<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>travma arşivleri - Tuğçe Turanlar</title>
	<atom:link href="https://tugceturanlar.com/tag/travma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Uzman Klinik Psikolog</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Feb 2026 10:07:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://tugceturanlar.com/wp-content/uploads/2021/09/cropped-psikoloji-32x32.png</url>
	<title>travma arşivleri - Tuğçe Turanlar</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kuşaklararası Travma Aktarımı</title>
		<link>https://tugceturanlar.com/kusaklararasi-travma-aktarimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 May 2025 20:06:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Travma ve Bedensel Bellek]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşaklararası Travma Aktarımı]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tugceturanlar.com/?p=2775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuşaklararası travma kavramı, ilk kez 20. yüzyıl ortalarında psikiyatri ve psikoloji literatürüne girdi. Özellikle Holokost’tan sağ kurtulanların çocuklarında görülen beklenmedik ruhsal belirtiler bu alanda çığır açan bir tartışmanın kapısını araladı. Travmayı doğrudan yaşamamış olan bu çocuklar, sanki ebeveynlerinin yaşadığı dehşeti kendileri deneyimlemiş gibi kaygı, kimlik karmaşası, suçluluk ve travmatik kabuslar yaşıyordu. 1966 yılında psikiyatrist Viktor [&#8230;]</p>
<p><a href="https://tugceturanlar.com/kusaklararasi-travma-aktarimi/">Kuşaklararası Travma Aktarımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://tugceturanlar.com">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="641" data-end="1071">Kuşaklararası travma kavramı, ilk kez 20. yüzyıl ortalarında psikiyatri ve psikoloji literatürüne girdi. Özellikle Holokost’tan sağ kurtulanların çocuklarında görülen beklenmedik ruhsal belirtiler bu alanda çığır açan bir tartışmanın kapısını araladı. Travmayı doğrudan yaşamamış olan bu çocuklar, sanki ebeveynlerinin yaşadığı dehşeti kendileri deneyimlemiş gibi kaygı, kimlik karmaşası, suçluluk ve travmatik kabuslar yaşıyordu.</p>
<p data-start="1073" data-end="1242">1966 yılında psikiyatrist Viktor Rakoff’un yayımladığı bir makale, Holokost sonrası nesilde görülen ağır psikiyatrik semptomları tanımladı ve şu çarpıcı cümleyi yazdı:</p>
<blockquote data-start="1243" data-end="1385">
<p data-start="1245" data-end="1385">“Anne-babalar dışarıdan bakıldığında sağlam görünse de, çocukları sanki o cehennemi kendileri yaşamış gibi derin bir bozulma gösteriyorlar.”</p>
</blockquote>
<p data-start="1387" data-end="1650">Bu gözlemler başta kuşkuyla karşılansa da, sonraki yıllarda yapılan çalışmalar Holokost, savaş, göç, toplu şiddet veya çocukluk çağı istismarı gibi büyük travmalara maruz kalan ailelerin çocuklarında benzer belirtilerin tekrarlandığını gösterdi. Araştırmacılar;</p>
<p data-start="1653" data-end="1709"><strong data-start="1653" data-end="1709">Aileyle aşırı özdeşleşme ve sınırların silikleşmesi,</strong></p>
<p data-start="1712" data-end="1750"><strong data-start="1712" data-end="1750">Kendi yaşantılarını önemsiz görme,</strong></p>
<p data-start="1753" data-end="1784"><strong data-start="1753" data-end="1784">Sürekli felaket beklentisi,</strong></p>
<p data-start="1787" data-end="1959"><strong data-start="1787" data-end="1860">Kaygı bozuklukları, suçluluk, travmatik rüyalar, ilişkilerde zorlanma</strong><br />
gibi semptomların, travmayı doğrudan yaşamamış kuşaklarda bile sıklıkla gözlendiğini ortaya koydu.</p>
<p data-start="1961" data-end="2097">Zamanla yüzlerce vaka ve bilimsel araştırma, kuşaklararası travmanın yalnızca bireysel değil, toplumsal bir gerçeklik olduğunu gösterdi.</p>
<h2 data-start="2104" data-end="2156">Psikodinamik ve Davranışsal Aktarım Mekanizmaları</h2>
<p data-start="2158" data-end="2337">Başlangıçta kuşaklararası travmanın biyolojik izahı yoktu. Psikologlar ve psikiyatrlar, travmanın kuşaklara aktarımını öncelikle <strong data-start="2287" data-end="2314"><a href="https://www.tugceturanlar.com/portfolio/psikodinamik-terapi-nedir/">psikodinamik</a> süreçlerle</strong> açıklamaya başladılar.</p>
<p data-start="2339" data-end="2627">Ebeveynin işleyemediği, konuşamadığı ya da bastırdığı acı, korku, yas ve suçluluk duyguları, aile içinde çoğunlukla sözsüz ve bilinçdışı yollarla çocuklara geçiyordu. Çocuklar, ebeveynlerinin “sırlı” travmatik yüklerini adeta kendi kimliklerinin bir parçası gibi taşımaya başlıyorlardı.</p>
<p data-start="2630" data-end="2720"><strong data-start="2630" data-end="2669">Aşırı koruyucu veya kaygılı ebeveyn</strong>, çocuğun özgüvenini ve bağımsızlığını zedeliyordu.</p>
<p data-start="2723" data-end="2854"><strong data-start="2723" data-end="2749">Duyguların tabu olması</strong>, ailede sessizlik ve duygusal mesafe yaratıyor, çocuklarda yalnızlık ve anlaşılmama hissini artırıyordu.</p>
<p data-start="2857" data-end="2995"><strong data-start="2857" data-end="2892">Kimlik karmaşası ve değersizlik</strong>, özellikle çocuğun ailede yaşanan büyük acıların gölgesinde kendini önemsiz hissetmesine yol açıyordu.</p>
<p data-start="2997" data-end="3283">Barocas’ın ortaya koyduğu “container” (taşıyıcı) kavramı, çocukların ebeveynin başa çıkamadığı duyguları bilinçdışında taşıyarak nesiller arası bir ruhsal miras oluşturduğunu öne sürüyordu. Bu durum, sadece bireysel değil, ailevi ve toplumsal ilişkileri de şekillendiriyordu.</p>
<h2 data-start="3290" data-end="3348">Hayvan Deneyleri: Anne Bakımının ve Erken Çevrenin Rolü</h2>
<p data-start="3350" data-end="3663">Kuşaklararası travmanın biyolojik ve epigenetik yönleri, özellikle laboratuvar hayvanlarıyla yapılan deneylerde gözler önüne serildi.<br data-start="3483" data-end="3486" />Kanadalı bilim insanı Michael Meaney ve ekibinin fareler üzerinde yaptığı araştırmalarda, anne farelerin yavrularına gösterdiği <strong data-start="3614" data-end="3641">bakım düzeyi</strong> hayati öneme sahipti.</p>
<p data-start="3667" data-end="3816"><strong data-start="3667" data-end="3698">Yüksek bakım gören yavrular</strong>, yetişkin olduklarında daha düşük kaygı, yüksek stres dayanıklılığı ve daha sağlıklı sosyal davranışlar gösteriyordu.</p>
<p data-start="3819" data-end="3910"><strong data-start="3819" data-end="3843">Düşük bakım görenler</strong> ise hayatları boyunca artmış kaygı ve stres hassasiyeti taşıyordu.</p>
<p data-start="3912" data-end="4339">Bunların en çarpıcı yanı, bu değişikliklerin yavruların DNA’sında değil, <strong data-start="3985" data-end="4011">epigenetik işaretlerde</strong> (ör. DNA metilasyonu) ortaya çıkmasıydı. Ayrıca, bu yavrular kendi yavrularına da benzer şekilde davranıyor ve stres hassasiyeti nesiller boyu devam ediyordu. Hatta, çapraz-annelik deneylerinde, düşük bakım gören bir yavruyu yüksek bakım gösteren bir anneye verdiğinizde, epigenetik izlerin ve davranışın değiştiği görülüyordu.</p>
<p data-start="4341" data-end="4481">Bu bulgular, <strong data-start="4354" data-end="4471">çevresel deneyimlerin biyolojimizde kalıcı izler bırakabildiğini ve bu izlerin kuşaklar boyunca aktarılabildiğini</strong> gösterdi.</p>
<h2 data-start="4488" data-end="4561">Büyük Travmaların Biyolojik İzleri</h2>
<p data-start="4563" data-end="4732">İnsanlarda yapılan araştırmalar, toplumsal felaketler, savaş, göç, istismar gibi büyük travmaların sadece psikolojik değil, biyolojik izler de bırakabildiğini kanıtladı.</p>
<p data-start="4734" data-end="4742">Örneğin;</p>
<p data-start="4745" data-end="4939"><strong data-start="4745" data-end="4793">Holokost’tan kurtulan annelerin çocuklarında</strong>, stres hormonlarını (kortizol) düzenleyen genlerin epigenetik yapısında değişiklikler (özellikle NR3C1 geninde metilasyon farklılıkları) bulundu.</p>
<p data-start="4942" data-end="5076">Vietnam gazilerinin çocuklarında, babalarının travmatik deneyimleriyle bağlantılı olarak kaygı ve depresyon belirtileri tespit edildi.</p>
<p data-start="5079" data-end="5251"><strong data-start="5079" data-end="5137">Ruanda, Kamboçya ve Tutsi soykırımı sonrası nesillerde</strong>, annelerin hamilelik sırasında yaşadığı stresin çocukların psikolojisini ve biyolojisini şekillendirdiği görüldü.</p>
<p data-start="5254" data-end="5426">1944-45 Hollanda Açlığı sırasında anne karnında olan bebekler, yetişkin olduklarında ve onların çocuklarında dahi diyabet, obezite ve psikiyatrik sorunlarda artış gözlendi.</p>
<p data-start="5428" data-end="5610">Bu bulguların ortak noktası; travmanın <strong data-start="5467" data-end="5502">epigenetik mekanizmalar yoluyla</strong>, yani DNA dizilimi değişmeden genlerin çalışma biçiminin değişmesiyle, nesiller boyunca aktarılabildiğidir.</p>
<h2 data-start="5617" data-end="5671">Anne ve Babanın Travma Aktarımındaki Farklı Rolleri</h2>
<p data-start="5673" data-end="5784">Araştırmalar, travmanın çocuklara aktarımında annenin ve babanın etkilerinin farklı olabileceğini gösteriyor.</p>
<p data-start="5787" data-end="6038"><strong data-start="5787" data-end="5826">Annenin hamilelikte yaşadığı travma</strong>, fetüs üzerinde doğrudan ve kalıcı etkiler yaratabiliyor. Anne karnındaki bebek, annenin stres hormonlarına maruz kalıyor; bu durum, bebeğin stres sisteminin gelişimini ve ruhsal dayanıklılığını şekillendiriyor.</p>
<p data-start="6041" data-end="6307"><strong data-start="6041" data-end="6053">Baba ise</strong>, özellikle ergenlik sonrasında yaşadığı travmalarla sperm hücrelerinde epigenetik değişikliklere yol açabiliyor. Hayvan deneylerinde, stresli ortama maruz bırakılan erkeklerin yavrularında da benzer biyolojik ve davranışsal değişiklikler ortaya çıkıyor.</p>
<p data-start="6309" data-end="6547">Kısacası; travma mirası hem anne hem babadan, ama farklı yollarla gelebiliyor.<br data-start="6387" data-end="6390" />Bunun yanında, travmanın aktarımında annenin yaşı, stresin tipi, çocuğun cinsiyeti ve travmanın ne zaman yaşandığı gibi birçok değişken de etkili olabiliyor.</p>
<h2 data-start="6554" data-end="6632">Epigenetik Değişiklikler Geri Döndürülebilir mi?</h2>
<p data-start="6634" data-end="6772">Belki de en umut veren bulgu, epigenetik değişikliklerin “kader” olmadığı, çevresel ve psikososyal müdahalelerle değiştirilebileceğidir.</p>
<p data-start="6775" data-end="6910">Farelerde, düşük bakım gören yavrular sosyal açıdan zengin ortamlara alındığında, epigenetik ve davranışsal izler olumluya dönebiliyor.</p>
<p data-start="6913" data-end="7110">İnsanlarda ise; destekleyici aile ortamı, sevgi, psikoterapi, sosyal destek gibi olumlu faktörler, travmanın etkilerini hafifletebiliyor ve hatta bazı epigenetik izlerin silinmesine yol açabiliyor.</p>
<p data-start="7112" data-end="7265">Bu bulgular, <strong data-start="7125" data-end="7253">travmanın aktarımının zorunlu olmadığını, iyileşme ve direnç gibi olumlu özelliklerin de kuşaklar boyunca aktarılabileceğini</strong> gösteriyor.</p>
<h2 data-start="7272" data-end="7335">Toplumsal ve Kültürel Aktarım: Kolektif Hafızadan Biyolojiye</h2>
<p data-start="7337" data-end="7464">Kuşaklararası travma sadece bireysel ya da aile içi bir mesele değildir; aynı zamanda toplumsal ve kültürel boyutu da vardır.</p>
<p data-start="7467" data-end="7737">Amerikan yerlileri, Afro-Amerikan toplulukları, Aborjinler, Filistinliler ve Yugoslavya’daki savaş mağdurları gibi toplumlarda; kölelik, soykırım, sürgün ve savaş gibi toplumsal travmalar nesiller boyunca hem kimlik arayışına hem de ruhsal hastalıklara neden olabiliyor.</p>
<p data-start="7740" data-end="7882">Kültürel hafıza, toplumsal dayanışma, nesiller boyu aktarılan hikâyeler ve toplumsal yas tutma biçimleri de psikolojik mirası şekillendiriyor.</p>
<h2 data-start="7889" data-end="7944">Psikodinamik ve Epigenetik Aktarımın Kesişim Noktası</h2>
<p data-start="202" data-end="507">Sonuçta, travmanın kuşaklararası aktarımı psikodinamik (aile içi, ilişkisel, duygusal) ve epigenetik (biyolojik, kalıtsal) yollarla gerçekleşiyor.<br data-start="350" data-end="353" />Çocuklar, ebeveynlerinin işleyemediği duyguların yanı sıra, biyolojik izleri de taşırken; toplumsal travmalar, bu bireysel yükü daha da derinleştiriyor.</p>
<p data-start="509" data-end="686">Tüm bu bilimsel bulgular, travmanın bir “kaçınılmaz kader” olmadığını ve hem biyolojik hem de psikolojik olarak iyileşmenin nesiller boyunca mümkün olabileceğini gösteriyor.</p>
<p data-start="688" data-end="983">Kuşaklararası travma, bilim insanlarıyla ruh sağlığı çalışanlarının çözmeye çalıştığı karmaşık ama umut dolu bir alan. Artık biliyoruz ki; iyileşme, sevgi, direnç ve sağlıklı ilişkiler de tıpkı travma gibi aktarılabilir. Geçmişin yükleriyle birlikte, geleceğe umut ve güç bırakmak da mümkün.</p>
<p data-start="8471" data-end="8770"><a href="https://www.tugceturanlar.com/hakkimda/">Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar</a></p>
<h3 data-start="8777" data-end="8789">Kaynakça</h3>
<ul data-start="8791" data-end="9449">
<li data-start="8791" data-end="8952">
<p data-start="8793" data-end="8952"><a href="https://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/wps.20568">Yehuda, R., &amp; Lehrner, A. (2018). Intergenerational transmission of trauma effects: putative role of epigenetic mechanisms. <em data-start="8917" data-end="8935">World Psychiatry</em>, 17(3), 243-257.</a></p>
</li>
<li data-start="8953" data-end="9065">
<p data-start="8955" data-end="9065"><a href="https://srcd.onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1467-8624.2009.01381.x">Meaney, M. J., et al. (1980-2020). Epigenetics and the biological basis of parental care and stress responses.</a></p>
</li>
<li data-start="9066" data-end="9248">
<p data-start="9068" data-end="9248"><a href="https://www.tandfonline.com/doi/full/10.3109/15622975.2014.892632">Perroud, N., et al. (2014). The Tutsi genocide and transgenerational transmission of maternal stress: epigenetics and biology of the HPA axis. <em data-start="9211" data-end="9236">World J Biol Psychiatry</em>, 15:334-45.</a></p>
</li>
<li data-start="9249" data-end="9449">
<p data-start="9251" data-end="9449"><a href="https://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/ajop.12057">Field, N. P., Muong, S., Sochanvimean, V. (2013). Parental styles in the intergenerational transmission of trauma stemming from the Khmer Rouge regime in Cambodia. <em data-start="9415" data-end="9437">Am J Orthopsychiatry</em>, 83:483-94.</a></p>
</li>
</ul>
<p><a href="https://tugceturanlar.com/kusaklararasi-travma-aktarimi/">Kuşaklararası Travma Aktarımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://tugceturanlar.com">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travma Terapisi: Gerçek Nedir?</title>
		<link>https://tugceturanlar.com/travma-terapisi-gercek-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jan 2025 16:01:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Travma ve Bedensel Bellek]]></category>
		<category><![CDATA[EMDR Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Online EMDR]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[Travma Bağı]]></category>
		<category><![CDATA[Travma Sonrası Tepkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tugceturanlar.com/?p=2659</guid>

					<description><![CDATA[<p>Travma terapisi, geçmişte yaşanan acı dolu anılarla yüzleşmek için değil, bu anıların hayatımız üzerindeki etkilerini anlamlandırmak ve hafifletmek için yapılan bir çalışmadır. Travma, yaşamımızda derin izler bırakabilir; ancak travma terapisi bu izleri silmeyi değil, onların hayatımıza olan etkisini azaltmayı amaçlar. Travmanın Doğası ve Etkileri Travma, yalnızca zihinsel bir deneyim değildir. Bedenimizde de derin izler bırakır. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://tugceturanlar.com/travma-terapisi-gercek-nedir/">Travma Terapisi: Gerçek Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://tugceturanlar.com">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Travma terapisi, geçmişte yaşanan acı dolu anılarla yüzleşmek için değil, bu anıların hayatımız üzerindeki etkilerini anlamlandırmak ve hafifletmek için yapılan bir çalışmadır. Travma, yaşamımızda derin izler bırakabilir; ancak travma terapisi bu izleri silmeyi değil, onların hayatımıza olan etkisini azaltmayı amaçlar.</p>
<h2><strong>Travmanın Doğası ve Etkileri</strong></h2>
<p>Travma, yalnızca zihinsel bir deneyim değildir. Bedenimizde de derin izler bırakır. Dr. Bessel van der Kolk’un <em>The Body Keeps the Score</em> kitabında belirttiği gibi, travmatik anılar beynimizin normal işleyişini kesintiye uğratır ve sinir sistemimizi etkiler. Bu etkiler, güvenlik hissimizi bozarak &#8220;geçmişte sıkışıp kalmış&#8221; gibi hissetmemize neden olur.</p>
<p>Travma terapisi, bu anıları tekrar tekrar konuşarak acıyı derinleştirmez. Bunun yerine, bu anılar üzerinde çalışarak onların üzerimizdeki kontrolünü azaltmayı ve daha dengeli bir yaşam sürdürmeyi hedefler.</p>
<h2><strong>Dayanıklılık Penceresi: Güvende Hissetmek</strong></h2>
<p>Travma terapisi sırasında, bireyin <a href="https://www.tugceturanlar.com/psikolojik-dayaniklilik-nedir/">&#8220;dayanıklılık penceresi&#8221;</a> içinde çalışması büyük önem taşır. Bu kavram, Dr. Dan Siegel tarafından geliştirilmiş ve kişinin duygusal olarak dengede kalabileceği, zor duygularla başa çıkabileceği alanı ifade eder. Terapistler, bireyin bu pencere içinde kalmasına yardımcı olarak, terapi sürecinin yeniden travmatize edici olmasını önler.</p>
<p>Dayanıklılık penceresi içinde kalan birey:</p>
<ul>
<li>Zorlayıcı duygularla başa çıkabilir.</li>
<li>Anda kalmayı başarabilir.</li>
<li>Duygusal dengesini yeniden kazanabilir.</li>
</ul>
<h2><strong>Travmanın Bedensel Boyutu</strong></h2>
<p>Travma yalnızca zihnimizde değil, bedenimizde de yaşar. Peter Levine’nin geliştirdiği <em>Somatik Deneyimleme</em> yöntemi, bedenimizde depolanan travma izlerini anlamaya ve serbest bırakmaya odaklanır. Bu süreçte, bedenimizdeki travmatik enerjiyi fark eder ve yönetmeyi öğreniriz.</p>
<p>Aynı şekilde, <a href="https://www.tugceturanlar.com/online-emdr-terapisi/">EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme)</a> yöntemi de travmatik anıların işlenmesine olanak tanır. Bu yöntem sayesinde, geçmişte “kilitli” kalan travmatik anılarımızı güvenli bir şekilde yeniden işler ve üzerimizdeki etkilerini azaltırız.</p>
<h2><strong>Parça Çalışması: Kendimizi Tanımak</strong></h2>
<p>Travma terapisi, bireyin içsel dünyasını keşfetmesine de yardımcı olur. Richard Schwartz’ın <em>İçsel Aile Sistemi Terapisi</em> yaklaşımında, bireyin içindeki farklı parçaların travmatik deneyimlere karşı savunma mekanizması geliştirdiği vurgulanır. Bu parçalar, çoğu zaman korku, öfke veya korunma duygularını taşır.</p>
<p>Terapide bu parçalarla savaşmak yerine, onları anlamak ve kabul etmek hedeflenir. Bu sayede, kendi içsel bütünlüğümüzü yeniden inşa ederiz.</p>
<h2><strong>Çift Farkındalık: Geçmiş ve Şimdi Arasında Dengede Kalmak</strong></h2>
<p>Travma terapisi, bireyin bir yandan geçmişteki anıları işlerken diğer yandan şu anda güvende olduğunun farkında olmasını sağlar. Çift farkındalık yaklaşımı, bireyin:</p>
<ul>
<li>Travmatik anıları yeniden işlerken bunaltıcı hissetmesini önler.</li>
<li>Anda kalma becerisini geliştirir.</li>
<li>Güvenli bir alan yaratarak iyileşme sürecine destek olur.</li>
</ul>
<h2><strong>Travma Terapisinin Nihai Amacı</strong></h2>
<p>Travma terapisi, kırılmış olanı düzeltmekle ilgili değildir. Aksine, bireyin kendi gücünü keşfetmesine ve yaşamına daha anlamlı bir şekilde devam etmesine olanak tanır. Travmanın bozduğu yönleri yeniden inşa etmek, içsel bütünlüğü sağlamak ve şefkatle kendimize yaklaşmak, bu sürecin sunduğu en kıymetli hediyelerdir.</p>
<p>Travma terapisi sayesinde, geçmişin ağırlığından kurtularak kendimizle ve hayatımızla yeniden bağ kurabiliriz.</p>
<p><a href="https://www.tugceturanlar.com/hakkimda/"><strong>Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar</strong></a></p>
<p><span>O</span><span>nline psikolojik danışmanlık randevusu almak için </span><strong><a href="mailto:yulepsikoloji@gmail.com">yulepsikoloji@gmail.com</a></strong><span><strong> </strong>adresine mail atabilir ya da </span><strong><a href="https://wa.me/905320533992" target="_blank" rel="noopener">0532 053 3992</a></strong><span> whatsapp üzerinden mesaj atarak iletişime geçebilirsiniz.</span></p>
<hr />
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<ul>
<li>Levine, P. A., &amp; Frederick, A. (2015). <em>Kaplanı uyandırmak: Travmayı iyileştirmek</em> (Z. Yalçınkaya, Çev.). İstanbul: Butik Yayıncılık.</li>
<li>Shapiro, F. (2017). <a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/507584"><em>EMDR: Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme</em></a> (3. baskı). İstanbul: Okuyan Us Yayınları.</li>
<li>Siegel, D. J. (1999). <em>Gelişen Zihin: İlişkiler ve Beynin Kim Olduğumuzu Şekillendirmesi</em> (Çev. İ. Y. Altınışık). İstanbul: Alfa Yayınları.</li>
<li>Van der Kolk, B. A. (2019). <em>Beden kayıt tutar: Beyin, zihin ve bedenin travmayı iyileştirmesi</em> (A. Aydoğan, Çev.). Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.</li>
<li>Schwartz, R. C. (1995). <em>İçsel Aile Sistemleri Terapisi</em> (Çev. İ. Y. Altınışık). İstanbul: Alfa Yayınları.</li>
</ul>
<p><a href="https://tugceturanlar.com/travma-terapisi-gercek-nedir/">Travma Terapisi: Gerçek Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://tugceturanlar.com">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travma ve Travma ile Başa Çıkma Üzerine Yazılmış 8 Kitap</title>
		<link>https://tugceturanlar.com/travma-ve-travma-ile-basa-cikma-uzerine-yazilmis-8-kitap/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Sep 2023 20:55:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlişkiler ve Bağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Okuma Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://18.185.194.186/?p=1926</guid>

					<description><![CDATA[<p>Travma ile ilgili size dolaylı yoldan destek olabilecek 8 Kitap önerisini inceleyebilirsiniz. 1-Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk &#8211;Maia Szalavitz, Bruce D. Perry  &#8220;Ateş ısıtabilir veya yakıp yok edebilir, su susuzluğu giderebilir veya boğabilir, rüzgar okşayabilir ya da kesebilir. İnsan ilişkileri de böyledir: Birbirimizi hem yaratabilir ve yok edebilir, hem besleyebilir ve dehşet içinde bırakabilir, hem de travma [&#8230;]</p>
<p><a href="https://tugceturanlar.com/travma-ve-travma-ile-basa-cikma-uzerine-yazilmis-8-kitap/">Travma ve Travma ile Başa Çıkma Üzerine Yazılmış 8 Kitap</a> yazısı ilk önce <a href="https://tugceturanlar.com">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Travma ile ilgili size dolaylı yoldan destek olabilecek 8 Kitap önerisini inceleyebilirsiniz.</p>
<p>1-Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk &#8211;<i>Maia Szalavitz</i><i>, </i><i>Bruce D. Perry</i></p>
<p><span> &#8220;Ateş ısıtabilir veya yakıp yok edebilir, su susuzluğu giderebilir veya boğabilir, rüzgar okşayabilir ya da kesebilir. İnsan ilişkileri de böyledir: Birbirimizi hem yaratabilir ve yok edebilir, hem besleyebilir ve dehşet içinde bırakabilir, hem de travma yaşatabilir ve iyileştirebiliriz.&#8221; </span></p>
<p class="p1">
<p>2- Seninle Başlamadı &#8211; <i>Mark Wolynn</i></p>
<p>&#8220;<span>Hatırlamanın zorlaşması her şeyi unuttuğumuz anlamına gelmez. Travmatik olayın parçası olan kelimeler, görüntüler ve dürtüler içimizde taşıdığımız acılarımızın gizli dilini oluşturmak üzere yeniden ortaya çıkarlar. Hiçbir şey kaybolmaz. Parçalar sadece yön değiştirir.&#8221;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p1">3- Beden Kayıt Tutar &#8211; <i>Bessel A. Van Der Kolk</i></p>
<p>&#8220;<span class="text-alt">Meaney, anne farelerin, dünyaya geldikten sonraki on iki saat içinde yavrularını ne kadar çok yalarsa ve ilgilenirse, beynin strese tepki veren kimyasalları üzerinde o kadar etkili olduğunu ve binin üzerinde genin yapısını değiştirdiğini bulmuştur. Anneleri tarafından yoğun bir şekilde yalanan fare yavruları, stres altındayken, anneleri ilgisiz olan fare yavrularına göre daha cesur olmakta ve daha az stres hormonu salgılamaktadır. Bu fareler, ayrıca daha hızlı kendilerini toparlayabilmektedir; yaşamları boyunca dinginleri devam etmektedir.&#8221;</span><span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>4- Travma ve İyileşme &#8211; <i>Judith Herman</i></p>
<p>&#8220;<span><a href="https://www.tugceturanlar.com/dissosiyasyon-ve-cocukluk-cagi-travmalari/">Travmatik deneyimin</a> başkalarıyla paylaşılması, anlamlı bir dünya duygusunun onarılması için bir ön koşuldur.&#8221;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>5- Bir Çocuğun Gözünden Travma &#8211; <i>Peter A. Levine</i></p>
<p>&#8220;<span>Korkudan büyümüş gözlerle ebeveyninin, kardeşinin ya da büyük ebeveyninin şiddetini gören/duyan çocuklar sıklıkla saldırıya uğrayandan daha fazla zarar görürler. Donmuş ve çaresiz bir şekilde bir masanın altına sığınan ya da duvara yapışan çocuk &#8220;görünmez&#8221; olmaya çalışır. Sayısız büyüğün hayat boyu süren &#8220;görülme&#8221; korkusu bunun sonucudur.&#8221;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>6- Travma ve Anı &#8211; <i>Peter A. Levine</i></p>
<p><span>&#8220;Kendimizle olan ilişkimiz derin yaralar içindeyken başkalarıyla iyi ilişkiler kuramayız. Kendimiz hakkında pek bir şey bilmiyorsak, tıpkı bir zamanlar ebeveynlerimizin gözlerinde aradığımız gibi, kendi kimliğimizi başkalarının aynasında ararız. Tüm sorunlarımız ve açık yaralarımızla bir başkasının kollarında güvenli bir liman ve şefkat bulmaya yöneliriz, ama o da aynı teselliyi bizde aramaktadır. “Sihirli ötekine” bu yansıtmalar hiç de iyi bir strateji değildir ve sonunda çöker, karşılıklı hayal kırıklığı ve küçümsemeye neden oluruz.”</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>7- Doğum Travması &#8211; <i>Otto Rank</i></p>
<p><span>&#8220;Psikanalitik tarzda düşünmeyi öğrenmiş olanlar, bastırılmış şeylerin içlerinde hep gizli bir özlem barındırdığını bilir.&#8221;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>8- Dile Gelmeyen bir Sesle &#8211; <i>Peter A. Levine</i></p>
<p>&#8220;<span>Kendimizi o kadar düşüncelerimizle özdeşleştiririz ki onları gerçeklikle karıştırırız. Kendimizin düşüncelerimiz olduğuna inanırız.&#8221;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="w-full text-token-text-primary" data-testid="conversation-turn-7">
<div class="px-4 py-2 justify-center text-base md:gap-6 m-auto">
<div class="flex flex-1 text-base mx-auto gap-3 md:px-5 lg:px-1 xl:px-5 md:max-w-3xl lg:max-w-[40rem] xl:max-w-[48rem] group">
<div class="relative flex w-full flex-col lg:w-[calc(100%-115px)] agent-turn">
<div class="flex-col gap-1 md:gap-3">
<div class="flex flex-grow flex-col max-w-full">
<div class="min-h-[20px] text-message flex flex-col items-start gap-3 whitespace-pre-wrap break-words [.text-message+&amp;]:mt-5 overflow-x-auto" data-message-author-role="assistant" data-message-id="3b8a1fda-2ed9-4cdd-ba7f-3790694c76ad">
<div class="markdown prose w-full break-words dark:prose-invert light">
<hr data-start="2283" data-end="2286" />
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><em><a href="https://www.tugceturanlar.com/hakkimda/">Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar</a>, psikodinamik yönelim ağırlıklı çalışmaktadır. Travmalarla çalışırken EMDR yöntemini, kişilik örüntüleriyle çalışırken Şema Terapiyi, ilişkilerde ise Gottman Çift Terapisi yaklaşımını kullanmaktadır. Özellikle narsisizm, bağlanma sorunları ve ilişkisel dinamikler üzerine yoğunlaşır. Yazılarında hem klinik deneyimlerinden hem de bilimsel araştırmalardan beslenerek psikolojik kavramları herkesin anlayabileceği bir dille aktarmayı amaçlar.</em></p>
<p class="p1">
<p><a href="https://tugceturanlar.com/travma-ve-travma-ile-basa-cikma-uzerine-yazilmis-8-kitap/">Travma ve Travma ile Başa Çıkma Üzerine Yazılmış 8 Kitap</a> yazısı ilk önce <a href="https://tugceturanlar.com">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borderline Kişilik Yapısı: DSM-5 Tanı Ölçütlerine Klinik Bir Bakış</title>
		<link>https://tugceturanlar.com/borderline-kisilik-bozuklugu-tani-kriterleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2023 22:24:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Travma ve Bedensel Bellek]]></category>
		<category><![CDATA[İlişkiler ve Bağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk çağı travmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişilik Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://18.185.194.186/?p=1798</guid>

					<description><![CDATA[<p>Borderline kişilik yapısı, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayımlanan DSM-5’te belirli tanı ölçütleri çerçevesinde tanımlanmaktadır. Bu ölçütler, klinik değerlendirme süreçlerinde kullanılan betimleyici ve sınıflayıcı bir çerçeve sunar. DSM-5’te yer alan tanımlar, bireylerin yaşantılarını anlamaya yardımcı olmayı amaçlayan bir referans sistemi niteliğindedir; tek başına tanı koyma amacı taşımaz. DSM-5’e göre borderline kişilik yapısına ilişkin örüntüler; erken erişkinlik [&#8230;]</p>
<p><a href="https://tugceturanlar.com/borderline-kisilik-bozuklugu-tani-kriterleri/">Borderline Kişilik Yapısı: DSM-5 Tanı Ölçütlerine Klinik Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://tugceturanlar.com">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="454" data-end="871">Borderline kişilik yapısı, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayımlanan <strong data-start="531" data-end="540">DSM-5</strong>’te belirli tanı ölçütleri çerçevesinde tanımlanmaktadır. Bu ölçütler, klinik değerlendirme süreçlerinde kullanılan <strong data-start="656" data-end="698">betimleyici ve sınıflayıcı bir çerçeve</strong> sunar. DSM-5’te yer alan tanımlar, bireylerin yaşantılarını anlamaya yardımcı olmayı amaçlayan bir referans sistemi niteliğindedir; <strong data-start="831" data-end="870">tek başına tanı koyma amacı taşımaz</strong>.</p>
<p data-start="873" data-end="1248">DSM-5’e göre borderline kişilik yapısına ilişkin örüntüler; <strong data-start="933" data-end="972">erken erişkinlik döneminde başlayan</strong>, farklı yaşam bağlamlarında ortaya çıkan ve kişilerarası ilişkilerde, benlik algısında ve duygulanımda <strong data-start="1076" data-end="1105">belirgin tutarsızlıklarla</strong> karakterize edilen bir yapı içinde ele alınır. Tanı ölçütleri, bu örüntülerin <strong data-start="1184" data-end="1221">en az beşinin bir arada bulunması</strong> durumunda değerlendirilir.</p>
<p data-start="1250" data-end="1485">Aşağıda yer alan maddeler, DSM-5’te tanımlanan ölçütlerin <strong data-start="1308" data-end="1348">bilgilendirici ve klinik bir özetini</strong> sunmaktadır. Bu ölçütler, bireyleri etiketlemekten ziyade, <strong data-start="1408" data-end="1445">belirli ruhsal süreçleri anlamaya</strong> yönelik bir okuma alanı açmayı amaçlar.</p>
<hr data-start="1487" data-end="1490" />
<h3 data-start="1492" data-end="1565"><strong data-start="1496" data-end="1565">DSM-5’te Borderline Kişilik Yapısı İçin Tanımlanan Tanı Ölçütleri</strong></h3>
<p data-start="1567" data-end="1826"><strong data-start="1567" data-end="1638">1. Gerçek ya da hayali terk edilme olasılığına karşı yoğun tepkiler</strong><br data-start="1638" data-end="1641" />Bazı bireylerde, ayrılık ya da ihmal edilme ihtimali güçlü bir duygusal tehdit olarak algılanabilir. Bu durum, ilişkisel bağın korunmasına yönelik yoğun tepkilerle kendini gösterebilir.</p>
<p data-start="1828" data-end="2069"><strong data-start="1828" data-end="1930">2. Kişilerarası ilişkilerde idealizasyon ve değersizleştirme uçları arasında gidip gelen örüntüler</strong><br data-start="1930" data-end="1933" />İlişkilerde karşıdaki kişinin algılanışı zaman zaman keskin biçimde değişebilir. Bu durum, ilişkisel istikrarsızlık hissini artırabilir.</p>
<p data-start="2071" data-end="2301"><strong data-start="2071" data-end="2114">3. Süreklilik göstermeyen benlik algısı</strong><br data-start="2114" data-end="2117" />Kişinin kendisine, hedeflerine ya da yaşam yönelimlerine dair algısı dönemsel olarak değişkenlik gösterebilir. Bu değişkenlik, kimlik sürekliliğinde zorlanmalarla ilişkilendirilebilir.</p>
<p data-start="2303" data-end="2469"><strong data-start="2303" data-end="2376">4. Kendine zarar verme potansiyeli taşıyan dürtüsel davranış alanları</strong><br data-start="2376" data-end="2379" />Duygusal zorlanma anlarında, bazı davranış alanlarında sınırların zorlanması gözlenebilir.</p>
<p data-start="2471" data-end="2669"><strong data-start="2471" data-end="2573">5. İntihar düşünceleri ya da kendine zarar verme davranışlarının yineleyici biçimde ortaya çıkması</strong><br data-start="2573" data-end="2576" />Bu örüntüler, çoğunlukla yoğun ilişkisel stres ve duygusal yüklenme dönemleriyle ilişkilidir.</p>
<p data-start="2671" data-end="2841"><strong data-start="2671" data-end="2719">6. Duygudurumda hızlı ve yoğun dalgalanmalar</strong><br data-start="2719" data-end="2722" />Duygular kısa süreler içinde belirgin biçimde değişebilir ve bu değişimler yoğun yaşantılar eşliğinde ortaya çıkabilir.</p>
<p data-start="2843" data-end="2962"><strong data-start="2843" data-end="2870">7. Süreğen boşluk hissi</strong><br data-start="2870" data-end="2873" />Bazı bireyler, içsel bir doluluk ya da anlam hissinde süreklilik sağlamakta zorlanabilir.</p>
<p data-start="2964" data-end="3124"><strong data-start="2964" data-end="3020">8. Yoğun öfke duyguları ve öfke düzenleme güçlükleri</strong><br data-start="3020" data-end="3023" />Öfke, zaman zaman dışa ya da içe yönelerek sonrasında suçluluk veya utanç duygularını tetikleyebilir.</p>
<p data-start="3126" data-end="3323"><strong data-start="3126" data-end="3205">9. Stresle ilişkili geçici kuşkucu düşünceler ya da dissosiyatif yaşantılar</strong><br data-start="3205" data-end="3208" />Yüksek stres altında, gerçeklik algısında geçici kopukluklar ve bedensel yabancılaşma deneyimleri ortaya çıkabilir.</p>
<p data-start="3325" data-end="3521">Bu ölçütlerin <strong data-start="3339" data-end="3412">şiddeti, sıklığı ve yaşanma biçimi bireyden bireye farklılık gösterir</strong>. Klinik değerlendirme, her zaman kişinin <strong data-start="3454" data-end="3497">bütüncül yaşam öyküsü ve ruhsal bağlamı</strong> içinde ele alınmalıdır.</p>
<hr data-start="3523" data-end="3526" />
<h3 data-start="3528" data-end="3588"><strong data-start="3532" data-end="3588">Psikodinamik Perspektiften Borderline Kişilik Yapısı</strong></h3>
<p data-start="3590" data-end="3874">Psikodinamik literatürde borderline kişilik yapısı, DSM-5 tanı ölçütlerinin ötesinde, <strong data-start="3676" data-end="3712">erken dönem ilişkisel deneyimler</strong> bağlamında ele alınır. Bu ölçütler betimleyici bir çerçeve sunarken; psikodinamik yaklaşımlar, yapının ardındaki <strong data-start="3826" data-end="3863">ilişkisel ve gelişimsel süreçlere</strong> odaklanır.</p>
<p data-start="3876" data-end="4227">Bu çerçevede borderline yapılanma; erken nesne ilişkilerinde yaşanan süreksizlikler, ayrışma-bireyleşme süreçlerindeki kırılmalar ve duygulanım düzenleme güçlükleriyle ilişkilendirilir. Tanı kriterlerinde tanımlanan örüntüler, sabit kişilik özellikleri olarak değil; <strong data-start="4143" data-end="4208">ilişkisel bağlam içinde şekillenen savunucu ruhsal düzenekler</strong> olarak ele alınır.</p>
<p data-start="4229" data-end="4419">Bu bakış açısı, borderline kişilik yapısının yalnızca davranışsal belirtiler üzerinden değil, <strong data-start="4323" data-end="4381">ruhsal sürekliliği koruma çabasının kırılgan biçimleri</strong> üzerinden anlaşılmasına olanak tanır.</p>
<hr data-start="4421" data-end="4424" />
<h3 data-start="4426" data-end="4481"><strong data-start="4430" data-end="4481">İlişkisel Deneyim, İçsel Nesneler ve Duygulanım</strong></h3>
<p data-start="4483" data-end="4897">Psikodinamik yazarlar, borderline kişilik yapılanmasında sıkça gözlenen idealizasyon ve değersizleştirme salınımlarını, <strong data-start="4603" data-end="4645">içsel nesne temsillerindeki bölünmeler</strong> ile ilişkilendirir. Bu çerçevede kişilerarası ilişkilerde yaşanan yoğun iniş çıkışlar, benlik algısındaki tutarsızlıklar ve süreğen boşluk duygusu; yalnızca belirtiler olarak değil, <strong data-start="4828" data-end="4873">içsel çatışmalarla başa çıkma girişimleri</strong> olarak değerlendirilir.</p>
<p data-start="4899" data-end="5188">Bu örüntüler, ilişkisel bağlamda ele alındığında <a href="https://www.tugceturanlar.com/category/iliskisel-dinamikler/"><strong data-start="4948" data-end="4972">ilişkisel dinamikler</strong> </a>üzerinden daha anlaşılır hâle gelir. Bu yaklaşım, borderline kişilik yapısını etiketleyici bir dilden uzaklaştırarak, bireyin ilişkisel dünyasına ve içsel deneyimine dair <strong data-start="5144" data-end="5171">anlamlandırıcı bir alan</strong> açmayı hedefler.</p>
<p data-start="5190" data-end="5322">Bu bağlamda borderline kişilik yapısı, tekil belirtiler üzerinden değil, <strong data-start="5263" data-end="5293">bütüncül bir ruhsal örüntü</strong> olarak değerlendirilmelidir.</p>
<hr data-start="5324" data-end="5327" />
<p data-start="5329" data-end="5559"><em><strong data-start="5329" data-end="5337">Not: </strong></em><em>Bu metin, DSM-5’te yer alan tanı ölçütlerini ve psikodinamik literatürdeki yaklaşımları <strong data-start="5428" data-end="5470">bilgilendirici ve klinik bir çerçevede</strong> ele alan bir okuma yazısıdır. Tanı koyma, tedavi önerme ya da yönlendirme amacı taşımaz.</em></p>
<p data-start="5561" data-end="5779"><strong data-start="5561" data-end="5573">Podcast:</strong><br data-start="5573" data-end="5576" />Borderline kişilik yapısı kavramının ilişkisel bağlamda ele alındığı <em data-start="5645" data-end="5680">“Borderline Annenin Çocuğu Olmak”</em> başlıklı bölüm, <strong data-start="5697" data-end="5722">Seans Odası Sakinleri</strong> podcast serisinde bu tema çerçevesinde tartışılmaktadır.</p>
<p><a href="https://open.spotify.com/episode/4E5j5eyk0b68A3vqDzddcu"><strong><em>Seans Odası Sakinleri (S.O.S.) Spotify Podcast</em></strong></a></p>
<p><a href="https://podcasts.apple.com/us/podcast/borderline-annenin-%C3%A7ocu%C4%9Fu-olmak/id1713905576?i=1000637037325"><em><strong>Seans Odası Sakinleri (S.O.S.) Apple Podcast</strong></em></a></p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=w_4jtPU0CEc&amp;ab_channel=KlinikPsikologTu%C4%9F%C3%A7eTuranlar"><em><strong>Seans Odası Sakinleri (S.O.S.) Youtube</strong></em></a></p>
<p><strong>Kaynak</strong></p>
<p class="m-t-0"><a href="https://psycnet.apa.org/record/2010-10619-001">Borderline Personality Disorders and DSM-5</a></p>
<p><a href="https://tugceturanlar.com/borderline-kisilik-bozuklugu-tani-kriterleri/">Borderline Kişilik Yapısı: DSM-5 Tanı Ölçütlerine Klinik Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://tugceturanlar.com">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dissosiyasyon ve Çocukluk Çağı Travmaları</title>
		<link>https://tugceturanlar.com/dissosiyasyon-ve-cocukluk-cagi-travmalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2021 15:41:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Travma ve Bedensel Bellek]]></category>
		<category><![CDATA[dissosiyasyon]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://18.185.194.186/?p=1161</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dissosiyasyon Kavramı Dissosiyasyon, zihinsel süreçlerin bilinçten ayrılması ve kendi içindeki bütünlüğü kaybetmesi sonucu kişinin duygu ve düşünceleriyle ilgili farkındalığın azalması olarak tanımlanmaktadır ( Bolu ve ark, 2014 ).  Ağır stres durumlarda aşırı anksiyeteyi azaltarak ruhsal dengenin sürmesini sağlayan savunma mekanizmalarından biridir. Ancak ağır bir şekilde kullanıldığında ve sürekli hale geldiğinde semptomların ortaya çıkmasına neden olur. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://tugceturanlar.com/dissosiyasyon-ve-cocukluk-cagi-travmalari/">Dissosiyasyon ve Çocukluk Çağı Travmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://tugceturanlar.com">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Dissosiyasyon Kavramı</strong></h2>
<p>Dissosiyasyon, zihinsel süreçlerin bilinçten ayrılması ve kendi içindeki bütünlüğü kaybetmesi sonucu kişinin duygu ve düşünceleriyle ilgili farkındalığın azalması olarak tanımlanmaktadır ( Bolu ve ark, 2014 ).  Ağır stres durumlarda aşırı anksiyeteyi azaltarak ruhsal dengenin sürmesini sağlayan savunma mekanizmalarından biridir. Ancak ağır bir şekilde kullanıldığında ve sürekli hale geldiğinde semptomların ortaya çıkmasına neden olur. Bellek, kimlik ya da bilinç işlevlerinde bozulmalar meydana gelir. Kişi bilgi dışında da anı, duygular ve düşünce kalıpları gibi birçok zihinsel içeriğe ulaşmada sorun yaşar. Dissosiyatif bozukluklarda oluşan bu durum, merkezi sinir sistemini etkileyen organik bir bozukluk sebebiyle değil ruhsal kaynaklı bir durum olarak gerçekleşmektedir ( Şar, 2000 ).</p>
<h3><strong>Alter Kişilik Etkileri</strong></h3>
<p><strong>Pasif etkileme</strong></p>
<p>Kişi duygu, düşünce ve davranışlarına müdahale edildiğini hisseder. Bu müdahale iç dünyada varlıkları hissedilen ve yabancı olarak algılanan alter kişilikler tarafından gerçekleştirilir. Bu durum, alter kişiliklerin birbirlerini ya da ev sahibini yönetme eğilimlerinden kaynaklanır ( Akyüz, 1999; Akt: Şar, 2004)</p>
<p><strong>Varsanılar</strong></p>
<p>DKB hastalarının yaklaşık %80’i “iç sesler” duyar. Bu sesler çoğunlukla alter kişiliklerden gelmektedir. İç konuşmalar şeklinde ortaya çıkar. Görüşmeci ile diyalog kurarak onun sorularına içerden karşılık verirler. Alter kişilik bilincin kontrolünü ele geçirdiği zaman ise bu durum varsanı olmaktan çıkıp hastanın ağzından konuşmaya dönüşür ( Şar, 2004 ).</p>
<p><strong>Çocuksu Davranış</strong></p>
<p>Çocuk yaştaki alter kişiliklerden biri kontrolü ele aldığı zaman çocuksu davranışlar ortaya çıkar. Bu tip davranışların bazıları çevre tarafından sorun olarak algılanmayabilir. Bazıları ise zaman yöneliminin bozulması veya dışkısını ortalık yere yapma gibi, gündelik yaşamla uyuşmadığı için fark edilir ( Şar, 2004 ).</p>
<h3><strong>Ruhsal Travma ve Dissosiyasyon</strong></h3>
<p>Ruhsal <a href="https://www.tugceturanlar.com/travma-ve-travma-ile-basa-cikma-uzerine-yazilmis-8-kitap/">travma</a>nın etkileri erişkinlikte ve çocuklukta birbirinden farklıdır.  Çocukta dissosiyasyona olan yatkınlık erişkinlikte olandan daha fazladır. Çocukluk çağında oluşan travmatik yaşantılar erişkinlik dönemindeki dissosiyatif bozuklukların asıl sebebini oluşturur ( Şar, 2000 )</p>
<p>Çocuklar psikolojik, cinsel ya da fiziksel saldırılara karşı kendilerini savunamayacak kadar güçsüzdürler. Çocuğu ağır bir şekilde etkileyen ruhsal travmalar, çocuğun yaşamını sürdürdüğü ortamda yakınları tarafından gerçekleştirilenlerdir. Fiziksel olarak kaçmak, direnmek veya yaşanılanları kabul etmek oldukça zordur. Bu durumda psikobiyolojik bir savunma mekanizması olan dissosiyasyon, yaşanılan travmanın fiziksel ve ruhsal etkilerini uzaklaştırma görevini üstlenir. Travmaya bağlı duygu, düşünce ve algılar bilinçten uzaklaştırılarak normal şartlarda erişilmeyecek bir konuma getirilir. Böylece dissosiyasyon fiziksel ve ruhsal acıya karşı direncin gerçekleştirilmesini sağlamış olur ( Zoroğlu ve ark, 2000).</p>
<p>Başlangıçta travmatik yaşantının üstesinden gelme amacıyla kullanılan dissosiyatif düzenek zamanla uyumsal olmayan patolojik bir sürece dönüşür ( Şar, 2000). Çocuklar sürekli olarak travmatize edildikleri zaman, bu savunma mekanizması aşırı ölçüde kullanılır. Bunun sonucunda da dissosiyatif bozukluklar meydana gelir ( Zoroğlu ve ark, 2000).</p>
<p>Cinsel istismar kurbanı olan çocuklarda, istismarın ilk döneminde amnezi ve uyurgezerlik ortaya çıkabilmektedir. Çocuğun gözlerini belli bir noktaya dikip uyaranlara cevap vermediği trans benzeri durumlar çocuklarda en sık görülen dissosiyasyon belirtisidir. Dissosiyasyon istismarın getirdiği ezici ve korkutucu duygulardan çocuğun kaçınmasına yardım eder ( Aktepe, 2009 ).</p>
<p>Kişinin algılarını, duygularını, anılarını ve zamanla tüm zihnini bölmelere ayıran dissosiyatif savunma, kişiyi travmatik yaşantının etkisinden uzaklaştırırken gerekli ruhsal çözüm işlemini ileride başka bir bakış açısı içinde yapılmak üzere erteler. Böylece fiziksel çaresizlik içinde de olsa denetimin kaybedildiği hissini önler. Ancak daha sonra dissosiyasyon ruhsal bakımdan çaresizlik yaratan bir mekanizmaya dönüşür. Çoklu kişilik bozukluğu olan hastaların %90’ı çocukluk çağında ihmal ya da istismar yaşantılarına dair bildirimler vermektedir. Bu bildirimlerin önemli bir kısmı da doğrulanabilmektedir ( Şar, 2000 ).</p>
<h3><strong>İstismarcıya Bağlanma</strong></h3>
<p>Çocuk, büyümek ve gelişimini tamamlamak için bağlanmak zorundadır.  Bu bağlanmanın önemini oldukça fazladır. İstismarı yapan kişi çocuğun en yakını da olsa çocuk travmaya rağmen istismarcısına bağlanmaya devam eder. Bu bağlanma dissosiyasyon ile gerçekleşir. Diğer taraftan bağlanma sırasında çocuk istismarcıyı kendi içinde özdeşleştirerek, kendi içerisinde onun bir benzerini yaratır. Bu şekilde onu kendi kontrolü altında tutabileceğini düşünerek ruhsal bakımdan güçsüzlüğü engellemeye çalışır. Çocuk kontrol odağının yerini değiştirerek, dışarıdan kontrol edilmenin yönünü kendi içinden kontrol edebilmeye çevirmiştir.  Ancak bu seferde kendi kontrolünü kaybetmiştir. Çünkü çocuk bölünmeye uğradığından kendi ruhsal yapısı içerisindeki yabancılar tarafından yönetilmeye başlamıştır ( Şar, 2000 ).</p>
<h3><strong>İstismarcı Alter Kişilik</strong></h3>
<p>Çoklu kişilik bozukluğu olan hastaların tedavisinde istismarcı ile özdeş olan alter kişiliklerin bütüne entegre edilmesiyle tedavi sonlandırılır. Diğer taraftan, istismarcı özellikteki alter kişilikler,  hastanın da istismarcı davranışlarda bulunmasına sebep olabilir. Bu açıdan bakıldığında birçok istismarcının da dissosiyatif bozukluğa sahip olabileceği düşünülmelidir. Bu durum ise istismarın önlenmesini zorlaştırır, istismarcıyı kendi davranışları konusunda içgörüden yoksun hale dönüştürür. Örneğin babası tarafından çocukluğunda defalarca kemerle dövülmüş olan bir kadında erişkinlikte bu sefer kendi çocuklarını döven ve olayı hatırlamayan, saldırgan bir alter kişilik oluşabilmektedir. Bu durum dissosiyasyon ve istismarın kuşaktan kuşağa geçmesine ve içgörüsüzlüğe sebep olabilir. Ayrıca, kendi dissosiyatif yapıları nedeni ile çelişkili davranışlar ve tutumlar gösteren, çift mesaj veren bir anne ya da baba da çocuklarda dissosiyasyon oluşturabilir ( Şar, 2000 ).</p>
<h3><strong>Dissosiyatif Kimlik Bozukluğunun Adli Yönü</strong></h3>
<p>Bu konuya adli yönden iki şekilde bakılabilir. Bunlardan ilki suç işleyen kişilerde bulunan dissosiyatif kimlik bozukluğudur. Amerika kökenli yapılan çalışmalardan birinde seri cinayet işleyen katillerde DKB görülmesinin hiç de az olmadığı düşünülmektedir. Bu çalışma, vakalarda ağır çocukluk çağı travma yaşantılarının varlığını da kanıtlamaktadır. Bazı vakalarda içgörü kaybının ileri düzeylere ulaşabildiği de görülmektedir. Araya giren trans halleri de tehlikeli dönemler olabilir. Özellikle agresif alter kişiliklerin aniden kontrolü ele alarak eğilimlerine uygun saldırgan davranma olasılıkları da vardır. DKB hırsızlık gibi şiddet içermeyen suçlarda da kendini gösterebilir. İkinci yaklaşımda ise istismara maruz kalan kişilerde DKB ve benzeri dissosiyatif bozukluk bulunması durumudur. Özellikle çocukluk çağında istismara uğrayan kişi, olay sırasında ya da sonrasında dissosiyatif belirtiler gösterebileceği gibi, uzun dönem etkileri göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Başka bir durumda ise, DKB olan kişinin ruhsal rahatsızlığından dolayı istismara daha açık olup kendini koruyamaması durumudur. Bu durum gerek çocuklukta gerekse erişkinlikte olabilir. Bu yüzden ceza hukuku açısından değerlendirilmesi gerekebilir. Genel olarak, DKB’nin bilinç ve davranış özgürlüğünü kısmi olarak etkileyebileceğini göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Bazı durumlarda tam aksine kişi davranışlarında tamamen sorumlu olabilir ( Şar, 2004).</p>
<p><a href="https://www.tugceturanlar.com/hakkimda/"><em>Klinik Psikolog Tuğçe TURANLAR</em></a></p>
<p><a href="https://www.verywellmind.com/how-trauma-can-lead-to-dissociative-disorders-2797534">www.verywellmind.com</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://tugceturanlar.com/dissosiyasyon-ve-cocukluk-cagi-travmalari/">Dissosiyasyon ve Çocukluk Çağı Travmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://tugceturanlar.com">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk İstismarı ve Mağdur Çocukla Görüşme Teknikleri</title>
		<link>https://tugceturanlar.com/cocuk-istismari-ve-magdur-cocukla-gorusme-teknikleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2021 13:40:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Travma ve Bedensel Bellek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk istismarı ve ihmali]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://18.185.194.186/?p=1154</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk İstismarı Nedir? Çocuk istismarı nedir? Dünya Sağlık Örgütü (WHO), çocuk istismarını çocuğun sağlığını, yaşamını, gelişimini veya onurunu olumsuz etkileyen davranışlar olarak tanımlar. Bu davranışları çocuk üzerinde güç ve sorumluluk sahibi olan bir yetişkin, toplum ya da devlet gerçekleştirebilir. İstismar bazen bilerek yapılan bir eylem şeklinde ortaya çıkar. Bazen de yapılması gerekenin yapılmaması, yani ihmal [&#8230;]</p>
<p><a href="https://tugceturanlar.com/cocuk-istismari-ve-magdur-cocukla-gorusme-teknikleri/">Çocuk İstismarı ve Mağdur Çocukla Görüşme Teknikleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://tugceturanlar.com">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 data-start="741" data-end="767">Çocuk İstismarı Nedir?</h3>
<p data-start="769" data-end="1197">Çocuk istismarı nedir? Dünya Sağlık Örgütü (WHO), çocuk istismarını çocuğun sağlığını, yaşamını, gelişimini veya onurunu olumsuz etkileyen davranışlar olarak tanımlar. Bu davranışları çocuk üzerinde güç ve sorumluluk sahibi olan bir yetişkin, toplum ya da devlet gerçekleştirebilir. İstismar bazen bilerek yapılan bir eylem şeklinde ortaya çıkar. Bazen de yapılması gerekenin yapılmaması, yani ihmal yoluyla gelişir (WHO, 2006).</p>
<p data-start="1199" data-end="1564">Bu davranışlar, çocuğun Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan temel haklarını ihlal eder. İstismarın etkileri yalnızca yaşandığı anla sınırlı kalmaz. Uzun vadede ciddi fiziksel hasarlar, kalıcı psikolojik travmalar ve sosyal uyum sorunları ortaya çıkabilir. Bu süreç karmaşıktır. Çocuğun nörobiyolojik gelişimini dahi etkileyebilir.</p>
<hr data-start="1566" data-end="1569" />
<h3 data-start="1571" data-end="1611">Çocuk İstismarının Türleri Nelerdir?</h3>
<p data-start="1613" data-end="1779">İstismar türlerini doğru tanımlamak erken fark etme ve koruma süreçleri için kritik önem taşır. Dünya Sağlık Örgütü, çocuk istismarını dört ana başlık altında toplar.</p>
<p data-start="1781" data-end="2030"><strong data-start="1781" data-end="1802">Fiziksel istismar</strong>, çocuğun kaza dışı yollarla bedensel zarar görmesidir. Vurma, sarsma, yakma veya ısırma gibi eylemler bu gruba girer. Morluk, kırık veya yanık gibi fiziksel belirtiler sık görülür. Bu nedenle fark edilmesi görece daha kolaydır.</p>
<p data-start="2032" data-end="2332"><strong data-start="2032" data-end="2051">Cinsel istismar</strong>, çocuğun gelişimsel olarak hazır olmadığı ve rıza gösteremeyeceği cinsel içerikli davranışlara maruz kalmasıdır. Bu davranışlar temas içerebilir. Teşhircilik veya röntgencilik gibi temas içermeyen eylemler de bu kapsama girer. Güç dengesizliği bu türün temel özelliğini oluşturur.</p>
<p data-start="2334" data-end="2629"><strong data-start="2334" data-end="2355">Duygusal istismar</strong>, çocuğun sevgi, ilgi ve güven ihtiyacının sistematik biçimde karşılanmamasıyla ortaya çıkar. Sürekli aşağılanma, reddedilme veya tehdit edilme bu gruba dahildir. Fiziksel iz bırakmaz. Buna rağmen çocuğun benlik algısı ve psikolojik bütünlüğü üzerinde derin etkiler yaratır.</p>
<p data-start="2631" data-end="2876"><strong data-start="2631" data-end="2640">İhmal</strong>, çocuğun temel gereksinimlerinin bakımından sorumlu kişiler tarafından karşılanmamasıdır. Beslenme, barınma, sağlık, eğitim ve korunma ihtiyaçları bu kapsamda değerlendirilir. İhmal çocuğun gelişimini ciddi biçimde sekteye uğratabilir.</p>
<hr data-start="2878" data-end="2881" />
<h3 data-start="2883" data-end="2925">Çocukta İstismar Belirtileri Nelerdir?</h3>
<p data-start="2927" data-end="3113">Bir çocuğun istismara maruz kaldığını anlamak her zaman kolay değildir. Belirtiler her çocukta farklı biçimde ortaya çıkabilir. Ancak klinik gözlemler bazı ortak işaretlere dikkat çeker.</p>
<p data-start="3115" data-end="3320">Fiziksel belirtiler arasında açıklanamayan morluklar, yanıklar ve kırıklar yer alır. Cinsel bölgede ağrı, kanama veya enfeksiyonlar da görülebilir. Davranışsal ve psikolojik belirtiler ise daha dolaylıdır.</p>
<p data-start="3322" data-end="3702">Tuvalet eğitimini tamamlamış bir çocuğun yeniden alt ıslatmaya başlaması sık karşılaşılan bir işarettir. Kabuslar ve uyku bozuklukları görülebilir. Çocuk yaşına uygun olmayan cinsel bilgi sergileyebilir. Oyunlarında cinsel temalar yer alabilir. Bazı çocuklar açıklanamayan karın ağrısı veya baş ağrısından yakınır. Bazıları ise belirli kişi veya ortamlardan yoğun biçimde kaçınır.</p>
<p data-start="3704" data-end="3837">Bu belirtiler tek başına istismarı kesin olarak göstermez. Ancak uzman değerlendirmesi gerektiren önemli risk göstergeleri oluşturur.</p>
<hr data-start="3839" data-end="3842" />
<h3 data-start="3844" data-end="3894">İstismarın Bildirilmesini Zorlaştıran Etkenler</h3>
<p data-start="3896" data-end="4152">İstismara maruz kalan birçok çocuk yaşadıklarını anlatmakta zorlanır. Failin tehditleri bu sessizliği güçlendirir. Yoğun korku ve suçluluk duygusu da önemli rol oynar. Utanma hissi ve ailenin zarar göreceğine dair kaygılar bildirim sürecini geciktirebilir.</p>
<p data-start="4154" data-end="4454">Bu sessizlik çocuğun ihtiyaç duyduğu desteğe erişimini zorlaştırır. Tıbbi ve psikososyal yardım gecikebilir. Değerlendirme sürecinde yapılan hatalar durumu ağırlaştırabilir. Yeterli eğitimi olmayan kişilerin tekrarlayıcı ve uygunsuz sorgulamaları ikincil travmaya yol açabilir (Yüksel ve ark., 2013).</p>
<hr data-start="4456" data-end="4459" />
<h3 data-start="4461" data-end="4499">Çocuk İstismarının Ruhsal Etkileri</h3>
<p data-start="4501" data-end="4828">Çocukluk döneminde yaşanan istismar deneyimleri bireyin tüm gelişim sürecini etkileyebilir. Araştırmalar bu deneyimlerin ilerleyen yaşlarda anksiyete belirtileriyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Depresif duygu durum ve travma sonrası stres belirtileri de sık görülür. Bazı bireylerde dissosiyatif tepkiler ortaya çıkabilir.</p>
<p data-start="4830" data-end="5117">Erken dönemde güven duygusu zedelendiğinde bağlanma sorunları gelişebilir. Bu sorunlar yetişkinlikte kişilerarası ilişkileri etkileyebilir. Ancak bu etkiler her çocukta aynı biçimde ortaya çıkmaz. Çocuğun yaşı, gelişimsel özellikleri ve sosyal destek kaynakları sürecin seyrini belirler.</p>
<hr data-start="5119" data-end="5122" />
<h3 data-start="5124" data-end="5189">Literatürde Çocuk İstismarına Yönelik Psikososyal Yaklaşımlar</h3>
<p data-start="5191" data-end="5571">Bilimsel literatür, çocuk istismarının ruhsal etkilerini anlamaya yönelik çeşitli psikososyal yaklaşımlar tanımlar. Travma odaklı bilişsel davranışçı modeller bu çerçevede ele alınır. Oyun temelli yaklaşımlar da küçük çocuklar için önemli bir araç sunar. EMDR gibi yapılandırılmış travma modelleri literatürde yer alır. Aileyi kapsayan yaklaşımlar da sürecin bir parçası olabilir.</p>
<p data-start="5573" data-end="5730">Bu yaklaşımlar genel bilimsel çerçeveler sunar. Uygulama biçimleri çocuğun yaşı ve gelişimsel özelliklerine göre değişir. Hukuki koşullar da süreci belirler.</p>
<hr data-start="5732" data-end="5735" />
<h3 data-start="5737" data-end="5779">Mağdur Çocukla Görüşme Sürecinin Önemi</h3>
<p data-start="5781" data-end="6074">Çocuklarla yapılan görüşmeler özel bir uzmanlık gerektirir. Travmatik yaşantılar çocuğun anlatım ve bellek süreçlerini etkileyebilir. Bu nedenle görüşmecinin tutumu büyük önem taşır. Yargılayıcı olmayan ve kapsayıcı bir yaklaşım gerekir (Aydın ve Sönmez, 2014; Akt: Gönültaş ve Akduman, 2016).</p>
<p data-start="6076" data-end="6297">Adli görüşmelerde temel amaç çocuğu yeniden travmatize etmeden bilgiye ulaşmaktır. Sorular açık uçlu olmalıdır. Görüşme çocuğun gelişimsel düzeyine uygun biçimde yürütülmelidir. Mümkünse süreci tek bir uzman yönetmelidir.</p>
<hr data-start="6299" data-end="6302" />
<h3 data-start="6304" data-end="6313">Sonuç</h3>
<p data-start="6315" data-end="6563">Çocuk istismarı bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorundur. Bu alanda görev alan tüm meslek elemanlarının özel eğitim alması büyük önem taşır. Süpervizyon desteği de gereklidir. Yanlış müdahaleler çocuğun ruhsal bütünlüğüne ciddi zarar verebilir. Bir çocuğun istismara maruz kalmış olabileceğine dair ciddi şüphe durumlarında ilgili yasal ve sosyal destek mekanizmalarına başvurmak önemlidir. Bu adım çocuğun korunmasını ve sürecin sağlıklı ilerlemesini destekler.</p>
<h3 data-start="803" data-end="829"><strong style="font-size: 16px;">KAYNAKLA</strong><span style="font-size: 16px;">R</span></h3>
<p>Bulut, S. (2008). <a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/200055">Erken Çocukluk Dönemi Cinsel İstismarının Psikodinamik Oyun Terapisiyle Teşhisi ve Tedavisi.</a> <em>Türk Psikolojik Danı</em>ş<em>ma ve Rehberlik Dergisi,</em>29,131-144.</p>
<p>Gönültaş, M. B., Akduman, İ. (2016). Çocuklara Yönelik Cinsel İstismar Soruşturmalarında Mağdur Bildirimlerinin Önemi. <em>Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi,</em>23,274-289.</p>
<p>Yüksel, F., Keser, N., Odabaş, E., Kars, G. B., Yurtkulu, F., Daşkafa, F., Arslan, F., Cayrat, E. (2013). Çocuk İstismarı ve Çocuk İzlem Merkezleri. <em>Tıbbi Sosyal Hizmet Dergisi,</em>2,18-22.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://tugceturanlar.com/cocuk-istismari-ve-magdur-cocukla-gorusme-teknikleri/">Çocuk İstismarı ve Mağdur Çocukla Görüşme Teknikleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://tugceturanlar.com">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
