Site icon Tuğçe Turanlar

Partneri Terapist Gibi Görmek | Modern İlişkiler ve Beklenti

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar’ın “Partneri Terapist Gibi Görmek” başlıklı yazısı için hazırlanmış, sıcak ve sade tonlarda suluboya bir illüstrasyon. Görselde, ev ortamında karşılıklı oturup konuşan iki kişi yer alır. Sahne; duygusal paylaşım, yakınlık, ilişki içinde anlaşılma beklentisi ve partnerden duygusal destek alma temasını yansıtır.

Partneri terapist gibi görme beklentisini anlatan suluboya tarzında çift illüstrasyonu.

Partneri terapist gibi görmek, modern ilişkilerde sık karşılaşılan bir beklentidir. Esther Perel’in düşüncelerinden yola çıkarak bu beklentinin nereden geldiğine ve bizi nasıl yorduğuna bakıyoruz.

Partnerimizi Neden Terapistimiz Gibi Görüyoruz?

Gün boyu biriken kaygıyı, kırgınlığı, bir türlü çözemediğimiz bir düşünceyi eve taşırız ve çoğu zaman bunu paylaşacağımız ilk kişi partnerimiz olur. Ondan yalnızca dinlemesini değil; bizi anlamasını, sakinleştirmesini, hatta içinde bulunduğumuz karmaşaya bir anlam vermesini bekleriz. Partneri terapist gibi görmek, modern ilişkilerde sık karşılaşılan bir beklentidir. İlişki ve arzu üzerine çalışan Esther Perel, bu beklentinin nereden geldiğini anlamak için iyi bir başlangıç noktası sunar.

Bir İnsandan Bir Köyün İşini Beklemek

Perel’in sık vurguladığı bir düşünce şudur: bir zamanlar bütün bir topluluğun, geniş ailenin ve komşuluğun karşıladığı duygusal ihtiyaçları, bugün tek bir kişiden bekler hâle geldik. Partnerimizin aynı anda en yakın dostumuz, sırdaşımız, sevgilimiz, yol arkadaşımız ve duygusal sığınağımız olmasını isteriz. Bu listeye çoğu zaman bir de “beni iyileştiren kişi” rolü eklenir. Tek bir ilişkinin bu kadar çok işlevi aynı anda taşıması, ister istemez ağır bir yük oluşturur.

Partner Neden Terapist Koltuğuna Oturur?

Bunun bir nedeni bağlanma ihtiyacımızla ilgilidir. Zorlandığımızda yakınlık kurduğumuz kişiye yönelmek, insan ilişkilerinin temel bir örüntüsüdür. Partnerimiz, duygularımızı düzenlerken başvurduğumuz ilk kişi hâline gelir. Bir başka neden, içsel meselelerimizi konuşabileceğimiz başka alanların azalmasıdır. Geniş aile bağlarının zayıfladığı, arkadaşlıkların seyrekleştiği bir dünyada partner, geriye kalan tek güvenli liman gibi görünebilir. Böylece ondan yalnızca sevgi değil, duygularımızı taşımasını da bekleriz.

Terapist ile Partner Aynı Şey Değildir

Bu beklenti anlaşılırdır; ama bir karışıklık da içerir. Terapötik ilişki asimetriktir: terapist kendi ihtiyaçlarını sürece taşımaz, tarafsız bir alan tutar ve karşılık beklemeden dinler. Oysa partnerlik karşılıklıdır. Partnerimizin de kendi yorgunluğu, kırılganlığı ve beklentileri vardır. Ondan sürekli tarafsız bir dinleyici, sabırlı bir kapsayıcı olmasını istediğimizde, çoğu zaman onu taşıyamayacağı bir role çağırmış oluruz. Bu da kırgınlık, suçluluk ve giderek büyüyen bir mesafe doğurur; zamanla ilişkilerde tekrar eden döngüler hâline gelir.

Beklentiyi Yeniden Düşünmek

Partnerimizden duygusal destek beklemek doğaldır; asıl sorun, ilişkinin tek başına bir terapi alanı yerine konmasıdır. Bir insanın bizim için her şey olmasını istediğimizde, çoğu zaman onu yetersiz kalmaya mahkûm ederiz. Duygusal ihtiyaçlarımızı tek bir ilişkiye yıkmak yerine dostluklara, ilgi alanlarına ve gerektiğinde profesyonel desteğe yaymak, ilişkiye nefes alanı açar. Terapi süreci, partnerimizden ne beklediğimizi ve bu beklentinin nereden geldiğini anlamak için ayrı bir alan açar. İlişki, bu yükü paylaştığımızda daha rahat nefes alır.

Exit mobile version