Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
featured_image

İlişki Danışmanlığı Ne Zaman Alınmalı?

5 Eylül 2021 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum

İlişki danışmanlığı, ilişkide tekrar eden tartışmalar, iletişim sorunları, güven kaybı veya duygusal uzaklaşma yaşandığında başvurulabilecek psikolojik destek süreçlerinden biridir. Bu destek yalnızca ilişkinin bitme noktasına geldiği durumlarda düşünülmesi gereken bir adım değildir. Bazen çiftler birbirini sevmesine rağmen aynı tartışmaları tekrar tekrar yaşayabilir, konuşmalar hızla savunmaya dönüşebilir ya da taraflardan biri kendini giderek daha yalnız, duyulmamış ve anlaşılmamış hissedebilir.

İlişkilerde sorun çoğu zaman tek bir olaydan ibaret değildir. Para, aileler, çocuklar, ev düzeni, cinsellik, mesajlara geç cevap verme ya da kıskançlık gibi görünen konuların altında daha temel duygusal ihtiyaçlar olabilir: görülmek, önemsenmek, güvende hissetmek, anlaşılmak ya da yalnız bırakılmamak.

Bu yazıda ilişki danışmanlığı ne zaman düşünülebilir, hangi işaretler ciddiye alınmalıdır, partner sürece katılmak istemiyorsa ne yapılabilir ve hangi durumlarda birlikte görüşme uygun olmayabilir gibi sorulara yanıt arayacağız.

İlişki Danışmanlığı Nedir?

İlişki danışmanlığı, ilişkinin içinde yaşanan sorunlara daha güvenli, tarafsız ve düzenleyici bir alanda bakabilmeyi amaçlayan bir destek sürecidir. Burada hedef, kimin haklı kimin haksız olduğunu belirlemek değildir. Daha çok, çiftin aynı döngüye nasıl girdiğini, tartışmaların nerede büyüdüğünü, duygusal temasın hangi noktada koptuğunu ve her iki tarafın neye ihtiyaç duyduğunu anlamaktır.

Bazı çiftler destek almayı “ilişkinin başarısızlığı” gibi yorumlayabilir. Oysa destek aramak, çoğu zaman ilişkinin hâlâ önemsendiğini ve daha sağlıklı bir yol aranmak istendiğini gösterir.

Bu süreçte çiftler şunları fark edebilir:

Aynı tartışmanın farklı başlıklarla tekrar ettiğini.
Kendilerini ifade ederken partnerlerinin savunmaya geçtiğini.
Öfkenin altında kırgınlık, yalnızlık ya da değersizlik hissi olduğunu.
Bir tarafın daha çok konuşmaya, diğer tarafın ise geri çekilmeye eğilimli olduğunu.
İlişkideki sorunun yalnızca “iletişim eksikliği” değil, güven ve bağ kurma ihtiyacıyla ilişkili olduğunu.

Bu nedenle ilişki danışmanlığı, yalnızca problem çözmek değil; ilişkinin duygusal mantığını anlamaya çalışmaktır.

İlişki Danışmanlığı Ne Zaman Alınmalı?

İlişki danışmanlığı, sorunların yıllarca birikmesini beklemeden de düşünülebilir. Çünkü bazı ilişki sorunları erken fark edildiğinde daha az yıpratıcı biçimde ele alınabilir.

Şu durumlar destek alma zamanının geldiğini gösterebilir:

Aynı tartışmalar tekrar tekrar yaşanıyorsa.
Konuşmalar hızla suçlama ve savunmaya dönüşüyorsa.
Kırgınlıklar konuşulmadan birikiyorsa.
Partnerlerden biri giderek içine kapanıyorsa.
Duygusal uzaklık artıyorsa.
Güven kaybı ilişkiyi etkilemeye başladıysa.
Bir taraf sürekli yalnız, değersiz ya da suçlu hissediyorsa.
Tartışmalardan sonra onarım yapılamıyorsa.
Ayrılık fikri sık sık gündeme geliyorsa.
İlişkide kontrol, tehdit, baskı ya da korku varsa.

Destek almak için ilişkinin tamamen çıkmaza girmesini beklemek gerekmez. Bazen zamanında alınan destek, çiftin aynı döngüye tekrar tekrar sıkışmasını önlemeye yardımcı olabilir.

İlişki Sorunları Ne Zaman Ciddiye Alınmalı?

Her ilişkide zaman zaman tartışma, kırgınlık ve uyumsuzluk yaşanabilir. Ancak bazı durumlarda sorunlar geçici bir dönemden çok, ilişkinin içinde tekrar eden bir örüntüye dönüşür.

İlişki sorunları özellikle şu durumlarda ciddiye alınmalıdır:

Tartışmalar çözülmeden kapanıyorsa.
Bir konu kapansa bile kısa süre sonra başka bir başlıkla yeniden açılıyorsa.
Partnerler birbirini dinlemek yerine savunmaya geçiyorsa.
Kırgınlıklar zamanla birikiyor ama açıkça konuşulamıyorsa.
İlişkide yakınlık yerine mesafe, sessizlik veya kaçınma artıyorsa.
Bir taraf sürekli “Ben bu ilişkide yalnızım” hissi yaşıyorsa.

Bu tür durumlarda sorun yalnızca “ne hakkında tartışıldığı” değildir. Asıl mesele, çiftin tartışma sırasında birbirini nasıl duyduğu, nasıl savunmaya geçtiği ve temasın nerede koptuğudur.

Tekrar Eden Tartışmalar Ne Anlama Gelir?

Çiftler çoğu zaman aynı tartışmayı farklı konular üzerinden tekrar eder. Bir gün konu ev işleri olabilir, başka bir gün telefon kullanımı, aile sınırları, para, çocuklar ya da birlikte geçirilen zaman. Fakat altta çoğu zaman benzer duygusal sorular vardır:

“Beni duyuyor musun?”
“Benim için çaba gösteriyor musun?”
“Bu ilişkide güvende miyim?”
“Benim ihtiyaçlarım senin için önemli mi?”
“Yanımda mısın, yoksa bana karşı mısın?”

Bu nedenle tekrar eden tartışmalarda yalnızca görünen konuya odaklanmak yeterli olmayabilir. Çiftin tartışma sırasında ne yaşadığı, nasıl savunmaya geçtiği, hangi noktada geri çekildiği ve hangi duygusal ihtiyacın duyulmadığı önemlidir.

Tekrar eden tartışmalar, ilişkinin mutlaka kötü olduğu anlamına gelmez. Ancak çift bu döngüyü fark edemediğinde, her tartışma ilişkiye yeni bir kırgınlık ekleyebilir.

Duygusal Uzaklaşma Ne Zaman Destek Gerektirir?

Bazı ilişkilerde sorun yüksek sesli tartışmalarla değil, sessizlikle görünür. Partnerler artık eskisi kadar konuşmaz, birbirine gününü anlatmaz, duygularını paylaşmaz ya da birlikte zaman geçirse bile içsel olarak uzak hisseder.

Duygusal uzaklaşma şu şekilde görülebilir:

Konuşmaların yalnızca günlük işler ve sorumluluklarla sınırlı kalması.
Birlikte zaman geçirilse bile yakınlık hissinin azalması.
Partnerlerden birinin “artık beni merak etmiyor” diye düşünmesi.
Fiziksel yakınlığın azalması.
Duygusal paylaşımların başka kişilere kayması.
İlişkide yalnızlık hissinin artması.
Tartışmamak için önemli konuların hiç açılmaması.

Bazen çiftler “artık kavga etmiyoruz” diye ilişkiyi daha iyi sanabilir. Oysa bazı durumlarda kavganın azalması, yakınlığın arttığı anlamına değil; tarafların konuşmaktan vazgeçtiği anlamına gelebilir.

Bu nedenle duygusal uzaklaşma, ilişki danışmanlığı almayı düşündürebilecek önemli işaretlerden biridir.

Güven Kaybı Yaşandığında Ne Yapılabilir?

Güven, ilişkilerin temel alanlarından biridir. Aldatma, yalan, saklama, verilen sözlerin tutulmaması, duygusal ihmal, kontrol davranışları ya da tekrar eden hayal kırıklıkları güven duygusunu zedeleyebilir.

Güven kaybı yaşandığında çiftler çoğu zaman iki uç arasında gidip gelir: Bir taraf hızlıca “devam edelim” demek isterken, diğer taraf yaşananları tekrar tekrar konuşma ihtiyacı duyabilir. Bir taraf konunun kapanmasını isterken, diğer taraf hâlâ güvende hissetmeyebilir.

Bu noktada destek almak, şu alanları daha güvenli biçimde ele almaya yardımcı olabilir:

Güvenin nasıl zedelendiğini anlamak.
Yaşanan kırılmanın her iki taraf için ne anlama geldiğini konuşmak.
Sorumluluk ve onarım ihtiyacını değerlendirmek.
Güvenin yeniden kurulup kurulamayacağını anlamak.
İlişkinin devamına dair daha bilinçli karar verebilmek.

Güven kaybı sonrası amaç hızlıca affetmek ya da hızlıca ayrılmak değildir. Amaç, yaşanan kırılmayı daha açık, güvenli ve gerçekçi biçimde değerlendirebilmektir.

Partner Terapiye Gelmek İstemiyorsa Ne Yapılabilir?

İlişkide destek almak isteyen kişi her zaman partnerinden aynı isteği göremeyebilir. Partnerlerden biri sürece katılmak istemeyebilir, “Sorun bende değil” diyebilir ya da terapiye dair kaygı ve önyargılar taşıyabilir.

Partnerin sürece katılmak istememesi, kişinin ilişki danışmanlığı hakkında bilgi almasına ya da bireysel destekle kendi tarafını anlamasına engel değildir. Bireysel görüşmelerde ilişki içinde yaşanan zorlanmalar, tekrar eden döngüler, sınır koyma, karar verme süreci, bağlanma örüntüleri ve kişinin kendi duygusal ihtiyaçları ele alınabilir.

Kişi kendi tarafında şunları çalışabilir:

İlişkide nasıl bir döngüye girdiğini anlamak.
Sınırlarını fark etmek.
Kendi ihtiyaçlarını daha net görmek.
İlişki içinde neye razı olup olmadığını değerlendirmek.
Partneri değiştirmeye çalışmadan kendi konumunu anlamak.
Devam etmek, ara vermek ya da ayrılmak gibi kararları daha bilinçli ele almak.

İdeal olan, ilişki döngüsünün iki tarafla birlikte çalışılmasıdır. Ancak bu mümkün olmadığında bireysel destek de kişinin yaşadığı karmaşayı anlaması için önemli bir alan sağlayabilir.

Online İlişki Danışmanlığı Nasıl İlerler?

Online ilişki danışmanlığı, özellikle farklı şehirlerde olan, yoğun çalışma temposu nedeniyle yüz yüze görüşmeye zaman ayıramayan ya da görüşmelere çevrim içi devam etmek isteyen kişiler için uygun bir seçenek olabilir.

Online süreçte de ilişki dinamikleri, iletişim sorunları, tekrar eden tartışmalar, güven kırılmaları ve duygusal uzaklaşma ele alınabilir. Ancak online görüşmelerin uygunluğu; başvuru nedeni, çiftin ihtiyacı, güvenlik durumu ve seans ortamının mahremiyeti açısından değerlendirilmelidir.

Online görüşmelerden daha iyi yararlanmak için şu noktalar önemlidir:

Görüşme sırasında sessiz ve mahrem bir alan oluşturmak.
İki tarafın da kameraya ve konuşmaya erişiminin olması.
Dikkat dağıtıcı unsurları azaltmak.
Seans sırasında tartışma yükseldiğinde güvenli biçimde durabilmek.
Gizlilik ve güvenlik koşullarını sağlamak.

Bazı durumlarda online görüşmeler işlevsel olabilir. Bazı durumlarda ise yüz yüze destek ya da bireysel güvenlik değerlendirmesi daha uygun olabilir.

Evlilik Öncesi Danışmanlık Ne İşe Yarar?

İlişki desteği yalnızca sorunlar büyüdüğünde düşünülmez. Evlilik öncesi dönemde de çiftler beklentilerini, değerlerini ve olası çatışma alanlarını konuşmak için destek alabilir.

Evlilik öncesi destek şu konuların daha açık konuşulmasına yardımcı olabilir:

Evlilikten beklentiler.
Ailelerle sınırlar.
Para ve sorumluluk paylaşımı.
Çocuk sahibi olma düşüncesi.
Cinsellik ve yakınlık.
İnançlar, değerler ve yaşam tarzı.
Çatışma çözme biçimleri.
Gelecek planları.

Bu süreç, çiftin “uyumlu olup olmadığını test etmek” için değil; konuşulması ertelenen konuları güvenli bir alanda ele almak için düşünülebilir.

Hangi Durumlarda Birlikte Görüşme Uygun Olmayabilir?

İlişki desteği her durumda iki partnerin birlikte görüşmeye gelmesi anlamına gelmez. Özellikle ilişkide şiddet, tehdit, ağır kontrol, baskı, istismar veya güvenlik riski varsa öncelik birlikte iletişimi geliştirmek değil, güvenliği sağlamaktır.

Bu tür durumlarda birlikte görüşmeye katılmak bazı kişiler için riskli olabilir. Kişi seans sonrası daha fazla baskıya, cezalandırmaya, tehdide veya kontrol davranışlarına maruz kalabilir.

Şu durumlarda bireysel güvenlik değerlendirmesi öncelikli olmalıdır:

Fiziksel şiddet varsa.
Tehdit veya korkutma varsa.
Partnerlerden biri diğerini kontrol ediyorsa.
Gizlilik ve mahremiyet güvenli değilse.
Kişi ilişki içinde kendini güvende hissetmiyorsa.
Ayrılma düşüncesi güvenlik riskini artırıyorsa.
Ekonomik, dijital ya da sosyal kontrol varsa.

Bu gibi durumlarda destek almak önemlidir; ancak birlikte görüşme yerine güvenlik odaklı bireysel destek ve uygun yardım kaynakları öncelikli olabilir.

İlişki Danışmanlığına Başlamadan Önce Ne Bilmelisin?

İlişki danışmanlığına başlamadan önce en önemli nokta, bu sürecin bir tarafı haklı çıkarmak için değil, ilişki döngüsünü anlamak için yürütüldüğünü bilmektir.

Destek sürecinden daha iyi yararlanmak için şu noktalar önemlidir:

Kendi payını görmeye açık olmak.
Partneri değiştirmeye değil, döngüyü anlamaya odaklanmak.
Seans dışında küçük pratikler yapmaya istekli olmak.
Zor konuları güvenli biçimde konuşmaya hazırlanmak.
Beklentileri gerçekçi tutmak.
Gerektiğinde bireysel destek ihtiyacını da değerlendirmek.

Destek almak her zaman ilişkinin devam edeceği anlamına gelmez. Bazen çiftler ilişkilerini onarmaya çalışır; bazen de ilişkinin geleceğini daha bilinçli biçimde değerlendirme ihtiyacı duyar. Her iki durumda da amaç daha açık, daha güvenli ve daha dürüst bir değerlendirme alanı oluşturmaktır.

İlişki Terapisi Ne Sağlar?

İlişki terapisi ya da ilişki danışmanlığı, çiftlerin birbirini daha iyi duymasına, çatışma döngülerini fark etmesine ve ilişkiyi daha bilinçli değerlendirmesine yardımcı olabilir.

Bu süreç şunları destekleyebilir:

Tekrar eden tartışma döngülerini fark etmek.
Suçlama yerine duygu ve ihtiyaçları konuşabilmek.
Duygusal uzaklaşmayı anlamak.
Güven kırılmalarını daha açık ele almak.
Sınırları ve beklentileri netleştirmek.
İlişkinin devamına dair daha bilinçli karar verebilmek.
Gerekirse ayrılığı daha saygılı yönetebilmek.

American Association for Marriage and Family Therapy, evlilik ve aile terapilerinin kısa süreli, çözüm odaklı ve ulaşılabilir hedeflerle yapılandırılabilen süreçler olduğunu belirtir. Aynı kaynak, evlilik ve çift çalışmalarının ortalama seans sayısının bireysel tedavi ortalamasından daha kısa olabildiğini de aktarır.

Destek Almak İlişkinin Bittiği Anlamına Gelmez

İlişki danışmanlığı, ilişkinin mutlaka kötü olduğu ya da bitmek üzere olduğu anlamına gelmez. Bazen destek almak, çiftin ilişkiye hâlâ önem verdiğini ve aynı döngüleri tekrar etmek yerine daha bilinçli bir yol aradığını gösterir.

Tekrar eden tartışmalar, güven kırılmaları, duygusal uzaklaşma, partnerin sürece katılmak istememesi ya da evlilik öncesi belirsizlikler destek alma ihtiyacını gündeme getirebilir.

Önemli olan, sorunlar derinleşmeden ilişkiyi daha açık bir yerden değerlendirebilmektir. Çünkü ilişkiler yalnızca sevgiyle değil; duyulma, güven, sorumluluk, sınır ve karşılıklı çabayla sürdürülebilir.

İlişkinizde tekrar eden çatışmalar, güven kırılmaları veya duygusal uzaklaşma belirgin hale geldiyse, bu konuda hazırladığım çift terapisi sayfasını inceleyebilirsiniz.

Okuyucu İçin Not

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Tanı, tedavi ya da terapi önerisi yerine geçmez. İlişkinizde şiddet, tehdit, baskı, kontrol, yoğun korku veya güvenlik riski varsa öncelik çift iletişimini geliştirmek değil, güvenliği sağlamaktır. Böyle bir durumda güvendiğiniz kişilerden, ilgili destek hatlarından veya bir ruh sağlığı uzmanından yardım almanız önemlidir.

Ek kaynak: İlişkisel destek süreçleri ve evlilik-aile terapisi hakkında daha fazla bilgi için American Association for Marriage and Family Therapy’nin bilgilendirme sayfasına bakılabilir.

İlişki danışmanlığı İlişki terapisi
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Ghosting Nedir ve Neden Yapılır
Ghosting Nedir ve Neden Yapılır
15 Haziran 2024

Ghosting, bir kişiyle olan iletişimin aniden ve açıklama yapmadan kesilmesi...

Devamı
Kendini Tanıma Rehberi: 7 Günlük Kendine Dönüş
Kendini Tanıma Rehberi: 7 Günlük Kendine Dönüş
24 Eylül 2025

Kendini tanıma rehberi, duygularını, ihtiyaçlarını, sınırlarını ve iç sesini daha...

Devamı
Zor Zamanlarda Psikolojik Dayanıklılık
Zor Zamanlarda Psikolojik Dayanıklılık
16 Kasım 2024

Psikolojik dayanıklılık, insanın zorlayıcı yaşam olayları karşısında hiç...

Devamı
Madde Bağımlılığı ve İlişkiler: Güven, Sınırlar ve İletişim
Madde Bağımlılığı ve İlişkiler: Güven, Sınırlar ve İletişim
11 Haziran 2022

Madde bağımlılığı, yalnızca madde kullanan kişiyi değil, yakın ilişkileri ve aile...

Devamı

Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçl Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçlarımızı geri çeker, kendimizden vazgeçeriz?
Bu bölümde Küçük Deniz Kızı masalını; İngiliz Psikanalist Winnicott’ın gerçek/sahte benlik ayrımı ve Klinik Psikolog Dana Crowley Jack’in kendini susturma kavramı üzerinden ele alıyoruz. 
Çünkü bazen mesele aşk için fedakârlık değil; sevilmek uğruna kendi sesini kaybetmektir.
Yeni bölüm Spotify ve Apple Podcasts’te.
Yeni bölümlerden haberdar olmak için Seans Odası Sakinleri podcastini takip edebilirsiniz ❤️
#podcast #psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
“İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimiz “İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimizde, onu dış dünyada kaderimizmiş gibi yaşarız.” - Jung
Bazen benzer ilişkilere çekilir, benzer insanlara öfkelenir, benzer durumlarda geri çekilir ya da aynı tür hayal kırıklıklarını farklı sahnelerde yeniden yaşarız. Dışarıdan bakıldığında bütün bunlar şanssızlık, kader ya da hayatın bize hazırladığı bir tekrar gibi görünebilir. Oysa dış dünyada sürekli karşımıza çıkan şey, bazen içimizde henüz fark edilmemiş olanın izidir.
Bilinçdışı, yalnızca bastırılmış anılardan ya da unutulmuş deneyimlerden oluşmaz. Çocuklukta geliştirdiğimiz savunmalar, ilişkiler içinde öğrendiğimiz roller, kendimize dair inançlarımız, korkularımız, arzularımız ve gölgede kalan yanlarımız da bilinçdışının parçalarıdır. 
Örneğin “Ben hep terk ediliyorum” diye düşündüğünüzde, farkında olmadan terk edilmeyi bekleyen, yakınlığı tehdit gibi algılayan ya da ilişkilerde kendinizi sürekli aynı mesafeye yerleştiren bir iç düzenekle hareket ediyor olabilirsiniz. 
Bu yaşadığınız acının gerçek olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, acının yalnızca dış koşullardan değil, içsel tekrar örüntülerinden de beslendiğini gösterir. Elbette her şeyin nedeni bilinçdışı değildir. Toplumsal koşullar, travmalar, kayıplar, ekonomik gerçekler ve başkalarının davranışları yaşamımız üzerinde gerçek bir etkiye sahiptir.
Fark edilmeyen duygu çoğu zaman davranışa dönüşür. Kabul edilmeyen öfke pasif saldırganlık olarak ortaya çıkabilir. Tanınmayan değersizlik hissi sürekli onay arayışına dönüşebilir. Yüzleşilmeyen korku ise kontrol ihtiyacı olarak ilişkilerimize sızabilir. 
Bilinçli hale getirmek, yalnızca zihinsel olarak “anlamak” değildir. Kendi iç dünyamızı gözlemleyebilmek, duygularımıza isim verebilmek, tetiklendiğimiz anları fark edebilmek ve eski tepkilerimizle bugünkü gerçekliği ayırt edebilmektir. 
Terapi de çoğu zaman tam olarak bu alanda çalışır: kader sandığımız tekrarları psikolojik bir dile çevirmek. İç dünyamızı tanımaya başladığımızda dış dünya tamamen değişmeyebilir. Ancak biz, aynı dünyaya aynı bilinçdışı zorunluluklarla cevap vermek zorunda kalmayız. 🌷
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
#psikoloji
Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerç Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerçekten değil, onun üzerindeki kendi hayalimize, özlemimize ya da eksik kalan bir parçamıza tutuluruz. Jung’a göre aşkın ilk dönemindeki bu büyülenmede projeksiyon önemli bir rol oynar; karşımızdaki kişiyi olduğu gibi değil, içimizde taşıdığımız imgeyle birlikte görürüz.
Bu bölümde aşkı, projeksiyonu, anima-animus kavramlarını ve Her filmi üzerinden kurduğumuz o ilk büyülenmenin neden bu kadar güçlü olduğunu anlatıyorum.
Bu sorunun cevabını Jung’un kavramları üzerinden daha derinlemesine dinlemek isterseniz, profildeki linkten Seans Odası Sakinleri podcastine ulaşabilirsiniz. Bölümü Apple Podcasts ve Spotify üzerinden dinleyebilirsiniz 🩵
#podcast #psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.