Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Terapiye Başlamak Neden Zor Gelir?

13 Ağustos 2024 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum

Terapiye başlamak çoğu zaman yalnızca bir uzmandan randevu almak değildir. Bazen insan uzun süre kendi içinde taşıdığı bir şeyi ilk kez bir başkasının karşısında söyleyecek olmanın ağırlığını hisseder.

“Ne anlatacağım?”, “Nereden başlayacağım?”, “Bunlar gerçekten terapiye gitmek için yeterli mi?”, “Ya anlatırken saçma gelirse?” gibi sorular terapiye başlamadan önce zihinde dolaşabilir. Bu soruların varlığı, kişinin terapiye hazır olmadığı anlamına gelmez. Çoğu zaman tam da konuşulmaya ihtiyaç duyan yerin etrafında dolaştığını gösterir.

Terapiye başlamak bazı insanlar için utançla da temas eder. Yardım istemek, kendi başına çözemediğini kabul etmek ya da uzun zamandır güçlü görünmeye çalışırken zorlandığını söylemek kolay değildir. Özellikle duyguların bastırıldığı, sorunların konuşulmadığı ya da “idare etmenin” güç sayıldığı bir aile ortamında büyüyen kişiler için terapi fikri başta yabancı gelebilir.

Bir diğer zorlanma, geçmiş yaşantıların konuşulacağı düşüncesidir. İnsan bazen “Geçmişi konuşmak neyi değiştirecek?” diye düşünebilir. Bazen de konuşmaya başlarsa zor duyguların yoğunlaşacağından korkar. Oysa terapi her şeyi bir anda anlatmak zorunda olduğunuz bir yer değildir. Kişinin hızı, sınırları ve hazır oluşu sürecin önemli bir parçasıdır.

Terapiye başlamayı zorlaştıran bir başka duygu da belirsizliktir. İnsan, terapide kendisinden ne bekleneceğini, ne kadar anlatması gerektiğini ya da anlatacaklarının nasıl karşılanacağını bilemez. Bu belirsizlik bazen terapiye başlama kararını ertelemeye neden olur. Oysa ilk seansın amacı kişinin hazır olmadığı yerlere hızla girmek değil, yaşadığı zorlanmayı anlamaya ve güvenli bir çalışma alanı kurmaya başlamaktır.

İlk terapi seansı bu yüzden bir sınav ya da sorgulama gibi düşünülmemelidir. Her şeyi düzenli anlatmak, doğru cümleler kurmak ya da nereden başlayacağını bilmek gerekmez. Bazen terapiye başlamak için yalnızca “Bir şeyler yolunda gitmiyor” hissi yeterlidir. İlk görüşme, bu hissin neye temas ettiğini birlikte anlamaya yönelik bir başlangıçtır.

Terapi süreci hazır cevapların verildiği bir alan değildir. Daha çok kişinin kendi duygularına, ilişkilerine, tekrar eden seçimlerine ve iç dünyasında anlam veremediği yerlere daha dikkatli bakabildiği bir alandır. Bu nedenle terapiye başlamak, zayıflık değil; insanın kendi hayatında olup biteni daha ciddiye almaya başlamasıdır.

Psikoterapi sürecinin nasıl işlediği hakkında ek bilgi için American Psychological Association’ın psikoterapi kaynaklarını inceleyebilirsiniz.

Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Erteleme Nedir? Neden Erteleriz? Döngüyü Nasıl Kırarız?
Erteleme Nedir? Neden Erteleriz? Döngüyü Nasıl Kırarız?
22 Aralık 2023

Neden Erteleriz Erteleme, günlük yaşamın bir parçası haline gelmiş bir...

Devamı
Dişi Narsisizm ve Erkek Narsisizmi Nedir?
Dişi Narsisizm ve Erkek Narsisizmi Nedir?
18 Ağustos 2025

Dişi narsisizm, psikoterapist Bärbel Wardetzki’nin ilişkilerde narsisistik...

Devamı
Narsist bir Yönetici ile Çalışmak
Narsist bir Yönetici ile Çalışmak
20 Haziran 2024

Narsist yönetici ile çalışmak, kişinin yalnızca iş...

Devamı
Psikoterapi ve Koçluk Arasındaki Fark Nedir?
Psikoterapi ve Koçluk Arasındaki Fark Nedir?
10 Ağustos 2024

Psikoterapi ve koçluk arasındaki farkları anlamak, kişisel gelişim, mental sağlık...

Devamı

Yapay zekâ artık yalnızca bilgi almak için kullanı Yapay zekâ artık yalnızca bilgi almak için kullanılan bir araç değil. Birçok kişi onunla konuşuyor, rahatlamaya çalışıyor, kendini anlamaya çalışıyor, hatta bazen terapi sürecine dair sorularını da ona taşıyor.
Bu bize önemli bir şey söylüyor:
İnsan yalnızca bilgi aramıyor; dinlenilmek, anlaşılmak ve bir açıklama bulmak istiyor.
Yapay zekâ bazı anlarda düşünceleri düzenlemeye, duyguları adlandırmaya ve kişiye kısa süreli bir destek hissi vermeye yardımcı olabilir. Fakat desteklenmiş hissetmek her zaman gerçekten anlaşılmak anlamına gelmez. Çünkü insanın iç dünyası yalnızca söylediği cümlelerden ibaret değil.
Bu yüzden önümüzdeki dönemde terapistler yalnızca danışanın insan ilişkilerini değil, teknolojiyle kurduğu ilişkileri de daha dikkatle anlamaya çalışacak gibi görünüyor.
Kaynak: American Psychological Association, Chatbots and Mental Health Survey, 2026.
#psikoloji
Partnerimizi çoğu zaman yalnızca sevdiğimiz kişi o Partnerimizi çoğu zaman yalnızca sevdiğimiz kişi olarak görmeyiz. Ondan bizi dinlemesini, sakinleştirmesini, anlamasını ve içimizdeki karmaşaya bir yön vermesini bekleriz.
Gün içinde biriken kaygıyı, kırgınlığı ya da çözemediğimiz düşünceleri eve taşırız. Bunları ilk olarak partnerimizle paylaşırız. Çünkü yakın ilişkiler, bağlanma ve güven ihtiyacımızın en görünür olduğu alanlardan biridir.
Ancak partner terapist değildir. Terapist, profesyonel bir konumdan dinler. Kendi ihtiyaçlarını sürece taşımaz. Tarafsız ve kapsayıcı bir alan kurar. Partnerlik ise karşılıklıdır. Partnerimizin de yorgunluğu, kırılganlığı, beklentileri ve sınırları vardır.
Bir insandan her şeyi beklediğimizde, ilişki ağırlaşır. Partnerimizi yetersiz kalacağı bir role çağırırız. Duygusal ihtiyaçlarımızı tek bir ilişkiye yüklemek yerine dostluklara, ilgi alanlarına ve gerektiğinde profesyonel desteğe de alan açmak ilişkiye nefes aldırır.
🌷
#psikoloji #ilişkiler
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçl Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçlarımızı geri çeker, kendimizden vazgeçeriz?
Bu bölümde Küçük Deniz Kızı masalını; İngiliz Psikanalist Winnicott’ın gerçek/sahte benlik ayrımı ve Klinik Psikolog Dana Crowley Jack’in kendini susturma kavramı üzerinden ele alıyoruz. 
Çünkü bazen mesele aşk için fedakârlık değil; sevilmek uğruna kendi sesini kaybetmektir.
Yeni bölüm Spotify ve Apple Podcasts’te.
Yeni bölümlerden haberdar olmak için Seans Odası Sakinleri podcastini takip edebilirsiniz ❤️
#podcast #psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.