<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Travma Sonrası Tepkiler arşivleri - Tuğçe Turanlar</title>
	<atom:link href="https://18.185.194.186/tag/travma-sonrasi-tepkiler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Uzman Klinik Psikolog</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Feb 2026 22:05:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://18.185.194.186/wp-content/uploads/2021/09/cropped-psikoloji-32x32.png</url>
	<title>Travma Sonrası Tepkiler arşivleri - Tuğçe Turanlar</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Travmatik Anılar ve EMDR Terapisi: TSSB Belirtilerinde İyileşme</title>
		<link>https://18.185.194.186/travmatik-anilar-ve-emdr-terapisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 15:28:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlişkiler ve Bağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Travma Sonrası Tepkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tugceturanlar.com/?p=3052</guid>

					<description><![CDATA[<p>Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), kişinin yaşamında kalıcı izler bırakabilen bir ruhsal bozukluktur. Geçmişte yaşanan olayların etkisi, günümüzdeymiş gibi tekrar tekrar yaşanabilir. Bu durum, yoğun kaygı, korku, uyku bozuklukları ve günlük hayatta işlev kaybına yol açar. Son yıllarda TSSB tedavisinde öne çıkan yöntemlerden biri EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) terapisidir. Bu yaklaşım, kişinin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://18.185.194.186/travmatik-anilar-ve-emdr-terapisi/">Travmatik Anılar ve EMDR Terapisi: TSSB Belirtilerinde İyileşme</a> yazısı ilk önce <a href="https://18.185.194.186">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="162" data-end="440">Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), kişinin yaşamında kalıcı izler bırakabilen bir ruhsal bozukluktur. Geçmişte yaşanan olayların etkisi, günümüzdeymiş gibi tekrar tekrar yaşanabilir. Bu durum, yoğun kaygı, korku, uyku bozuklukları ve günlük hayatta işlev kaybına yol açar.</p>
<p data-start="442" data-end="862">Son yıllarda TSSB tedavisinde öne çıkan yöntemlerden biri <strong data-start="500" data-end="564">EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme)</strong> terapisidir. Bu yaklaşım, kişinin travmatik anıyı zihninde canlandırırken aynı anda dikkatini başka bir uyarana yönlendirmesi (örneğin göz hareketleriyle terapisti takip etmesi) üzerine kuruludur. Böylece beyin, travmaya bağlı yoğun duygusal yükü azaltarak anıyı daha sağlıklı bir şekilde işler.</p>
<p data-start="864" data-end="1140">EMDR’nin etkinliği birçok araştırmada doğrulanmıştır. Ancak yeni bir çalışma, tedavinin “nasıl işlediğini” anlamak için kritik bir ayrıntıyı incelemiştir: <strong data-start="1019" data-end="1138">Seans sırasında travmatik anıların duygusal yoğunluğu azaldıkça, tedavi sonuçları da daha başarılı hale geliyor mu?</strong></p>
<hr />
<h2 data-start="72" data-end="130">EMDR’de Duygusal Yoğunluk Nasıl Ölçülüyor?</h2>
<p data-start="132" data-end="446">2025 yılında <em data-start="145" data-end="179">Avrupa Psikotraumatoloji Dergisi</em>’nde yayımlanan çalışmada, 125 TSSB hastası yoğun bir tedavi programına katıldı. Program sadece EMDR’den ibaret değildi; aynı zamanda maruz bırakma terapisi, psiko-eğitim ve fiziksel aktivite oturumlarını da içeriyordu. Amaç, çok yönlü bir iyileşme süreci sunmaktı.</p>
<p data-start="448" data-end="771">Araştırmacılar özellikle EMDR seanslarında bir noktaya odaklandı: <strong data-start="514" data-end="555">travmatik anıların duygusal yoğunluğu</strong>. Bu yoğunluğu ölçmek için “SUD” (Subjective Units of Disturbance) ölçeğini kullandılar. SUD, kişinin bir anıya dair hissettiği rahatsızlığı 0 ile 10 arasında derecelendirmesini isteyen basit ama güçlü bir araçtır.</p>
<p data-start="773" data-end="1023">Örneğin bir travmatik anıyı düşündüğünde rahatsızlık 9 ya da 10 gibi yüksekse, bu anının hâlâ çok yüklü olduğunu gösterir. Terapi ilerledikçe bu puanların düşmesi, beynin anıyı yeniden işleyip daha az rahatsız edici hale getirdiğinin göstergesidir.</p>
<p data-start="1025" data-end="1223">Bu çalışmada her seansın başında ve sonunda SUD değerleri kaydedildi. Böylece, <strong data-start="1104" data-end="1194">duygusal yoğunluktaki değişim ile tedavi sonuçları arasında bir bağlantı olup olmadığı</strong> net biçimde incelenebildi.</p>
<hr data-start="1225" data-end="1228" />
<h2 data-start="70" data-end="144">Duygusal Yoğunluktaki Azalma ile İyileşme Arasındaki İlişki</h2>
<p data-start="146" data-end="517">Araştırmanın sonuçları oldukça dikkat çekiciydi. Seansların başında travmatik anılar, katılımcılar tarafından ortalama <strong data-start="265" data-end="304">8 puanlık bir rahatsızlık düzeyiyle</strong> değerlendirildi (SUD skoru). EMDR oturumları ilerledikçe bu değer ortalama <strong data-start="380" data-end="403">2 puana kadar düştü</strong>. Yani katılımcılar, anıların üzerlerinde yarattığı yoğun duygusal yükün önemli ölçüde azaldığını ifade ettiler.</p>
<p data-start="519" data-end="769">Bu azalma sadece rakamlarda kalmadı. Katılımcıların neredeyse yarısı, tedavi sonrasında artık TSSB tanısı alacak düzeyde belirti göstermiyordu. Hatta bazı hastalarda bütün hedeflenen travmatik anılar “sıfır rahatsızlık” seviyesine kadar işlenmişti.</p>
<p data-start="771" data-end="1072">En çarpıcı bulgu ise şu oldu: <strong data-start="801" data-end="898">Duygusal yoğunluğu daha fazla azalan kişilerin TSSB belirtilerindeki düşüş çok daha güçlüydü.</strong> Başka bir deyişle, SUD skorundaki her ciddi azalma, tedavi başarısını öngörüyordu. Araştırmacılar, bu sonucun EMDR’nin işleyiş mantığını doğrudan desteklediğini vurguladı.</p>
<hr data-start="1225" data-end="1228" />
<h2 data-start="82" data-end="130">EMDR Terapi Sürecinde Bu Ne Anlama Geliyor?</h2>
<p data-start="132" data-end="431">Bu bulgular, EMDR’nin sadece travmatik anıları “zayıflatmakla” kalmadığını, aynı zamanda iyileşme sürecinde duygusal yoğunluğun değişiminin kritik bir rol oynadığını gösteriyor. Seanslarda anılara yüklenen rahatsızlık düzeyinin azalması, tedavi başarısının güçlü bir göstergesi olarak öne çıkıyor.</p>
<p data-start="433" data-end="689">Terapistler için bu şu anlama geliyor: SUD skorlarını takip etmek, tedavi sürecini anlamada önemli bir pusula olabilir. Eğer rahatsızlık düzeyi beklenen şekilde düşmüyorsa, kullanılan teknikler gözden geçirilebilir ve süreç daha etkin hale getirilebilir.</p>
<p data-start="691" data-end="985">Danışanlar açısından ise bu sonuç umut verici bir mesaj taşıyor. Çünkü terapi sırasında hissedilen küçük “hafifleme” anları, aslında beynin travmatik anıyı yeniden işlediğinin işareti olabilir. Bir anı hâlâ mevcut olsa da, artık daha uzak, daha yönetilebilir ve daha az acı verici hale gelir.</p>
<p data-start="987" data-end="1086">Kısacası, duygusal yoğunluktaki her azalma, iyileşme yolculuğunda önemli bir adımı temsil ediyor.</p>
<hr />
<h2 data-start="65" data-end="122">Travmatik Anılarla Başa Çıkmada EMDR’nin Rolü</h2>
<p data-start="124" data-end="500">Travmaların izleri kolayca silinmese de bilimsel araştırmalar bu yükün hafifletilebileceğini gösteriyor. EMDR terapisi, kişinin travmatik anılarıyla yüzleşmesini sağlarken aynı zamanda bu anılara yüklenen yoğun duygusal tepkileri azaltıyor. Araştırmalar, bu azalmaların tesadüfi olmadığını; aksine tedavi başarısının en önemli göstergelerinden biri olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p data-start="502" data-end="727">Bu da şu anlama geliyor: Travmalar tamamen yok olmasa bile, onların üzerimizdeki etkileri değişebiliyor. Bir anı, eskisi kadar sarsıcı ve acı verici olmaktan çıkıp daha uzak, daha nötr ve yönetilebilir bir hale gelebiliyor.</p>
<p data-start="729" data-end="945">Sonuç olarak EMDR, travmalarla başa çıkmada etkili bir yöntem olmasının ötesinde, duygusal yoğunluktaki değişimi takip ederek hem terapistlere hem de danışanlara iyileşmenin seyrini anlamada güçlü ipuçları sunuyor.</p>
<p>Kaynakça</p>
<p><a href="https://doi.org/10.1080/20008066.2025.2536973">The relationship between changes in emotional intensity and treatment outcome in PTSD patients in EMDR therapy.</a></p>
<p><a href="https://18.185.194.186/travmatik-anilar-ve-emdr-terapisi/">Travmatik Anılar ve EMDR Terapisi: TSSB Belirtilerinde İyileşme</a> yazısı ilk önce <a href="https://18.185.194.186">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travma Terapisi: Gerçek Nedir?</title>
		<link>https://18.185.194.186/travma-terapisi-gercek-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jan 2025 16:01:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Travma ve Bedensel Bellek]]></category>
		<category><![CDATA[EMDR Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Online EMDR]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[Travma Bağı]]></category>
		<category><![CDATA[Travma Sonrası Tepkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tugceturanlar.com/?p=2659</guid>

					<description><![CDATA[<p>Travma terapisi, geçmişte yaşanan acı dolu anılarla yüzleşmek için değil, bu anıların hayatımız üzerindeki etkilerini anlamlandırmak ve hafifletmek için yapılan bir çalışmadır. Travma, yaşamımızda derin izler bırakabilir; ancak travma terapisi bu izleri silmeyi değil, onların hayatımıza olan etkisini azaltmayı amaçlar. Travmanın Doğası ve Etkileri Travma, yalnızca zihinsel bir deneyim değildir. Bedenimizde de derin izler bırakır. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://18.185.194.186/travma-terapisi-gercek-nedir/">Travma Terapisi: Gerçek Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://18.185.194.186">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Travma terapisi, geçmişte yaşanan acı dolu anılarla yüzleşmek için değil, bu anıların hayatımız üzerindeki etkilerini anlamlandırmak ve hafifletmek için yapılan bir çalışmadır. Travma, yaşamımızda derin izler bırakabilir; ancak travma terapisi bu izleri silmeyi değil, onların hayatımıza olan etkisini azaltmayı amaçlar.</p>
<h2><strong>Travmanın Doğası ve Etkileri</strong></h2>
<p>Travma, yalnızca zihinsel bir deneyim değildir. Bedenimizde de derin izler bırakır. Dr. Bessel van der Kolk’un <em>The Body Keeps the Score</em> kitabında belirttiği gibi, travmatik anılar beynimizin normal işleyişini kesintiye uğratır ve sinir sistemimizi etkiler. Bu etkiler, güvenlik hissimizi bozarak &#8220;geçmişte sıkışıp kalmış&#8221; gibi hissetmemize neden olur.</p>
<p>Travma terapisi, bu anıları tekrar tekrar konuşarak acıyı derinleştirmez. Bunun yerine, bu anılar üzerinde çalışarak onların üzerimizdeki kontrolünü azaltmayı ve daha dengeli bir yaşam sürdürmeyi hedefler.</p>
<h2><strong>Dayanıklılık Penceresi: Güvende Hissetmek</strong></h2>
<p>Travma terapisi sırasında, bireyin <a href="https://www.tugceturanlar.com/psikolojik-dayaniklilik-nedir/">&#8220;dayanıklılık penceresi&#8221;</a> içinde çalışması büyük önem taşır. Bu kavram, Dr. Dan Siegel tarafından geliştirilmiş ve kişinin duygusal olarak dengede kalabileceği, zor duygularla başa çıkabileceği alanı ifade eder. Terapistler, bireyin bu pencere içinde kalmasına yardımcı olarak, terapi sürecinin yeniden travmatize edici olmasını önler.</p>
<p>Dayanıklılık penceresi içinde kalan birey:</p>
<ul>
<li>Zorlayıcı duygularla başa çıkabilir.</li>
<li>Anda kalmayı başarabilir.</li>
<li>Duygusal dengesini yeniden kazanabilir.</li>
</ul>
<h2><strong>Travmanın Bedensel Boyutu</strong></h2>
<p>Travma yalnızca zihnimizde değil, bedenimizde de yaşar. Peter Levine’nin geliştirdiği <em>Somatik Deneyimleme</em> yöntemi, bedenimizde depolanan travma izlerini anlamaya ve serbest bırakmaya odaklanır. Bu süreçte, bedenimizdeki travmatik enerjiyi fark eder ve yönetmeyi öğreniriz.</p>
<p>Aynı şekilde, <a href="https://www.tugceturanlar.com/online-emdr-terapisi/">EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme)</a> yöntemi de travmatik anıların işlenmesine olanak tanır. Bu yöntem sayesinde, geçmişte “kilitli” kalan travmatik anılarımızı güvenli bir şekilde yeniden işler ve üzerimizdeki etkilerini azaltırız.</p>
<h2><strong>Parça Çalışması: Kendimizi Tanımak</strong></h2>
<p>Travma terapisi, bireyin içsel dünyasını keşfetmesine de yardımcı olur. Richard Schwartz’ın <em>İçsel Aile Sistemi Terapisi</em> yaklaşımında, bireyin içindeki farklı parçaların travmatik deneyimlere karşı savunma mekanizması geliştirdiği vurgulanır. Bu parçalar, çoğu zaman korku, öfke veya korunma duygularını taşır.</p>
<p>Terapide bu parçalarla savaşmak yerine, onları anlamak ve kabul etmek hedeflenir. Bu sayede, kendi içsel bütünlüğümüzü yeniden inşa ederiz.</p>
<h2><strong>Çift Farkındalık: Geçmiş ve Şimdi Arasında Dengede Kalmak</strong></h2>
<p>Travma terapisi, bireyin bir yandan geçmişteki anıları işlerken diğer yandan şu anda güvende olduğunun farkında olmasını sağlar. Çift farkındalık yaklaşımı, bireyin:</p>
<ul>
<li>Travmatik anıları yeniden işlerken bunaltıcı hissetmesini önler.</li>
<li>Anda kalma becerisini geliştirir.</li>
<li>Güvenli bir alan yaratarak iyileşme sürecine destek olur.</li>
</ul>
<h2><strong>Travma Terapisinin Nihai Amacı</strong></h2>
<p>Travma terapisi, kırılmış olanı düzeltmekle ilgili değildir. Aksine, bireyin kendi gücünü keşfetmesine ve yaşamına daha anlamlı bir şekilde devam etmesine olanak tanır. Travmanın bozduğu yönleri yeniden inşa etmek, içsel bütünlüğü sağlamak ve şefkatle kendimize yaklaşmak, bu sürecin sunduğu en kıymetli hediyelerdir.</p>
<p>Travma terapisi sayesinde, geçmişin ağırlığından kurtularak kendimizle ve hayatımızla yeniden bağ kurabiliriz.</p>
<p><a href="https://www.tugceturanlar.com/hakkimda/"><strong>Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar</strong></a></p>
<p><span>O</span><span>nline psikolojik danışmanlık randevusu almak için </span><strong><a href="mailto:yulepsikoloji@gmail.com">yulepsikoloji@gmail.com</a></strong><span><strong> </strong>adresine mail atabilir ya da </span><strong><a href="https://wa.me/905320533992" target="_blank" rel="noopener">0532 053 3992</a></strong><span> whatsapp üzerinden mesaj atarak iletişime geçebilirsiniz.</span></p>
<hr />
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<ul>
<li>Levine, P. A., &amp; Frederick, A. (2015). <em>Kaplanı uyandırmak: Travmayı iyileştirmek</em> (Z. Yalçınkaya, Çev.). İstanbul: Butik Yayıncılık.</li>
<li>Shapiro, F. (2017). <a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/507584"><em>EMDR: Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme</em></a> (3. baskı). İstanbul: Okuyan Us Yayınları.</li>
<li>Siegel, D. J. (1999). <em>Gelişen Zihin: İlişkiler ve Beynin Kim Olduğumuzu Şekillendirmesi</em> (Çev. İ. Y. Altınışık). İstanbul: Alfa Yayınları.</li>
<li>Van der Kolk, B. A. (2019). <em>Beden kayıt tutar: Beyin, zihin ve bedenin travmayı iyileştirmesi</em> (A. Aydoğan, Çev.). Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.</li>
<li>Schwartz, R. C. (1995). <em>İçsel Aile Sistemleri Terapisi</em> (Çev. İ. Y. Altınışık). İstanbul: Alfa Yayınları.</li>
</ul>
<p><a href="https://18.185.194.186/travma-terapisi-gercek-nedir/">Travma Terapisi: Gerçek Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://18.185.194.186">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travma Sonrası Tepkiler</title>
		<link>https://18.185.194.186/travma-sonrasi-tepkiler-savas-kacis-donma-ve-boyun-egme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Dec 2023 16:28:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Travma ve Bedensel Bellek]]></category>
		<category><![CDATA[Travma Sonrası Tepkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://18.185.194.186/?p=2063</guid>

					<description><![CDATA[<p>Travma Sonrası Tepkiler Travma, insan davranışını derinden etkiler ve hayatta kalmak için içgüdüsel tepkileri tetikler. Bu tepkiler;  Savaşma, Kaçma, Donma ve Boyun Eğme olarak kategorize edilir. Savaşma Tehlike hissettiğinizde gösterdiğiniz bir savunma türüdür. Örneğin, biri sizi korkutuyorsa, karşılık vermek için bağırabilir veya kızabilirsiniz. Bu kendinizi nasıl koruduğunuzu ve neye sınır koyduğunuzu gösterir. Kaçma Tehlikeli veya [&#8230;]</p>
<p><a href="https://18.185.194.186/travma-sonrasi-tepkiler-savas-kacis-donma-ve-boyun-egme/">Travma Sonrası Tepkiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://18.185.194.186">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Travma Sonrası Tepkiler</p>
<p class="p1"><a href="https://www.tugceturanlar.com/cocukluk-cagi-travmalarinin-bireyler-uzerindeki-etkileri/">Travma</a>, insan davranışını derinden etkiler ve hayatta kalmak için içgüdüsel tepkileri tetikler. Bu tepkiler;  Savaşma, Kaçma, Donma ve Boyun Eğme olarak kategorize edilir.</p>
<p class="p1"><strong>Savaşma</strong></p>
<p>Tehlike hissettiğinizde gösterdiğiniz bir savunma türüdür. Örneğin, biri sizi korkutuyorsa, karşılık vermek için bağırabilir veya kızabilirsiniz. Bu kendinizi nasıl koruduğunuzu ve neye sınır koyduğunuzu gösterir.</p>
<p><strong>Kaçma</strong></p>
<p>Tehlikeli veya stresli bir durumda, ortamdan hızla uzaklaşma isteğinizdir. Mesela, bir tartışmadan koşarak uzaklaşabilirsiniz ya da üzücü bir konuyu görmezden gelebilirsiniz. Bu tehlikelerden nasıl kaçtığınızı ve sorunlarla nasıl başa çıktığınızı gösterir.</p>
<p><strong>Donma</strong></p>
<p>Ne savaşabileceğiniz ne de kaçabileceğiniz bir durumda olduğunuzda hareketsiz ve sessiz kalırsınız. Bu vücudunuzun aşırı stres altında kendini koruma yoludur. Ne yapacağınızı bilemezsiniz, sadece beklersiniz.</p>
<p><strong>Boyun Eğme</strong></p>
<p>Bir tehdidi yatıştırmak ya da birini memnun etmek için kendi ihtiyaçlarınızı ve sınırlarınızı görmezden gelirsiniz. Örneğin, tartışmaları önlemek için her zaman başkalarının dediğini yaparsınız. Başkalarını memnun etmeye odaklanarak kendinizi korursunuz.</p>
<p class="p1">Bu tepkiler, beyin fonksiyonları ve sinirsel bağlantılarla yakından ilişkilidir. Örneğin, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB)  beyin yapısında ve işlevlerinde değişikliklere neden olur. Travmanın neden olduğu stres ve kaygı durumları, beynin farklı bölümlerinde, özellikle amigdala ve medial prefrontal kortekste farklı tepkiler üretir. Bu tepkiler bireyin travma sonrası yaşadığı deneyimleri ve tepkileri anlamamızda önemli bir rol oynar.</p>
<p class="p3">Sonuç olarak, travma tepkileri, bireylerin tehlikeli durumlarda hayatta kalmak için içgüdüsel olarak geliştirdikleri temel savunma stratejileridir.</p>
<div class="w-full text-token-text-primary" data-testid="conversation-turn-7">
<div class="px-4 py-2 justify-center text-base md:gap-6 m-auto">
<div class="flex flex-1 text-base mx-auto gap-3 md:px-5 lg:px-1 xl:px-5 md:max-w-3xl lg:max-w-[40rem] xl:max-w-[48rem] group">
<div class="relative flex w-full flex-col lg:w-[calc(100%-115px)] agent-turn">
<div class="flex-col gap-1 md:gap-3">
<div class="flex flex-grow flex-col max-w-full">
<div class="min-h-[20px] text-message flex flex-col items-start gap-3 whitespace-pre-wrap break-words [.text-message+&amp;]:mt-5 overflow-x-auto" data-message-author-role="assistant" data-message-id="3b8a1fda-2ed9-4cdd-ba7f-3790694c76ad">
<div class="markdown prose w-full break-words dark:prose-invert light">
<hr data-start="2283" data-end="2286" />
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><em><a href="https://www.tugceturanlar.com/hakkimda/">Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar</a>, psikodinamik yönelim ağırlıklı çalışmaktadır. Travmalarla çalışırken EMDR yöntemini, kişilik örüntüleriyle çalışırken Şema Terapiyi, ilişkilerde ise Gottman Çift Terapisi yaklaşımını kullanmaktadır. Özellikle narsisizm, bağlanma sorunları ve ilişkisel dinamikler üzerine yoğunlaşır. Yazılarında hem klinik deneyimlerinden hem de bilimsel araştırmalardan beslenerek psikolojik kavramları herkesin anlayabileceği bir dille aktarmayı amaçlar.</em></p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<p><span>Baldwin, D. V. (2013). Primitive mechanisms of trauma response: An evolutionary perspective on trauma-related disorders. </span><i>Neuroscience &amp; Biobehavioral Reviews</i><span>, </span><i>37</i><span>(8), 1549-1566.</span></p>
<p><span>Baldwin, D. V. (2013). Primitive mechanisms of trauma response: An evolutionary perspective on trauma-related disorders. </span><i>Neuroscience &amp; Biobehavioral Reviews</i><span>, </span><i>37</i><span>(8), 1549-1566.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://18.185.194.186/travma-sonrasi-tepkiler-savas-kacis-donma-ve-boyun-egme/">Travma Sonrası Tepkiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://18.185.194.186">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EMDR Terapisinin Kuramsal Temelleri</title>
		<link>https://18.185.194.186/emdr-terapisinin-kuramsal-temelleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2022 23:08:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Travma ve Bedensel Bellek]]></category>
		<category><![CDATA[Travma Sonrası Tepkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://18.185.194.186/?p=1756</guid>

					<description><![CDATA[<p>EMDR terapisinin kuramsal temelleri, bireyin geçmişte yaşadığı rahatsız edici deneyimlerin bugünkü duygusal ve bedensel tepkiler üzerindeki etkisini anlamaya yönelik bir çerçeve sunar. EMDR Terapisi, danışanın zorlayıcı yaşantılarının bugünkü işlevselliğini bozmayacak şekilde yeniden işlenmesine yardımcı olmayı amaçlayan yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır. Travmatik yaşantıların bedende bıraktığı izler ve bu izlere eşlik eden duygusal tepkiler, bedensel bellek kavramı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://18.185.194.186/emdr-terapisinin-kuramsal-temelleri/">EMDR Terapisinin Kuramsal Temelleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://18.185.194.186">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="373" data-end="740">EMDR terapisinin kuramsal temelleri, bireyin geçmişte yaşadığı rahatsız edici deneyimlerin bugünkü duygusal ve bedensel tepkiler üzerindeki etkisini anlamaya yönelik bir çerçeve sunar. EMDR Terapisi, danışanın zorlayıcı yaşantılarının bugünkü işlevselliğini bozmayacak şekilde yeniden işlenmesine yardımcı olmayı amaçlayan yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır.</p>
<p data-start="742" data-end="942">Travmatik yaşantıların bedende bıraktığı izler ve bu izlere eşlik eden duygusal tepkiler, <strong data-start="832" data-end="851">bedensel bellek</strong> kavramı üzerinden daha ayrıntılı biçimde ele alınabilir <em data-start="679" data-end="712">(bkz. <a href="https://www.tugceturanlar.com/category/bedensel-bellek/">Bedensel Bellek yazıları</a>)</em>.</p>
<h2 data-start="949" data-end="972">EMDR Terapisi Nedir?</h2>
<p data-start="974" data-end="1297">Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR), Francine Shapiro’nun 1987 yılında spontan göz hareketlerinin rahatsız edici düşüncelerin yoğunluğunu azalttığını fark etmesiyle geliştirilmiş bir psikoterapi yaklaşımıdır. EMDR, travmatik anıların beyinde nasıl depolandığını ve işlendiğini hedef alarak çalışır.</p>
<p data-start="1299" data-end="1660">Travmatik yaşantılar; duygu, düşünce ve beden duyumlarıyla birlikte yeterince işlenmeden depolandığında, tetikleyici bir durumla karşılaşıldığında aynı yoğunlukla yeniden ortaya çıkabilir. Bu süreç her bireyde aynı biçimde işlemez; genetik, gelişimsel ve ilişkisel faktörler, travmanın nasıl depolanacağını ve yeniden deneyimleneceğini belirgin biçimde etkiler.</p>
<hr data-start="1662" data-end="1665" />
<h2 data-start="1667" data-end="1733">EMDR Terapisinin Kuramsal Dayanağı: Adaptif Bilgi İşleme Modeli</h2>
<p data-start="1735" data-end="2016">EMDR terapisi kuramsal temellerinin merkezinde <strong data-start="1782" data-end="1813">Adaptif Bilgi İşleme Modeli</strong> yer alır. Bu model, her insanda doğal olarak var olduğu varsayılan bir psikolojik işleme sistemine dayanır. Normal koşullarda bu sistem, yaşantıların anlamlandırılarak belleğe entegre edilmesini sağlar.</p>
<p data-start="2018" data-end="2309">Travmatik deneyimler sırasında bu doğal işleme süreci kesintiye uğradığında, anılar kendi nöral ağlarında “donmuş” biçimde kalır ve diğer işlevsel bellek ağlarıyla bütünleşemez. Bu kopukluk, travmaya eşlik eden duygusal ve bedensel belirtilerin devam etmesine zemin hazırlar (Shapiro, 2016).</p>
<p data-start="2311" data-end="2508">EMDR terapisi, bu doğal bilgi işleme sürecini yeniden harekete geçirerek işlevsel olmayan biçimde depolanmış anıların adaptif şekilde yeniden yapılandırılmasını hedefler (Shapiro &amp; Laliotis, 2011).</p>
<hr data-start="2510" data-end="2513" />
<h2 data-start="2515" data-end="2552">EMDR Terapisinde Çift Yönlü Uyarım</h2>
<p data-start="2554" data-end="2841">EMDR sürecinde kullanılan çift yönlü uyarımlar — göz hareketleri, işitsel ya da dokunsal uyaranlar — beynin her iki hemisferini sırayla aktive eder. Bu uyarım biçimi, travmatik anıya ait görüntülerin canlılığını azaltır; duygusal yükün ve bedensel tepkilerin düzenlenmesine katkı sağlar.</p>
<p data-start="2843" data-end="3022">Bu süreçte travmatik anı tamamen silinmez. Ancak anıya eşlik eden yoğun rahatsızlık azalır ve kişi yaşantıyı daha bütünlüklü, daha az tehdit edici bir çerçevede değerlendirebilir.</p>
<hr data-start="3024" data-end="3027" />
<h2 data-start="3029" data-end="3075">EMDR Terapisinde Çalışılan Temel Bileşenler</h2>
<p data-start="3077" data-end="3155">EMDR terapisi sırasında işlemlemeye dahil edilen başlıca bileşenler şunlardır:</p>
<ul data-start="3157" data-end="3314">
<li data-start="3157" data-end="3189">
<p data-start="3159" data-end="3189">Travmatik anıya ilişkin imge</p>
</li>
<li data-start="3190" data-end="3225">
<p data-start="3192" data-end="3225">Kendilikle ilgili olumsuz biliş</p>
</li>
<li data-start="3226" data-end="3253">
<p data-start="3228" data-end="3253">Hedeflenen olumlu biliş</p>
</li>
<li data-start="3254" data-end="3292">
<p data-start="3256" data-end="3292">Anıya eşlik eden duygusal tepkiler</p>
</li>
<li data-start="3293" data-end="3314">
<p data-start="3295" data-end="3314">Bedensel duyumlar</p>
</li>
</ul>
<p data-start="3316" data-end="3466">Bu bileşenler, danışanın öznel rahatsızlık düzeyi ve bedensel tepkileri belirgin biçimde azalıncaya kadar terapötik sürecin parçası olarak ele alınır.</p>
<hr data-start="3468" data-end="3471" />
<h2 data-start="3473" data-end="3506">EMDR Terapisinin Klinik Süreci</h2>
<p data-start="3508" data-end="3782">EMDR terapisi, sekiz aşamalı yapılandırılmış bir protokol çerçevesinde uygulanır. Bu aşamalar; danışan öyküsünün alınması, hazırlık, hedef anının değerlendirilmesi, duyarsızlaştırma, olumlu bilişin yerleştirilmesi, beden taraması, kapanış ve yeniden değerlendirmeden oluşur.</p>
<p data-start="3784" data-end="3936">Bu yapılandırılmış çerçeve, sürecin danışanın ihtiyaçlarına göre esnek biçimde ilerlemesine olanak tanırken, terapötik güvenliğin korunmasını da sağlar.</p>
<hr data-start="3938" data-end="3941" />
<h2 data-start="3943" data-end="3981">EMDR Terapisinin Etkisi Üzerine</h2>
<p data-start="3983" data-end="4305">Araştırmalar, EMDR’nin özellikle travma sonrası stres belirtileri olmak üzere birçok psikolojik zorlanmada etkili olduğunu göstermektedir. EMDR terapisi; Amerikan Psikiyatri Birliği, Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Travmatik Stres Çalışmaları Birliği tarafından etkin bir psikoterapi yöntemi olarak kabul edilmektedir.</p>
<hr data-start="4307" data-end="4310" />
<h3 data-start="4288" data-end="4329">EMDR Terapisi Hakkında Klinik Bir Not</h3>
<p data-start="4331" data-end="4571"><em>EMDR terapisi, lisanslı ve bu alanda eğitim almış ruh sağlığı uzmanları tarafından uygulanmalıdır. Her birey için sürecin süresi ve derinliği farklılık gösterebilir. Terapi, hızdan çok güvenli ve bütünlüklü bir işlemleme sürecini esas alır.</em></p>
<p data-start="4331" data-end="4571">Kaynak</p>
<p><a href="https://psycnet.apa.org/record/2017-51402-001"><span>Pagani, M., Amann, B. L., Landin-Romero, R., &amp; Carletto, S. (2017). Eye movement desensitization and reprocessing and slow wave sleep: A putative mechanism of action. </span><em>Frontiers in Psychology, 8,</em><span> Article 1935.</span></a></p>
<p><a href="https://18.185.194.186/emdr-terapisinin-kuramsal-temelleri/">EMDR Terapisinin Kuramsal Temelleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://18.185.194.186">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tecavüz Algısında Kültürel Mitlerin Etkisi</title>
		<link>https://18.185.194.186/tecavuz-algisinda-kulturel-mitlerin-etkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2021 20:15:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Travma ve Bedensel Bellek]]></category>
		<category><![CDATA[İlişkiler ve Bağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Travma Sonrası Tepkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://18.185.194.186/?p=1182</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tecavüz Algısında Kültürel Mitlerin Etkisi: İnsanlık var olduğundan beri devam eden ve birçok çeşidi bulunan cinsel şiddet, insanın fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne zarar veren en önemli suçlardan biridir. Cinsel şiddet eylemleri koşullara, gerçekleşme biçimine ve fail ile mağdur arasındaki ilişkinin boyutuna göre değişiklik göstermektedir. Sebep olduğu fiziksel ve psikolojik zarar açısından bakıldığında ise, tecavüz bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://18.185.194.186/tecavuz-algisinda-kulturel-mitlerin-etkisi/">Tecavüz Algısında Kültürel Mitlerin Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://18.185.194.186">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tecavüz Algısında Kültürel Mitlerin Etkisi: İnsanlık var olduğundan beri devam eden ve birçok çeşidi bulunan cinsel şiddet, insanın fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne zarar veren en önemli suçlardan biridir. Cinsel şiddet eylemleri koşullara, gerçekleşme biçimine ve fail ile mağdur arasındaki ilişkinin boyutuna göre değişiklik göstermektedir. Sebep olduğu fiziksel ve psikolojik zarar açısından bakıldığında ise, tecavüz bu eylemlerin en ağırı olabilir ( Çoklar &amp; Meşe, 2015).</p>
<p>70’li yıllarda ortaya çıkan feminist hareket, kadına yönelik şiddete farkındalık getirmiş ve yasaların yeniden düzenlenmesine yol açmıştır (Kilpatrick, 2004). Feminist hareketinin savunucuları, tecavüzün cinsiyet rollerindeki eşitsizlik ve toplumsal geleneklerin sonucu olarak ortaya çıktığını ileri sürmüştür (Rose, 1977). Cinsiyet rollerinde bulunan eşitsizlikler, tutumlar, normlar ve gelenekler tecavüzü destekleyen bir dünya görüşüne dönüşmüştür (Russel, 1982).</p>
<p>Tecavüz mağdurları hakkındaki yanlış inanışlar tecavüz mitleri olarak tanımlanmış ve bu inanışların ortaya çıkmasına neden olan tutumları araştırmak için birçok çalışma yapılmıştır.  Schwendinger (1974) araştırmalarına göre, mağdurun rızası olmadan tecavüzün mümkün olmadığına dair ve tecavüzün erkek arzularının kontrolsüzlüğünden dolayı ortaya çıktığını öne süren bazı mitler toplumun inancında yerleşmiştir. Ülkemizde yapılan birçok araştırmada da mitlerin toplumumuzda yaygın olarak varlığını sürdürdüğü görülmüştür (Akvardar ve Yüksel, 1993; Gölge, 1997; Sakallı-Uğurlu, Yalçın ve Glick, 2007). Kadınlarla karşılaştırıldığında erkekler tecavüz mitlerini kabul etme ve mağduru suçlama eğilimindedirler. Bir kadın geleneksel cinsiyet rollerine uymuyorsa ve alkol kullanıyorsa, tecavüze uğradığında bunu hak etmiş sayılır (Gubb &amp; Turner, 2012).</p>
<h3><strong>CİNSEL SALDIRI VE YAYGINLIĞI</strong></h3>
<p>Cinsel saldırı kavramı 1980’li yıllardan beri tartışılmaktadır. Tecavüz ise en yaygın olanıdır ve her ulus ya da kültürde görülebilir. Uzun yıllardan beri var olan cinsel saldırı, modern toplumun içine yerleşmiştir. The British Crime Survey (2009) gösteriyor ki kadınların yaklaşık % 4,2 si, 16 yaşından itibaren en az bir kez tecavüze uğruyor. Ancak bu buzdağının görünen kısmı olmaktadır. Toplum içinde etiketlenme ve diğer insanlar tarafından suçlu bulunma korkusuyla tecavüz ve diğer cinsel saldırılar çoğunlukla rapor edilmemektedir (Roe, Coleman, &amp; Kaiza, 2009). Mağdurlar tecavüzü rapor etseler bile yasaların faili cezalandırmakta yetersiz kalacağını düşünmektedir (Chapleau, Oswald, &amp; Russell, 2008). Yapılan araştırmalara göre tecavüz mağduruna karşı gösterilen tutumlar ve algılar, mağdurun tedavisinde ve iyileşmesinde önemli rol oynar ( Yamawaki, 2007). Toplum tarafından sağlanan duygusal destek, mağdurun daha hızlı bir şekilde iyileşmesine yardımcı olurken, yıpratıcı tutumlar psikolojik hasarın etkisini arttırır ve mağdurun daha geç iyileşmesine neden olur ( Ullman, 1996). Adalet sistemi çalışanlarının duyarsız tutumu, tecavüz kurbanının yaşadığı olay için kendini suçlu hissetmesine, utanç duymasına ve özsaygısını yitirmesine sebep olabilir (e.g., Flynn, 1974; Griffin, 1973; Medea &amp; Thompson, 1974; Russell, 1974).</p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri’nde yılda 150-750 bin arasında tecavüz olayı olduğu düşünülmektedir. Türkiye’de ise yılda yaklaşık 18 bin tecavüz olayı gerçekleşmektedir (Yurdakul, 1996). Cinsel saldırıların yaklaşık yarısı mağdurların evlerinde olmaktadır. Tecavüz saldırganları, savunmasız, yalnız, sarhoş veya engelli kadınları seçer. Bazen mağdurun kadın olması bile sebep sayılabilir. Saldırı cinsel tatmin yerine saldırıya uğrayan kadını aşağılamak ve korkutmak için gerçekleştirilir (Lehmann, 1994).</p>
<p>Yaygın inanışın tersine tecavüze yeltenme az yaşanan bir olay değildir (Çiçeklioğlu ve Saçaklıoğlu, 1994). Olayların hepsinin kayıtlara geçmemesinin birçok sebebi vardır. Kurbanın suç işlendiğinin farkında olmaması, adalet için çalışanların önyargılı tutumları, utanma ve suçluluk hissi, evlilik ve iş konusundaki kaygılanma, yasal işlemler ve hapis korkusu etken rol oynamaktadır (Özdemir ve ark. 1998). Bir kadının hayatı boyunca cinsel saldırıya maruz kalma riski, yaklaşık olarak 10 kadında 1 olarak hesaplanmıştır (Lehmann, 1994). Tecavüze uğrayanların %36-58 ini 15 yaş ve daha küçük kızlar oluşturmaktadır. Bu oranların önemli kısmı ise 9 yaşından küçük çocuklardır (Çiçeklioğlu ve Saçaklıoğlu, 1994). Hayat kadını çocuklarının %85’i hayat kadını olmadan önce tecavüze uğramış ya da ensest ilişkiye maruz kalmıştır (Sezgin ve Öktem, 1996).</p>
<p>Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı‟nın verilerine göre, 2010 yılının ilk yedi ayında 226 kadın cinayete kurban gitmiş, aynı dönem içinde, 478 kadın tecavüze uğramış, 722 kadın taciz edilmiştir (Çoban-İçağasıoğlu, 2013). TÜİK verilerine göre, cinsel saldırı suçlarında son 5 yılda %30 oranında artış olmuş, 2005-2010 yılları arasındaki dönemde 100 binin üzerinde kadın cinsel saldırıya maruz kalmıştır ( Tatlılıoğu &amp; Küçükköse, 2015).</p>
<h3><strong>TECAVÜZ MİTLERİNİN TANIMI VE KABULU</strong></h3>
<p>Tecavüze ilişkin tutumların ve kültürel inançların sonucu olarak ortaya çıkan tecavüz mitleri tecavüz, tecavüzcü ve tecavüz mağduru hakkında, önyargılı, kalıplaşmış ya da doğru olmayan inançlar olarak tanımlanır (Burt, 1980). Bazı durumlarda mitler, kadının cinsel saldırıyı hak ettiğini ve erkeğin suçunun bulunmadığını iddia eder.</p>
<p>Tecavüz mitlerine bazı örnekler şunlardır: (1) Kadınların seksi konuşmaları ve tavırlarda bulunmaları, tecavüze ortam hazırlar. (2) Bir kadın tecavüze uğradıysa, dikkatsiz davranışlarından dolayıdır. (3) Eğer bir kadının vücudunda çürükler ve izler yoksa bunun bir tecavüz olduğu iddia edilemez. (4) Tecavüz kişisel bir sorundur, sosyal faktörlerden etkilenmez. (5) Tecavüz birdenbire oluşan bir eylemdir, planlanmadan ortaya çıkar. (6) Erkekler, cinsel açlıklarından dolayı tecavüz ederler (Bohner ve ark., 2002).</p>
<p>Tecavüz mitleri gerçeği yansıtmasa da aksini kanıtlamak mümkün olmayabilir. Söz konusu mitlerin çoğu tecavüzün duyarsızlaştırılmasına ve mağdurun etiketlenmesine neden olur. Kadına karşı olumsuz tutum sergileyen insanlar, tecavüzcüye daha çok ılımlı yaklaşır ve onu haklı bulur (Weidner ve Griffi tt, 1983).</p>
<p>Tecavüz mağdurlarına ilişkin mitler, kadınların yaşam şekillerinin tecavüzü kabul etmeye veya tecavüzün tahrikine yönelikken; tecavüzcülere ilişkin mitler ise, tecavüzcülerin doğuştan gelen dürtüleri kontrol edememesi veya hastalıkların kurbanı olarak gösterilmesine dayanmaktadır ( Ozdemir, 2010). Tecavüz eylemini gerçekleştirmeyen ama bu olaya hoşgörülü yaklaşan diğer insanlar benzer davranış hissini içinde saklı tutar.  Türkiye’de yapılan tecavüz ve ilgili önyargılar ve tutum araştırmasında polis, avukat, hemşire, doktor gibi tecavüz sonrası karşılaşılabilecek meslek grubundan kişiler yer almaktadır. Bu araştırma tecavüz kurbanını az çok sorumlu ve suçlu bulma eğilimi olabileceğini gösterdi (Akvardar &amp; Yüksel, 1992; Gölge, 2000).</p>
<p>Kadının bedenini kendi istediği şekilde kullanan erkek egemen düşüncesine göre, tecavüzden sonra kadın daha da değersizleşmiştir (Weidner ve Griffi tt, 1983). Türkiye’de yapılan bir çalışmada (Costin ve Kaptanoğlu, 1993), Tecavüz mitlerine olan inanç ile kadınların sosyal rollerini ve sahip oldukları hakları sınırlayıcı inançlar arasında bir bağlantı bulunmuştur. Ataerkil sistemde yer alan, kadınların kendi namuslarını korumaya yetersiz olduğu inancı erkekleri kadınları korumaya iter. Bir kadının namusu kirlendiğinde, ailede yer alan bütün erkeklerin namusu kirlenmiş sayılır (Işık ve Sakallı-Uğurlu, 2009).</p>
<p>Eskiden Türk Ceza Kanunu’nda, bir kadın tecavüze uğradığı zaman failin cezası, kadının evli, bakire, dul ve fahişe olmasına bağlı olarak değişiklik göstermekteydi. Buna göre tecavüze uğrayan kadın ise en ağır cezayı almaktaydı. Çünkü kadın bir başka erkeğe aitti.</p>
<p>Kadına karşı düşmanca gösterilen tutum ve davranış biçimleri feminist hareketin sonucuyla değişime uğramış ve daha gizli hale gelmiştir ( Sakallı-Uğurlu, 2003). Kadının fizik özellikleri, cinselliği, konuşma biçimi ve sahip olduğu diğer şeyler hakkında yapılan şakalar kadına karşı gizli düşmanlığın kalıplaşmış inançlarını ortaya koymaktadır. Modern toplum ile tecavüz mitleri yerini mağduru daha az suçlu faili ise daha az sorumlu tutan düşüncelere bırakmıştır. (Krahe ve ark., 2008).</p>
<p>Güç ve cinselliği bir arada kabul eden erkekler tecavüz mitlerini kabul etmeye daha çok yatkın olup cinsel saldırganlığı kabul edilebilir görmüşlerdir (Tatum ve Foubert, 2009; Chapleau ve Oswald, 2010). Birçok tecavüz vakasında, saldırganın amacının sadece cinsel şiddet değil aynı zamanda fiziksel şiddet olduğu ve davranışın sadece cinsel tatmin için değil, küçümseme, güç gösterisi yapmak için de gerçekleştirildiği görülmüştür (Gölge ve ark., 2006).</p>
<p>Bu inançla bağlantılı ve yaygın olarak kabul gören bir tecavüz miti, kadının gerçekten direnseydi tecavüze uğramayacağıdır. Mağdur ancak fi ziksel saldırıya şiddetli bir şekilde karşı koyduğu zaman daha az suçlanır. Kadın mücadele etmeli, dövüşerek karşılık vermeli, tecavüzü engellemeli, gerekirse kaçmalıdır (Randall, 2010). Oysa direnen kadınların fi ziksel zarar görme riski daha yüksek olduğundan, öldürüleceklerinden ya da ciddi biçimde yaralanacaklarından korkarlar. Bu korku da kadının karşı koyma gücünü azaltır (Gölge ve ark., 2006).</p>
<p>Tecavüz mitleri, kadına karşı düşmanlığın cinsel şiddeti beslediği sosyal bir çevre tarafından yaratılır. Feminist yaklaşım, çocuklara ve kadınlara yönelik cinsel saldırganlığın ataerkil toplumlarda erkek egemenliğinin bir unsuru olarak ortaya çıktığını savunur, sosyokültürel yaklaşım ise bunun sosyal sistemin bir sorunu olduğunu ve kültürel olarak kabul edilen cinsiyet rollerindeki farklılıklardan kaynaklandığını ileri sürer (Zara-Page, 2004). Daha önemlisi, bu mitler açıkça konuşulmadığı için kişiler kendi inançlarının diğerleri tarafından paylaşıldığına inanırlar.</p>
<p>Medyada ve yazılı basında tecavüzün aktarılış biçimi, teşhirci, kışkırtıcı, adeta tecavüzü teşvik edicidir. ‘Saldırıya uğrayan eş, dövülmüş kadın, cinsel istismara uğramış çocuk, ensest mağduru, tecavüz mağduru’ örneklerinde olduğu gibi, tecavüz haberleri faili ortadan silmek suretiyle, sadece mağdurun kimliği üzerinden verilir (Köker ve Doğanay, 2010). Feminist teori, özellikle faili ortadan silmeye yarayan bu söyleme şiddetle karşı çıkar (Randall, 2010).</p>
<h3><strong>Tecavüz Mitleri Nasıl Değiştirilebilir?</strong></h3>
<p>Tecavüz mitleri toplumsallaşma süreciyle geliştiğinden ve öğrenmeye dayandığından, eğitim ve rehabilitasyon programlarıyla, uzman bilirkişilerin katkısıyla, medyanın hakim söyleminin değişimiyle, sağlık, hukuk ve ruh sağlığı çalışanlarının katkısıyla değiştirilebilirler.</p>
<p>Tecavüz mitlerini değiştirmek için ilk akla gelen, cinsel saldırıyı önleme programları adı altında geliştirilen eğitim programları olmaktadır. Her iki cinsiyetin bu konudaki farkındalıklarının artmasını amaçlayan programlar, cinsel şiddetin sebepleri hakkında bilgi sağlama, tecavüz mitleri tutumlarını sorgulama, cinsel şiddete katkıda bulunabilecek cinsiyet rolleri kalıpyargılarını tartışma ve güvenli buluşma davranışları için pratik önerilerde bulunma gibi alt bileşenleri içerirler (Kress ve ark., 2006; Muir ve ark., 1996). Cinsel saldırıyı önlemek üzere geliştirilen programlar, ilk olarak mağdurlar için koruma ve tedaviye yoğunlaşmışken, son zamanlarda dikkat, saldırganlara dair müdahaleler üzerine odaklanmış, erken müdahale için suç motivasyonunun belirlenmesi önem kazanmıştır (Gölge ve ark.,2006). Tecavüz mitleri, sadece toplum tarafından değil, tecavüzün hukuki sürecinde etkin rol oynayan hekimler, hemşireler, polisler ve hukuk profesyonellerince de yüksek oranda kabul gördüklerinden, mağdurun ikincil mağduriyetine (revictimization) neden olmaktadırlar. Örneğin, tüm sağlık çalışanları içersinde tecavüz mitlerini en fazla kabul edenlerin, tecavüz mağdurlarına ilkyardımı veya ilk görüşmeyi yapan hemşireler olduğu bulunmuştur (Uji ve ark., 2007). Benzer olarak hekimler de, tecavüz olgularında genellikle fi ziksel bulguları tespit ve tedavi ederler ama altında yatan mağduriyetin çoğunlukla farkına varmaz ya da tanımlamazlar. Hekimlerde tecavüz mitlerinin kabulü, cinsel saldırı mağdurunun sadece fiziksel bulgularına odaklanmaya ve mağduru detaylı muayene etme davranışını azaltmalarına neden olur. Uygulanan eğitim programı sonrasında, tıp doktorlarında mitlerin kabul oranının düştüğü ve tecavüz mağdurlarına detaylı muayenenin arttığı görülmüştür (Milone ve ark.,2010). Mağdurun ilk başvurduğu merci olması açısından önem taşıyan polisin de, tecavüz mitleri nedeniyle bazı vakaları fi ltrelediği görülmüştür. Örneğin, tecavüz mağduru kadın alkol ve madde bağımlısıysa polis gerekli kitleri kullanmaz ya da kullanımını çok uzun süre bekletir. Test sonucu mağdurun alkol-madde almadığı ortaya çıksa bile, ‘ideal mağdur kadın’ profi line uymadığı için gerekli işlemleri yerine getirmez (Randall, 2010). Mitleri yüksek düzeyde kabul eden avukatların ise, mağdur tecavüzcüsünü önceden tanıyorsa, alkol almışsa ve olay bir partide geçmişse mağduru daha fazla suçladıkları, sanığı ise daha az sorumlu buldukları tespit edilmiştir. Eğer fiziksel şiddet kullanılmışsa, mağduru daha az suçlamışlardır. Tecavüz mitlerinin kabulü açısından avukat adayları ile avukatlık mesleğini yapanlar arasında bir fark bulunmaması ise, tecavüze karşı tutumların tek başına yasal eğitimle değiştirilemeyeceğini gösteren bir bulgu olarak kabul edilebilir (Krahe ve ark., 2008).</p>
<p>Uzman Bilirkişi Tanıklığının Katkısı. Tecavüz mitlerini değiştirmeye yardımcı olacak bir diğer katkı, özellikle tecavüz davalarında uzman bilirkişinin tanıklığıdır. Uzman bilirkişi, tecavüzün bildirilmeyen suçlardan biri olduğuna, yabancılardan ziyade tanıdıklar tarafından işlendiğine, bir tutku değil şiddet suçu olduğuna, birçok kadının daha fazla şiddete maruz kalmamak için saldırganına boyun eğdiğine, cinsel saldırı sırasında ve sonrasında davranış örüntülerinin neler olabileceğine dair tanıklık ederek, tecavüze ilişkin yaygın yanlışinançların etkisizleştirilmesini sağlar (Gray, 2006). Uzman bilirkişi tanıklığının, mahkemenin başlangıcı yerine sonunda gerçekleştiğinde mahkeme sonucunu daha fazla etkilediği; mahkemenin, mağdurun sözünü daha güvenilir ve mağdurun cinsel ilişkiye rıza göstermiş olmasını daha az mümkün bulduğu, sanığın ise genelde suçlu bulunduğu ve daha ağır cezalara çarptırıldığı görülmüştür (Tetreault, 1989). Başka bir deyişle, tecavüz davalarında uzman bilirkişinin, tecavüz mağdurlarını ve tecavüzcüleri içeren yaygın yanlış inançlar hakkında mahkemeyi bilgilendirmesi, mağdura yönelik olumsuz tarafgirliğin bertaraf edilmesini sağlamaktadır.</p>
<p>Ruh Sağlığı Çalışanlarının Katkısı. Ruh sağlığı çalışanları, tecavüzcüleri sadece psikopatoloji (normal dışı davranışlar) bağlamında değerlendirdiklerinde, kültürel mitleri bilinçsizce desteklerler (Akçan ve ark., 2006; Scully, 1994). Tecavüz edenler, çocukluklarında kendileri de şiddet ve istismara uğramış, kişilik bozuklukları olan veya ruh sağlığı normal olmayan insanlardır. Böyle değilse bile, anneleri, çocukla bağımlı bir ilişki modeli kurarak ya da çocuğu ruhsal olarak reddederek, bir tecavüzcünün yetişmesine yol açmış olabilir. Suçlu olan kişi bu kez ‘kadın mağdur’ olmasa da, tecavüzcünün ‘kadın’ olan annesi yani yine bir ‘kadın’ suçlu bulunur (Scully, 1994). Oysa bu durumun çok sınırlı bir açıklama sağladığı, cinsel şiddet uygulayanların yalnızca % 5 gibi küçük bir grubunda psikopatoloji saptandığı bilinmektedir. Alt sosyoekonomik tabakadan işsiz, eğitimsiz, madde kullanan, psikiyatrik hastalığı olanların cinsel şiddet uyguladığına dair yanlış kanının aksine; eğitimli, iş sahibi, ekonomik gücü olan, alkol ve uyuşturucu kullanmayan, herhangi bir psikiyatrik hastalığı olmayanların da şiddet uyguladığı yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur (Akçan ve ark., 2006).</p>
<p>Bilimin, toplum üzerindeki otoritesi düşünülürse, ruh sağlığı çalışanlarının ve adli bilimcilerin tecavüze bakış açılarını değiştirmeleri önem taşır. Örneğin ‘mağdurun suça yol açması kavramını’ getiren mağdurbilim (viktimoloji), cinsel suçlar için ‘her beş olaydan birinde suça neden olan mağdurdur, suçların % 20’sine yakınında kadının ihmali vardır’ diyerek (Sokullu, 2008), tecavüze uğramış kadını, kısmen kendi baştan çıkarıcılığının veya dikkatsizliğinin sorumlusu olarak resmetmiştir. Tecavüz mitleriyle ilgili çalışmalar dahil, tecavüzle ilgili tüm çalışmaları sadece kadınlar üzerine yoğunlaştırmak, cinsel şiddetin ipuçlarının kadınlarda olduğunu varsaymaktır. Oysa tecavüz bir kadın sorunu değil bir erkek sorunudur ve tecavüze neden olanın psikopatoloji ya da hastalık olduğunu varsayan psikiyatrik modelin tersine, feminist-sosyo kültürel model, kadına tecavüzü, cinsiyetler arası kabul edilmiş güç dengesizliğinin bir sonucu sayar (Erdem, 2009; Scully, 1994). Tecavüz davalarında mağdurun normalden farklı tepkilerini mahkemeye tanımlayacak ruh sağlığı uzmanının bulunması, mağdurun güvenirliğinin sorgulanmasıyla, ikincil mağduriyeti engeller. Mahkeme, tecavüz mağdurundan acısını çoğunlukla toplum tarafından kabul edilmiş kalıpyargısal yollarla göstermesini bekler. Örneğin, mağdur titremeli, ağlamalı ve üzüntüsünü dışa vurmalıdır. Çok rahat ve soğukkanlı mağdur, ideal ya da gerçek mağdur değildir (Randall, 2010). Bu konudaki katkı, hem örselenmenin farklı kişilerde farklı tepkilere yol açabileceğine dair mahkemeyi bilgilendiren hem de <a href="https://www.tugceturanlar.com/cocukluk-cagi-travmalarinin-bireyler-uzerindeki-etkileri/">Travma</a> Sonrası Stres Bozukluğu’nu (TSSB) yeniden tanımlayan ruh sağlığı çalışanlarından gelecektir. Tecavüz sonrasında mağdurun yaşadığı ruhsal sıkıntıları, çok geniş bir başlık altında <a href="https://psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/28/travma-sonrasi-stres-bozuklugu">TSSB</a> olarak tanımlamak yerine, travmanın tecavüz ile özelleşmiş bir türü olan ‘Tecavüz Travması Sendromu” kavramının öncelikle pratiğe sonra da literatüre kazandırılması, tecavüz mağdurunun maruz kaldığı travmanın tam anlamıyla tanınmasına yardımcı olacaktır (Tetreault, 1989).</p>
<p>Bir diğer katkı, sanığın ceza alma derecesine etki eden ‘mağdurun suçtaki sorumluluğu’ kavramına gelecektir. Hukuk, mağduru haklı bulmak ve sanığı sorumlu tutmak için, tecavüz esnasında mağdurdan karşı koyması için asgari bir kelime ya da itiraz mimiği bekler. Karşı koymanın olmayışı, sessizlik veya pasiflik “örtülü rıza” ile eşdeğer sayılır. Karşı koymanın kanıtları, özellikle fiziksel bir karşı koyma ise mağdurun güvenirliğini artırır. Travma bilgisinin eksikliğinden dolayı, ‘dövülmüş kadın sendromu’ ya da ‘tecavüze uğramış kadın sendromu’ hakkında bilgisi olmayanlar, mağdurun güvenirliğine gölge düşürürler. Oysa mağdur, kendi güvenliğini sağlamak, daha fazla fiziksel ve cinsel şiddetten kaçmak, hatta hayatını korumak için direnmeyebilir ve çok karmaşık olan insan psikolojisi gereği kendini koruma ve savunma mekanizmasının bir sonucu olarak karşı koymayarak çözülme (dissociation) tepkisi verebilir. Bu durum, özellikle çocukluğunda cinsel istismara uğramış kadın ve erkeklerde sıklıkla görülür (Randall, 2010). Bu noktada ruh sağlığı çalışanlarının katkısı, tecavüz davalarında travma tepkilerinin farklılığının tanınması suretiyle mağdurun korunmasına yardımcı olacaktır.</p>
<h3><strong>Önleme ve öneriler</strong></h3>
<p>Medyada, cinsiyet rollerine ilişkin beklentiler cinsiyetçilik ve ayrımcılıkla ve kadınlara yönelik cinsel saldırılar arasındaki bağı ortaya koyan, şiddetin olumlu olarak algılanmaması için neden olduğu sonuçları ortaya koyan programların yapılması. Ergenlerde cinsel taciz öyküsünün önünü yol yakınken kesmek gerekir. Bu amaçla okullarda ve kamu iletişim araçları ile yaygın eğitim yapılmalı. Cinsel istismarın bir cinsellik değil saldırganlık olduğu bilgisi yaygınlaştırılmalı, okullarda, çatışma, problem çözme ve öfke yönetimi yeteneklerini geliştirmeye yönelik programlar düzenlenmesi. Geleneksel cinsiyet rollerine ilişkin beklentileri ortadan kaldıracak eğitim programları düzenlenmesi. Din adamları tarafından kadına yönelik şiddet ve özellikle aile içi şiddetin ahlak dışı olduğuna ilişkin vaazlar verilmesi. Sağlık görevlileri, sosyal hizmet çalışanları, polis ve yargıçlara yönelik disiplinler arası eğitim programları düzenlenmesi. Tüm ülkede geçerli, 24 saat açık, ücretsiz telefon hattını kurulması. Bağımsız kadın sığınma evleri ve benzeri sivil toplum yapılanmaları için devletin destek olması. Cinsel şiddet yaşayan kadınların desteklenmesi. Sağlık, sosyal ve yargı uzmanlarının katkısı ile risk değerlendirmesini de içeren bir tarama formu veya protokolü geliştirilerek uygulanması. Mağdurları desteklemek bir kamu görevidir. Bu amaçla kaynak ayrılmalıdır.</p>
<p>Bir toplumda görülen cinsel şiddetin tohumları, kadını ikincileştirip değersizleştirmeyi birer sosyal norm haline getiren önyargılı, kalıplaşmış ve yanlış inançları içeren tecavüz mitleri ile atılır (Burt, 1980). Tecavüz mitleri, bu bakımdan kadına karşı düşmanlığın, cinsiyetçiliğin, kişilerarası şiddetin kabulünün ve cinsel muhafazakarlığın bileşenlerini içeren tutum ve davranışların bir sonucudur (Gerger ve ark., 2007; Krahe ve ark., 2008; Larsen ve Long, 1988; Lonsway ve Fitzgerald, 1995).</p>
<p><a href="https://www.tugceturanlar.com/ofke-nedir-neden-olur-ve-nasil-yonetilir/"><em>Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar</em></a></p>
<p><em>Randevu için <a href="https://www.tugceturanlar.com/iletisim/">iletişime</a> geçebilirsiniz.</em></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://18.185.194.186/tecavuz-algisinda-kulturel-mitlerin-etkisi/">Tecavüz Algısında Kültürel Mitlerin Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://18.185.194.186">Tuğçe Turanlar</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
