği zedeler; yorgunluk, kırgınlık ve bastırılmış öfke yaratabilir ❤️‍🩹

Çoğu zaman bu rol kötü niyetle değil, iyi niyetle başlar. Ama yine de şu fark önemlidir: Sevgi, birini taşımak değildir. Destek olmak, onun yerine yaşamak değildir. 

Yakınlık, birini kurtarma görevi değildir.

#psikoloji
“Bırak yapsınlar” yaklaşımı, umursamazlık ya da he “Bırak yapsınlar” yaklaşımı, umursamazlık ya da her şeyi akışına bırakmak değildir. Asıl mesele, kontrol edemediğiniz kişilerle, tepkilerle ve durumlarla sürekli zihinsel mücadele etmek yerine enerjinizi gerçekten etkileyebildiğiniz alana yöneltebilmektir 🌷

Yani odağı, başkalarının ne yaptığına değil; kendi tutumunuza, sınırlarınıza ve seçimlerinize çevirmektir.

Bu bakış açısı, dışarıyı kontrol etmeye çalışırken yaşadığınız yorgunluğu ve güçsüzlük hissini azaltmaya yardımcı olabilir. 

Başkalarının davranışlarını değiştirmeye çalışmak yerine, kendi tepkinizi düzenlemeniz, değerlerinize uygun hareket etmeniz ve gerçekliği olduğu gibi görebilmeniz daha işlevsel bir zemin sağlar. Böylece zihninizdeki gereksiz yük azalabilir, daha net düşünmek ve daha sağlıklı kararlar almak kolaylaşabilir.

Günlük yaşamda bu yaklaşım; mesajınıza dönmeyen bir arkadaş, eleştirel bir iş ortamı ya da hayal kırıklığı yaratan bir ilişki dinamiği karşısında hemen savunmaya geçmemenizi destekler. 

Bunun yerine durup olanı fark etmek, kısa bir içsel mesafe oluşturmak ve ardından “Ben şimdi ne yapacağım?” sorusuna dönmek mümkün hâle gelir. 

Ancak bunun, şiddet, tehdit ya da hak ihlali içeren durumlarda pasif kalmak anlamına gelmediğini unutmamak gerekir. Böyle durumlarda öncelik, kendinizi korumak ve destek almaktır.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

Kaynak: Bırak Yapsınlar Teorisi - Mel Robbins 
Mutluluk Tuzağı - Russ Harris
Travma sadece “kötü bir anı” değildir. Sinir siste Travma sadece “kötü bir anı” değildir. Sinir sisteminde ve bedende iz bırakabilir. Çözülmemiş travmatik stres, bedenin alarm sistemini (HPA ekseni) uzun süre açık tutabilir. Bu da bizi fark etmeden “hayatta kalma” moduna sokar. Uyku bozulabilir. Enerji düşebilir. Ağrı ve gerginlik artabilir.

Zihin ve beden ayrı yapılar değildir. Duygusal stres; hormonlar, sinir sistemi ve bağışıklık sistemiyle sürekli etkileşim halindedir. Uzun süren stres kortizol dengesini etkileyebilir. Bu denge bozulduğunda vücudun enflamasyonu düzenlemesi zorlaşabilir. Bu durum bazı kişilerde bedensel kırılganlığı artırabilir. Burada amaç “duygular hastalık yapar” demek değildir. Daha doğru ifade şudur: Stres yükü arttıkça bazı sağlık sorunları için risk artabilir.

Gabor Maté’nin kuramsal çerçevesi, özellikle sınır koyamama ve öfkeyi bastırma gibi örüntülerin “gizli stres” yaratabileceğini söyler. Bu, kesin bir neden–sonuç iddiası değildir. Klinik gözlemlerle güçlenen bir yorumdur. ACE çalışmaları da çocuklukta olumsuz deneyimler arttıkça yetişkinlikte bazı sağlık risklerinin arttığını gösterir. Travma bir hastalığın tek nedeni değildir. Genetik ve çevresel etkenler de önemlidir. En kritik nokta suçlamak değil, tabloyu doğru okumaktır.

#psikoloji 

Okuma önerisi: Dr. Gabor Maté – Vücudunuz Hayır Diyorsa 

**Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı koymaz ve tedavi önerisi yerine geçmez. Şikâyetleriniz için bir hekime ve/veya ruh sağlığı uzmanına başvurunuz.**
Tetris Oynamak Travmatik Anıların Etkisini Azaltır Tetris Oynamak Travmatik Anıların Etkisini Azaltır mı?
Klinik araştırmalar, travmatik bir olaydan sonra Tetris oynamanın, akla gelen rahatsız edici görüntülerin sıklığını azaltabileceğini göstermektedir. 

Bu yöntem, Tetris’in beynin sınırlı kapasiteye sahip “çalışma belleğini” meşgul ederek anının şiddetini zayıflatmasıyla çalışır. 

Ancak Tetris tek başına bir tedavi değil, profesyonel süreci destekleyen bir bilişsel araçtır.

Tetris Beyindeki Travmatik Görüntüleri Nasıl Zayıflatır?

Travmatik anılar zihnimizde genellikle canlı ve sarsıcı “fotoğraflar” olarak saklanır. Beynimizin aynı anda işleyebileceği bilgi miktarı ise sınırlıdır.

“Bilişsel rekabet” adı verilen sürece göre; bir kişi travmatik bir anıyı hatırlarken aynı anda Tetris gibi blokların döndürülmesini gerektiren bir oyun oynarsa, beyin her iki görsel işi aynı kalitede yapamaz. 

Tetris, beynin görsel kaynaklarını doldurarak travmatik görüntünün zihne daha sönük ve daha az rahatsız edici bir şekilde geri kaydedilmesini sağlar.

Beyin Esnekliği (Nöroplastisite) Bu Süreçte Nasıl Bir Rol Oynar?

Beynimiz deneyimlerle kendini yeniden şekillendirme (nöroplastisite) yeteneğine sahiptir. 

Travmatik anılar sabit kayıtlar değildir; her hatırlandıklarında değişime açık hale gelirler. 

Tetris oynamak, anının en canlı olduğu o kısa sürede araya girerek travma devrelerini “kesintiye uğratır”. Böylece anının duygusal yükü zamanla hafifleyebilir.

Tetris ve EMDR Terapisi Arasındaki Benzerlik Nedir?

Tetris, klinik psikolojide kullanılan EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma) yöntemiyle benzer bir mantığa sahiptir. EMDR’de terapist rehberliğinde gözler sağa sola hareket ettirilerek beyin meşgul edilir. 

Tetris de görsel-uzamsal dikkatimizi yoğun şekilde kullanarak beyni benzer bir “duyarsızlaşma” sürecine sokar.

Önemli olan oyunun kendisi değil, zihni görsel olarak meşgul etme biçimidir. Benzer bir destekleyici etki için şu aktiviteler de tercih edilebilir:

* Yapboz (Puzzle)
* Çizim ve Boyama
* El İşleri: Örgü örmek gibi
* Mekansal Planlama

**Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Eğer travma sonrası stres belirtileri yaşıyorsanız, mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından destek almalısınız.**

#psikoloji
Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gi Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gibi Hissediyoruz?❤️‍🩹

Hayatınızda her şey yolunda giderken aniden bir huzursuzluk çöküyor mu? Sanki bu mutluluğun bir bedeli olacakmış gibi bir tetikte olma hali...
Aslında bu, sinir sisteminizin size bir oyunudur. Eğer kaotik bir ortamda büyüdüyseniz, sinir sisteminiz huzuru “tekinsiz bir boşluk” olarak kodlar. Çünkü sizin için tanıdık olan mutsuzluk, yabancı olan huzurdan daha “güvenli” hissettirir.

🌱Bu döngünün temelinde şunlar olabilir:

* Kaosun Konforu: Zihniniz, ne zaman ne olacağını bildiği o eski huzursuz günleri özler; çünkü krizin içinde nasıl hayatta kalacağınızı biliyorsunuzdur.

* Kontrol Çabası: Dışarıdan gelecek olası bir “darbeyi” bekleyip gerilmek yerine, kendi mutsuzluğunuzu yaratarak durumu kontrol altında tutmaya çalışırsınız.

* Ebeveyne Bilinçdışı Sadakat: Eğer mutsuz veya acı çeken ebeveynlerle büyüdüyseniz, onlardan daha mutlu olmayı onlara bir “ihanet” gibi hissedebilirsiniz. Onların yaşayamadığı o huzurlu hayatı yaşamak, bilinçdışında bir suçluluk duygusu yaratarak sizi yeniden tanıdık olan o mutsuz zemine çekebilir.

🌱Huzura tahammül etmek, sinir sistemine bu sessizliğin güvenli olduğunu ve mutlu olmanın bir suç olmadığını yeniden öğretmekle başlar.

Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek ve makalenin tamamını okumak için web sitemdeki yazıyı inceleyebilirsiniz: tugceturanlar.com 👩🏻‍💻

Not: Psikolojiye dair farkındalık notları, hazırladığım kendi kendine yardım araçları ve topluluğa özel içerikler için “Seans Odası Sakinleri” Telegram kanalına katılabilirsiniz. Terapi sürecini desteklemek ya da bireysel içsel yolculuğuna eşlik etmek isteyen herkes bu alana davetlidir. Katılım için gerekli bağlantıya profilimden ulaşılabilir.

#psikoloji #psikoterapi
Instagram'da takip et

Öne Çıkan Konular

  • İlişkisel Örüntüler
  • Bağlanma ve Yakınlık Sorunları
  • Travma ve Psikolojik İzler
  • Kişilik Yapıları
  • İçsel Çatışmalar ve Anlam Arayışı
  • Kaygı, Kontrol ve Aşırı Düşünme
  • Rüyalar ve Bilinçdışı Süreçler

Son Eklenenler

  • Tetris ve Travma: Kötü Anıları Durdurmak Mümkün mü?
  • Tekrarlayan Rüyalar Neden Görülür? Bilinçdışının Israrı
  • Tekrar Eden Yaşam Örüntüleri ve Bilinçdışı: Semboller Ne Anlatır?
  • Her Şey Yolundayken Mutsuz Hissetmek
  • Paranoid Kişilik Yapısı: Sürekli Tehdit Algısı ve Güven Sorunu
  • Sosyal Kaygı: Görülme Korkusuna Analitik Bir Bakış

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz