
Bipolar Bozukluk ve Türleri
Bipolar Bozukluk Nedir
Bipolar Bozukluk belli bir düzen olmaksızın yineleyen mani, hipomani, depresyon ya da karma görünümlü duygudurum dönemleri ile karakterize, kronik seyirli, mesleki, ailesel ve sosyal alanlarda işlevsellikte belirgin bozulmaya yol açan bir duygudurum bozukluğudur.
Eskiden manik depresyon olarak adlandırılan bipolar bozukluk, duygusal çıkışlar (mani veya hipomani) ve düşüşler (depresyon) içeren aşırı ruh hali değişimlerine neden olur.
Depresyona girdiğinizde üzgün, umutsuz hissedebilir ve çoğu aktiviteye olan ilginizi kaybedebilirsiniz.
Ruh haliniz mani veya hipomani dönemine geçtiğinde, öforik (yoğun neşe), enerji dolu veya alışılmadık derecede sinirli hissedebilirsiniz.
Bu ruh hali değişimleri uykunuzu, enerjinizi, aktivite yapma isteğinizi, davranışlarınızı ve muhakeme yapma yeteneğinizi etkileyebilir.
Ruh hali değişimleri nadiren veya yılda birkaç kez meydana gelebilir.
Bipolar bozukluk ömür boyu süren hastalık olsa da ilaçlar ve psikoterapi ile ruh hali değişimlerinizi ve diğer belirtileri yönetebilirsiniz.
Manik dönemde dürtüsel olarak çalışmayı bırakabilir, ilişkinizi bitirebilir, aşırı alışveriş yapabilir veya iki saat uyuduktan sonra kendinizi iyi dinlenmiş hissedebilirsiniz.
Depresif dönemde ise yataktan kalkamayacak kadar yorgun, yalnız, işsiz ve borçlu olmaktan dolayı mutsuz olabilirsiniz.
Bipolar bozukluğu olan birçok kişinin başarılı kariyerleri, mutlu aile yaşamları ve tatmin edici ilişkileri vardır. Bipolar bozuklukla yaşamak zordur, ancak tedavi, sağlıklı başa çıkma becerileri ve sağlam bir destek sistemi ile belirtilerinizi yönetebilirsiniz.
Bazı insanlar mani ve depresyon dönemleri arasında gidip gelirler, ancak çoğu manik olduğundan daha çok depresyondadır. Mani, tanınmayacak kadar hafif olabilir. Bipolar bozukluğu olan kişiler semptomlar olmadan da uzun süreler yaşayabilirler.
Bipolar bozukluk tedavisinin temelini ilaç tedavisi oluştururken, terapi ve kendi kendine yardım stratejileri de önemli roller oynar. Düzenli egzersiz yaparak, yeterince uyuyarak, doğru beslenerek, ruh halinizi izleyerek, stresi minimumda tutarak ve kendinizi destekleyici insanlarla çevreleyerek semptomlarınızı kontrol edebilirsiniz..
DSM-IV ve DSM-IV-R’de duygudurum bozuklukları içinde yer alan Bipolar Bozukluk, 2013 yılında yayımlanan DSM-5’te bipolar ve ilişkili bozukluklar olarak ele alınmıştır.
Bipolar Bozukluğun iki yıl içinde tekrarlama oranı %60 civarındadır.
Bipolar Bozukluğun Nedenleri
Bipolar bozukluğun nedenleri tam olarak bilinmese de araştırmalar genetik faktörlerin güçlü derecede etkisi olduğunu göstermektedir. Bipolar bozukluğun ilk mani veya depresif epizodu genellikle gençlik yıllarında veya erken yetişkinlik döneminde ortaya çıkar. Semptomlar hafif ve kafa karıştırıcı olabilir. Bipolar bozukluğu olan birçok kişi gözden kaçırılır veya yanlış teşhis edilir. Bipolar bozukluk tedavi olmaksızın kötüleşme eğiliminde olduğundan, semptomların nasıl göründüğünü öğrenmek önemlidir. Sorunun farkına varmak, daha iyi hissetmenin ve hayatınızı yeniden yoluna koymanın ilk adımıdır.
Genetik etkenlerin Bipolar Bozukluk gelişiminde yaklaşık %60-80 oranında etkisinin olabileceği bulgulanmıştır.
Bipolar bozukluk, çevresel etkenlerin hastalığın ortaya çıkışını ve ilerlemesini etkileyebildiği bir psikiyatrik bozukluktur. Hastalığa yatkınlığı arttıran genetik etkenlerin olmadığı durumlarda bile, bazı olumsuz yaşam alışkanlıkları, alkol ve madde kullanımı, dışarıdan alınan bazı ilaçlar ve psikososyal etkenler hastalığın gelişmesinde ya da kötüleşmesinde önemli bir rol oynayabilir.
Bipolar bozukluk aynı zamanda enerji seviyesini, muhakeme yeteneğini, hafızayı, konsantrasyonu, iştahı, uyku düzenini, cinsel dürtüleri ve benlik saygısını da etkileyebilir. Ayrıca, bipolar bozukluk anksiyete, madde kötüye kullanımı, diyabet, kalp hastalığı, migren ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilmiştir.
Hastalığın genellikle depresyon şeklinde başladığı düşünülmektedir (%50-%85). Bir dönemden sonra, bir yıl içinde nüks ihtimali %50’ye, dört yıl içinde %70’e ve beş yıl içinde %90’lara kadar çıkabilir. Depresif dönemler genellikle sinsi belirtilerle başlar, ancak manik dönemler ani bir şekilde ortaya çıkar. Depresif dönemlerin ortalama süresi 3-5 ay, manik dönemlerin ortalama süresi 2 ay ve karma dönemlerin ortalama süresi 5-12 ay arasındadır. Bu süreler kişiden kişiye değişebilir ve yayınlarda farklılıklar bulunabilir.
Bipolar bozuklukta dört ruh hali bölümü vardır: Mani, Hipomani, Depresyon ve Karma Dönem. Her epizodun kendine özgü bir dizi semptomu vardır.
Mani Belirtileri
Bipolar bozukluğun mani döneminde, yüksek enerji, yaratıcılık ve öfori duyguları yaşamak yaygındır. Bir manik dönem yaşadığınızda, hızlı ve akıcı bir şekilde konuşabilir, çok az uyuyabilir ve hiperaktif olabilirsiniz. Kendinizi yenilmez veya kaderinizde önemli biri olacakmış gibi hissedebilirsiniz.
Ancak, mani başlangıçta iyi hissettirse de kontrolden çıkma eğilimi gösterebilir. Manik dönem sırasında umursamaz bir davranış sergileyebilirsiniz; birikimlerinizle kumar oynamak, uygunsuz cinsel ilişkilerde bulunmak veya mantıksız iş yatırımları yapmak gibi davranışlara yönelebilirsiniz.
Ayrıca, öfkeli ve saldırgan olma eğilimi gösterebilirsiniz; tartışmalara yol açabilir, başkalarının planlarınıza uymadığı durumlarda saldırganlık gösterebilir ve davranışınızı eleştiren herkesi suçlayabilirsiniz. Bazı insanlar, sanrılar veya sesler duyma gibi psikotik semptomlar yaşayabilirler.
Bipolar bozukluğun manik döneminde aşağıdaki belirtiler yaygın olarak görülebilir:
- Alışılmadık derecede “keyifli” ve iyimser hissetmek veya aşırı sinirli olmak.
- Kişinin yetenekleri veya güçleri hakkında gerçekçi olmayan, gösterişli inançlar.
- Çok az uykuyla birlikte son derece enerjik hissetmek.
- Hızlı konuşma hızıyla diğerlerinin takip etmesi zor olabilir.
- Yarışan düşünceler; bir fikirden diğerine hızla atlamak.
- Dikkatin dağılması ve konsantrasyon sorunları yaşamak.
- Bozulmuş muhakeme ve dürtüsellik.
- Sonuçlarını düşünmeden pervasız hareketlerde bulunmak.
- Sanrılar ve halüsinasyonlar (ağır vakalarda).
Bu belirtiler, manik dönemin yoğunluğuna bağlı olarak değişebilir ve her bireyde farklılık gösterebilir. Özellikle sanrılar ve halüsinasyonlar daha ağır vakalarda ortaya çıkabilir. Bu belirtiler, bipolar bozukluğun tanı kriterlerini yansıtır ve profesyonel bir değerlendirme ile doğrulanması önemlidir.
Hipomani Belirtileri
Hipomani, daha az şiddetli bir mani durumudur. Hipomanik bir dönemde, öforik, enerjik ve üretken hissedersiniz, ancak gerçeklikle bağınızı kaybetmeden günlük yaşamınıza devam edebilirsiniz. Başkalarına, olağanüstü derecede iyi bir ruh halinde olduğunuz izlenimini verebilirsiniz. Ancak hipomani, kötü kararlarla ilişkilerinize, kariyerinize ve itibarınıza zarar verebilen sonuçlara yol açabilir. Ayrıca, hipomani genellikle tam bir mani atağına yükselir veya majör depresif bir dönemle devam eder.
Bipolar Depresyon Belirtileri
Geçmişte bipolar depresyon normal depresyonla aynı şekilde ele alınıyordu ancak giderek artan sayıda araştırma, özellikle tedavi yaklaşımları konusunda, ikisi arasında önemli farklılıklar olduğunu ortaya koymaktadır.
Bipolar depresyonu olan birçok kişiye antidepresanlar yardımcı olmaz. Aslında, antidepresanların bipolar bozukluğu kötüleştirme, mani veya hipomani ataklarını tetikleme, hızlı ruh hali döngüleri oluşturma veya diğer ruh dengeleyici ilaçlarla etkileşime girme riski taşıdığı bilinmektedir.
Benzerliklere rağmen, bipolar depresyonda bazı belirtiler normal depresyona kıyasla daha yaygın olabilir. Örneğin, sinirlilik, suçluluk duyguları, öngörülemeyen ruh hali değişimleri ve huzursuzluk gibi belirtiler bipolar depresyonda daha sık görülebilir. Ayrıca, bipolar depresyonda yavaş hareket etme, yavaş konuşma, aşırı uyuma ve kilo alma eğilimi de sıkça gözlenebilir. Ek olarak, psikotik depresyon olarak bilinen, gerçeklikle bağlantınızı kaybettiğiniz bir durumu geliştirme ve işlevsellikte ciddi zorluklar yaşama olasılığınız bipolar depresyonda daha yüksek olabilir.
Bipolar depresyonun yaygın semptomları şunları içerir:
- Umutsuz, üzgün veya boş hissetme
- Sinirlilik
- Zevk alamama
- Yorgunluk veya enerji kaybı
- Fiziksel ve zihinsel durgunluk
- İştah veya kilo değişiklikleri
- Uyku sorunları
- Konsantrasyon ve hafıza sorunları
- Değersizlik veya suçluluk duyguları
- Ölüm veya intihar düşünceleri
Bipolar depresyon belirtileri, bireyden bireye farklılık gösterebilir ve semptomların şiddeti değişebilir. Bu semptomlar, bipolar depresyonun tanı kriterlerini yansıtır ve profesyonel bir değerlendirme ile doğrulanması önemlidir. Ölüm veya intihar düşünceleri varsa, acilen bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak önemlidir.
Karma Dönem belirtileri
Bipolar bozuklukta karma dönem, manik ve depresif belirtilerin aynı anda veya hızla birbirini takip ettiği bir durumu ifade eder. Karma dönem, bipolar bozukluğun bir alt tipidir ve mani, hipomani ve depresyon belirtilerinin bir arada bulunur.
Karma dönemdeki kişiler hem manik/hipomani belirtilerini yaşarlar (örneğin, yüksek enerji, hiperaktivite, abartılı iyimserlik), hem de depresyon belirtilerini deneyimlerler (örneğin, umutsuzluk, üzüntü, düşük enerji). Kişinin ruh hali ve enerjisi hızla değişebilir, dolayısıyla kişi bir anda coşkulu ve hareketli olabilirken bir süre sonra hüzünlü ve enerjisiz hale gelebilir.
Karma dönem, bipolar bozukluğun diğer episodlarından farklıdır, çünkü hem mani/hipomani hem de depresyon belirtilerinin bir arada bulunmasıyla karakterizedir. Bu durum, kişinin duygusal denge ve işlevsellik üzerinde olumsuz bir etkisi olabilir ve tedavi gerektirebilir. Karma dönemdeki kişiler intihar riski taşıyabilir, bu nedenle profesyonel yardım almak önemlidir.
Bipolar Bozukluk türleri
Semptomlar kişiden kişiye çok değişebildiğinden, bipolar bozukluk genellikle mani ve depresyon örüntüsü ile tanımlanan farklı türlere ayrılır.
Bipolar I Bozukluğu
Bipolar I bozukluğunda en az bir manik bölüm yaşanır. Manik bölüm, aşırı yükselmiş, hiperaktif ve aşırı enerjik bir ruh haliyle karakterizedir. Kişi manik bölümdeyken düşük bir ihtiyaç duygusu, azalmış uyku ihtiyacı, hızlı konuşma, amaçsız faaliyetlerde artış, hızlı düşünceler ve düşünceler arasında bağlantısızlık gibi belirtiler gösterebilir.
Bipolar I bozukluğunda ayrıca major depresif bölümler de yaşanabilir. Major depresif bölümde ise yoğun bir düşüş, umutsuzluk, enerji kaybı, uyku problemleri, iştah değişiklikleri, konsantrasyon güçlüğü, intihar düşünceleri gibi belirtiler görülebilir.
Bipolar I bozukluğu olan kişiler genellikle manik bölümler ve depresif bölümler arasında dalgalanmalar yaşarlar. Bu dönemler arasındaki geçişler, kişinin yaşam kalitesi ve işlevselliği üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Profesyonel yardım ve uygun tedavi, bu dalgalanmaların yönetilmesine ve kişinin daha sağlıklı bir dengeye ulaşmasına yardımcı olabilir.
Bipolar II Bozukluğu (hipomani ve depresyon)
Bipolar 2 bozukluğunda, en az bir hipomanik bölüm ve en az bir major depresif bölüm yaşanır. Hipomanik bölüm, manik bölüme benzer belirtiler gösterir, ancak daha hafif düzeydedir. Kişi hipomanik bölümde enerjik, hiperaktif, yaratıcı ve hedefe yönelik olabilir. Bununla birlikte, hipomanik bölümdeki belirtiler kişinin işlevselliğini ciddi şekilde etkilemez ve psikotik özellikler içermez.
Major depresif bölümde ise yoğun bir düşüş, umutsuzluk, enerji kaybı, uyku problemleri, iştah değişiklikleri, konsantrasyon güçlüğü, intihar düşünceleri gibi belirtiler görülür. Bu depresif bölüm bipolar 2 bozuklukta daha belirgin ve daha uzun süreli olabilir.
Bipolar 2 bozuklukta kişi genellikle hipomanik bölümler ve major depresif bölümler arasında dalgalanmalar yaşar. Hipomanik bölümler daha sık görülürken, manik bölümler tipik olarak yaşanmaz. Bu dalgalanmalar, kişinin yaşam kalitesi ve işlevselliği üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Doğru tanı ve uygun tedavi, bu dönemlerin yönetilmesine ve kişinin daha sağlıklı bir dengeye ulaşmasına yardımcı olabilir.
Bipolar 1 bozukluk ve bipolar 2 bozukluk arasındaki temel fark; yaşanan manik bölümlerin şiddeti ve süresidir.
Bipolar 1 Bozukluk
Bipolar 1 bozukluk, en az bir manik dönemin yaşanmasıyla karakterizedir. Manik dönem, aşırı yükselmiş, hiperaktif ve aşırı enerjik bir ruh haliyle kendini gösterir. Kişi manik dönemdeyken azalmış uyku ihtiyacı, hedefsiz faaliyetlerde artış, hızlanmış konuşma, hızlı düşünceler ve düşünceler arasında bağlantısızlık gibi belirtiler sergileyebilir. Manik dönemler genellikle ciddi işlevsellik bozukluğuna ve bazen hastanede tedavi gerektirebilecek durumlara yol açabilir.
Bipolar 2 Bozukluk
Bipolar 2 bozukluk ise en az bir hipomanik dönem ve en az bir major depresif dönemle karakterizedir. Hipomanik dönem, manik döneme benzer belirtiler gösterir, ancak daha hafif düzeydedir. Kişi hipomanik dönemde enerjik, hiperaktif, yaratıcı ve hedefe yönelik olabilir. Major depresif dönemde ise yoğun bir düşüş, umutsuzluk, enerji kaybı, uyku problemleri, iştah değişiklikleri, konsantrasyon güçlüğü, intihar düşünceleri gibi belirtiler görülür. Bipolar 2 bozuklukta manik bölümler nadiren veya hiç yaşanmazken, hipomanik bölümler daha sık görülür.
Her iki bozukluk da önemli sağlık sorunlarına yol açabilir ve uygun tedavi ve destek önemlidir. Doğru tanı, uygun tedavi planı ve düzenli takip, bu bozuklukların yönetilmesine ve kişinin yaşam kalitesini iyileştirmesine yardımcı olabilir.
Bipolar 1 bozukluk genellikle daha yoğun tedavi gerektirebilir ve hastalar genellikle bazı antipsikotik ilaçlar kullanabilir. Bipolar 2 bozukluk ise genellikle antidepresanlar ve duygudurum dengeleyici ilaçlar kullanılarak tedavi edilebilir.
Özet olarak, bipolar 1 bozuklukta en az bir manik bölüm yaşanırken, bipolar 2 bozuklukta en az bir hipomanik bölüm ve bir major depresif bölüm yaşanır. Manik bölümlerin şiddeti ve süresi, bu iki bozukluğu ayıran önemli bir farktır.
Siklotimi (hipomani ve hafif depresyon)
Siklotimi, döngüsel ruh hali değişimlerinden oluşan daha hafif bir bipolar bozukluk türüdür. Semptomlar tamamen gelişmiş mani veya depresyondan daha az şiddetlidir.
Siklotimi, bipolar 1 veya bipolar 2 bozukluk kadar şiddetli manik veya depresif bölümleri içermez, ancak daha hafif düzeyde hipomanik ve depresif dönemlerin tekrarlayıcı olmasıyla karakterizedir.
Siklotimi belirtileri genellikle daha hafif düzeydedir ve kişinin işlevselliğini ciddi şekilde etkilemeyebilir. Ancak, tekrarlayıcı hipomanik ve depresif dönemler yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir ve kişinin günlük yaşam aktivitelerini zorlaştırabilir. Siklotimi tanısı koymak için belirtilerin en az 2 yıl boyunca sürekli olarak devam etmesi gerekmektedir. Bu süre boyunca belirtiler kesintisiz olarak ortaya çıkmalı ve birkaç ay boyunca normale dönmemelidir.
Belirtilmemiş veya diğer türler
Başka bir kategoriye uymayan semptomlar yaşarsanız veya bunlar madde bağımlılığı gibi başka bir tıbbi durumdan kaynaklanırsa, doktorunuz tanımlanmamış bipolar bozukluk teşhisi koyabilir.
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
Kaynaklar
Fagiolini A , Coluccia A, Maina G, Forgione RN, Goracci A, Cuomo A. Diagnosis, Epidemiology and Management of Mixed States in Bipolar Disorder. CNS Drugs. 2015;29(9):725-40.
Maj M, Akiskal HS, Lopez-Ibor JJ, Sartorius N. Bipolar Disorders. West Sussex, UK, Wiley, 2002.
Patel NC, DelBello MP, Keck PE, Strakowski SM. Pheneomenology associated with age at onset in patients with bipolar disorder at their first psychiatric hospitalization. Bipolar Disord 2006; 8: 91-4.
Stringaris A, Youngstrom E. Unpacking the differences in US/UK rates of clinical diagnoses of early-onset bipolar disorder. Am Acad Child Adolesc Psychiatry. 2014 Jun;53(6):609-11.
Sayın A, Aslan S. Duygudurum bozuklukları ile huy, karakter ve kişilik ilişkisi. Turk Psikiyatri Derg. 2005; 16:276-83.
Güleç C, Köroğlu E. Psikiyatri Temel Kitabı. 2. Baskı, Hekimler Yayın Birliği, Ankara: Medico Graphics Matbaası, 2007.
Suominen K, Mantere O, Valtonen H, Arvilommi P, Leppamaki S, Paunio T, Isometsa E. Early age onset of bipolar disordder is associated with more severe clinical features but delayed treatment seeking. Bipolar Disord 2007; 9: 698-705. 54.
Mandelli L, Souery D, Bartova L, Kasper S, Montgomery S, Zohar J, et al..Bipolar II disorder as a risk factor for postpartum depression.J Affect Disord 2016; 204:54-8.
van der Voort TY, Seldenrijk A, van Meijel B, Goossens PJ, Beekman AT, Penninx BW, Kupka RW. Functional versus syndromal recovery in patients with major depressive disorder and bipolar disorderJ Clin Psychiatry 2015;76(6):e809-14. 56.
Schaffer A, Isometsä ET, Tondo L, Moreno DH, Sinyor M, Kessing LV, Turecki G, et al. Epidemiology, neurobiology and pharmacological interventions related to suicide deaths and suicide attempts in bipolar disorder. Aust N Z J Psychiatry 2015;49:785- 802.
Mandelli L, Souery D, Bartova L, Kasper S, Montgomery S, Zohar J, et al..Bipolar II disorder as a risk factor for postpartum depression.J Affect Disord 2016; 204:54-8.
van der Voort ve ark. (2015) yaptığı bir çalışmaya göre hastaların yalnızca %24’ü tam iyileşme gösterebilmektedir (55).
van der Voort TY, Seldenrijk A, van Meijel B, Goossens PJ, Beekman AT, Penninx BW, Kupka RW. Functional versus syndromal recovery in patients with major depressive disorder and bipolar disorderJ Clin Psychiatry 2015;76(6):e809-14
Devamı
Borderline Kişilik Bozukluğu Tanı Kriterleri
Borderline Kişilik Bozukluğu Tanı Kriterleri DSM-5
Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu Amerikan Psikiyatri Birliği (APA, 2013) DSM-5’de Borderline Kişilik Bozukluğunu şöyle tanımlanmıştır:
Aşağıdakilerden beşi (ya da daha çoğu) ile belirli, erken erişkinlikte başlayan ve değişik bağlamlarda ortaya çıkan, kişilerarası ilişkilerde, benlik algısında ve duygulanımda tutarsızlık ve belirgin dürtüsellik ile giden yaygın bir örüntü:
1. Gerçek ya da imgesel bir ayrılıp gidilmeden (terk edilmeden) kaçınmak için çılgınca çaba gösterme.
Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu olan kişiler terk edilmekten, yalnız kalmaktan korkarlar. İhmal edildiklerini düşündüklerinde yoğun bir öfke hissederler.
Sevdikleri kişinin hafta sonu başkalarıyla plan yapması bile bu korkularını tetikleyebilir. Bu durumu engellemek için tartışma çıkarabilir, ağlayabilir, yalvarabilir ya da kendilerinden tamamen uzaklaştırabilirler.
2. Gözünde aşırı büyütme (göklere çıkarma) ve yerin dibine sokma uçları arasında gelip giden, tutarsız ve gergin kişilerarası ilişkiler örüntüsü.
BKB olan kişiler, arkadaşları, aile üyeleri ve romantik partnerleriyle kaotik ve istikrarsız bir ilişki sürdürürler. İlişki içinde oldukları kişiyi idealize etmekten hızla değersizleştirmeye geçiş yapabilirler. Göklere çıkardıkları gibi yerin dibine de sokabilirler. Sonra bundan pişman olup yine aynı döngüye girebilirler. Görüşleri aniden değiştiği için sağlıklı ilişki sürdüremezler. İlişki içinde oldukları kişi hakkındaki görüşleri ya siyahtır ya da beyaz. Ortası yoktur.
3. Kimlik karmaşası: Belirgin ve sürekli, tutarsız bir benlik algısı ya da kendilik duyumu.
BKB olan kişilerin, hayattan ne istediği ve kendi hakkındaki düşünceleri net değildir. Belirsiz bir benlik imajları vardır. Kararsızdırlar. Bazen kendileri hakkında iyi, bazense kötü hissederler. Bu nedenle iş, arkadaş ortamı, romantik partner, hedef ve değerleri sık değiştirirler.
4. Kendine kötülüğü dokunabilecek en az iki alanda dürtüsellik (örn. para harcama, cinsellik, madde kötüye kullanımı, güvensiz araba kullanma, tıkanırcasına yeme).
Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu olan kişilerin dürtüsel ve kendine zarar verici davranışları olabilir. Özellikle üzgün hissettiklerinde ödeyemeyecekleri bir parayı harcayabilir, aşırı yemek yiyebilir, hırsızlık yapabilir, dikkatsizce araba kullanabilir, güvensiz seks yapabilir, madde veya alkolü aşırı kullanabilir.
5. Yenileyici intihar davranışları, girişimleri ya da göz korkutmaları ya da kendine kıyım davranışları.
Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu olan kişilerde intihar ve kendine kasıtlı zarar verme davranışları yaygındır. Bu davranışları ilişkide oldukları kişileri tehdit etmek ya da intihar düşünceleri olduğu için gösterebilirler. Genellikle sevilen kişi tarafından reddedilme, terk edilme veya hayal kırıklığına uğramış olma ile tetiklenir.
6. Duygudurumda belirgin bir tepkiselliğin olmasına bağlı olarak duygulanımda tutarsızlık (örn. yoğun dönemsel disfori, kolay kızma ya da genellikle birkaç saat, ancak seyrek olarak birkaç günden daha uzun süren bunaltı).
Tutarsız duygular ve ruh halleri BKB olan kişilerde oldukça yaygındır. Mutlu hissederken bir anda umutsuzluğa kapılabilirler. Bu hisler oldukça yoğundur ama hızlı bir şekilde geçer.
7. Süreğen bir boşluk duygusu
BKB’si olan birçok kişi “boş”, üzgün ve hayattan tatmin olamamış hisseder.
8. Uygunsuz, yoğun bir öfke ya da öfkesini denetlemekte güçlük çekme (örn. sık sık kızgınlık gösterme, sürekli öfkeli olma, sık sık kavgaya karışma).
Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu olan kişiler yoğun öfke hisleriyle başa çıkmakta zorluk yaşar ve bu öfkeyi dışa ya da içe yöneltirler. Sonrasında da utanç ve suçluluk duygusu gelir.
9. Zorlanmayla ilintili, gelip geçici kuşkucu düşünceler ya da ağır çözülme belirtileri.
Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu olan kişiler, diğerleri hakkında şüpheli düşüncelere kapılırlar. Stres altındayken gerçekle bağlantılarını koparıp kendilerini boşlukta ve bedenlerinim dışındaymış gibi hissedebilirler. Dissosiyatif dönemler, paranoid düşünceler, terk edilme korkusu ile tetiklenebilir. Bu semptomlar geçicidir ve ayrı bir bozukluk olarak değerlendirilecek kadar şiddetli değildir.
Bu semptomların şiddeti, sıklığı ve süresi kişiye göre farklılık göstermektedir.
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
“Borderline Annenin Çocuğu Olmak” bölümü için Seans Odası Sakinleri (S.O.S.) Podcast Serisinin üçüncü bölümünü aşağıdaki bağlantıya tıklayarak dinleyebilirsiniz.
Seans Odası Sakinleri (S.O.S.) Spotify Podcast
Seans Odası Sakinleri (S.O.S.) Apple Podcast
Seans Odası Sakinleri (S.O.S.) Youtube
Borderline Kişilik Bozukluğu Tanı Kriterleri DSM-5
KAYNAKLAR
Borderline Personality Disorders and DSM-5
Devamı
Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu
Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu olan kişiler:
Yoğun ruh hali değişimleri ve kendilerini nasıl gördükleri konusunda belirsizlik yaşarlar.
Başkalarına karşı duyguları hızla değişebilir ve aşırı yakınlıktan tamamen uzaklaşmaya dönüşebilir. Bu değişen duygular, istikrarsız ilişkilere ve duygusal acılara yol açabilir.
Olayları tamamen iyi ya da kötü olarak iki ayrı uçta görme eğilimleri vardır.
İlgi alanları ve değerleri hızla değişebilir.
Düşüncesizce hareket edebilirler.
Yoğun bir terk edilme korkusu yaşarlar.
Terk edilmekten korktukları için, ilişkiyi kendileri bitirebilir ya da bitmemesi için aşırı çaba gösterebilirler.
Duygularını, özellikle de öfkelerini kontrol etmekte zorlanırlar. Bu yüzden de ilişkilerini sağlıklı biçimde sürdüremezler.
Hızlı bir şekilde ilişkiye başlayıp aynı hızla bu ilişkiyi bitirebilirler.
Sosyal ve aile ilişkilerinde de yoğun ve istikrarsız bir ilişki modeli sürdürürler.
Güvenli olmayan seks, madde bağımlılığı, dikkatsiz araba kullanımı, aşırı yemek yeme, limitsizce para harcama gibi tehlikeli ve dürtüsel davranışlar gösterebilirler.
Tekrarlı olarak intihara teşebbüs davranışları veya tehditler gösterebilirler.
Birkaç saatten birkaç güne kadar süren aralıklarla yoğun ve oldukça değişken ruh halleri gösterebilirler.
Yoğun bir boşluk duygusu hissedebilirler.
Kendi bedenini ve davranışlarını dışarıdan izledikleri bir ayrışma hissi yaşayabilirler. (Kendinden kopma gibi.)
Semptomların şiddeti, sıklığı ve süresi kişiye ve hastalığına bağlı olarak değişebilir.
Bu davranışlar, çoğunlukla ruh halinin veya enerjinin yükseldiği zamanlarda ortaya çıkıyorsa, Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğunun değil Duygudurum Bozukluğunun belirtileri olabilir.
Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu ne kadar yaygındır?
Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğunun toplumda görülme sıklığı yaklaşık %5.9’dur ve klinik uygulamada karşılaşılan en yaygın kişilik bozuklukları arasında yer almaktadır (Grant ve ark.,2008).
Birçok araştırmada, Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu hastalarının %75’inin 35-40 yaşına kadar normal işleyişe yaklaştığı, %90’nın da 50 yaşına kadar iyileştiği görülmüştür.
Risk faktörleri – Nedenleri
Borderline kişilik bozukluğunun gelişmesindeki etkenler:
Biyolojik nedenler
Birinci dereceden akrabalarda psikiyatrik bozuklukların bulunması (kaygı bozuklukları, depresyon ve intihar eğilimleri)
Çocukluk döneminde cinsel, fiziksel, duygusal istismar ve ihmal
Çocukluk döneminde terk edilme gibi travmatik yaşantıların bulunması
Yanlış ebeveyn tutumları ve bakım verenlerin yeterli desteği sağlayamaması
Aile İçi şiddet
Borderline Kişilik Bozukluğu ile eştanı alan diğer bozukluklar:
Depresyon
Duygudurum bozuklukları
Anksiyete bozuklukları
Alkol ve Madde kullanım bozukluğu
Yeme bozuklukları
Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB)
Bipolar bozukluk
Somatoform bozukluklar
Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu başarılı bir şekilde tedavi edildiğinde, diğer bozukluklar da genellikle iyileşir. Ancak tersi her zaman doğru değildir. Örneğin, depresyon semptomlarını başarılı bir şekilde tedavi edebilir ve yine de Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu ile mücadele edebilirsiniz.
Borderline Kişilik Bozukluğu Tanı Kriterleri DSM-5
Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu ile ilgili çok çeşitli tanımlamalar olmasıyla birlikte Amerikan Psikiyatri Birliği (APA, 2013) DSM 5’de Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğunu şöyle tanımlanmıştır. Aşağıdakilerden beşi (ya da daha çoğu) ile belirli, erken erişkinlikte başlayan ve değişik bağlamlarda ortaya çıkan, kişilerarası ilişkilerde, benlik algısında ve duygulanımda tutarsızlık ve belirgin dürtüsellik ile giden yaygın bir örüntü:
- Gerçek ya da imgesel bir ayrılıp gidilmeden (terk edilmeden) kaçınmak için çılgınca çaba gösterme.
- Gözünde aşırı büyütme (göklere çıkarma) ve yerin dibine sokma uçları arasında gelip giden, tutarsız ve gergin kişilerarası ilişkiler örüntüsü.
- Kimlik karmaşası: Belirgin ve sürekli, tutarsız bir benlik algısı ya da kendilik duyumu.
- Kendine kötülüğü dokunabilecek en az iki alanda dürtüsellik (örn. para harcama, cinsellik, madde kötüye kullanımı, güvensiz araba kullanma, tıkanırcasına yeme).
- Yenileyici intihar davranışları, girişimleri ya da göz korkutmaları ya da kendine kıyım davranışları.
- Duygudurumda belirgin bir tepkiselliğin olmasına bağlı olarak duygulanımda tutarsızlık (örn. yoğun dönemsel disfori, kolay kızma ya da genellikle birkaç saat, ancak seyrek olarak birkaç günden daha uzun süren bunaltı).
- Süreğen bir boşluk duygusu.
- Uygunsuz, yoğun bir öfke ya da öfkesini denetlemekte güçlük çekme (örn. sık sık kızgınlık gösterme, sürekli öfkeli olma, sık sık kavgaya karışma).
- Zorlanmayla ilintili, gelip geçici kuşkucu düşünceler ya da ağır çözülme belirtileri
Borderline Kişilik Bozukluğunun belirti ve semptomları genellikle ergenlik yıllarınının sonlarında veya erken yetişkinlik döneminde ortaya çıkar. Rahatsız edici bir olay, stresli bir deneyim, semptomları tetikleyebilir veya daha da kötüleştirebilir.
Semptomlar genellikle zamanla azalır veya tamamen kaybolur. Doğru tedavi ile Borderline Kişilik Bozukluğu olan birçok kişi semptomlarını yönetmeyi ve yaşam kalitesini iyileştirmeyi öğrenebilir.
Tedavi
Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu tedavisinde, Diyalektik Davranış Terapisi, Aktarım Odaklı Psikodinamik Psikoterapi, Şema Terapi, Kognitif Analitik Terapi kullanılabilir.
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
KAYNAKLAR
https://my.clevelandclinic.org/health/diseases/9762-borderline-personality-disorder-bpd
https://www.nimh.nih.gov/health/topics/borderline-personality-disorder
Biskin, R. S., & Paris, J. (2012). Diagnosing borderline personality disorder. Cmaj, 184(16), 1789-1794.
Grant, B. F., Chou, S. P., Goldstein, R. B., Huang, B., Stinson, F. S., Saha, T. D., … & Ruan, W. J. (2008). Prevalence, correlates, disability, and comorbidity of DSM-IV borderline personality disorder: results from the Wave 2 National Epidemiologic Survey on Alcohol and Related Conditions. Journal of clinical psychiatry, 69(4), 533.
Ateşçi, F. Ç., Kuloğlu, M., Tezcan, E., & Yıldız, M. (2002). İntihar girişimi olan bireylerde birinci ve ikinci eksen tanıları. Klinik Psikiyatri, 5(1), 22-7.
Devamı
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Nedir?
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), kişinin istemeden aklına gelen takıntılı düşünceler (obsesyonlar) ve bu düşüncelerin yarattığı kaygıyı azaltmak için tekrar eden zorlayıcı davranışlar (kompulsiyonlar) ile karakterize edilen bir ruh sağlığı sorunudur. Halk arasında bazen “temizlik hastalığı” olarak anılsa da, OKB sadece temizlik takıntısından ibaret değildir. Bu rahatsızlık, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, ciddi sıkıntılara yol açabilen ancak tedavi edilebilir bir bozukluktur. OKB’li bireyler yoğun kaygı ve huzursuzluk yaşarlar; gündelik yaşamları takıntı ve tekrar döngüsü içinde zorlaşabilir. Sevindirici olan, günümüzde OKB’nin anlaşılması ve tedavisi konusunda önemli ilerlemeler kaydedilmiş olmasıdır. Bu yazıda “OKB nedir”, belirtileri, nedenleri, tedavisi ve çözüm odaklı başa çıkma yolları gibi sıkça merak edilen sorulara, bilimsel gerçekler ve güncel bulgular ışığında yanıtlar verilecektir. Amaç, hem OKB ile yaşayan danışanlara hem de psikolojiye ilgi duyan genel okura anlaşılır ve güvenilir bilgiler sunmaktır.
OKB Nedir?
OKB, takıntılı düşünceler (obsesyon) ve tekrarlayıcı davranışlar (kompulsiyon) ile seyreden bir ruhsal bozukluktur. Obsesyonlar, kişinin iradesi dışında zihnine giren, onu rahatsız eden istenmeyen düşünceler, dürtüler veya hayallerdir. Kişi bu düşüncelerin anlamsız veya aşırı olduğunu genellikle bilir ama zihninden atmakta zorlanır. Örneğin, mikroplarla kirlenme korkusu, kapıyı kilitlemeyi unuttuğu şüphesi veya sevdiklerine zarar vereceği endişesi birer obsesyon olabilir. Bu takıntılar yoğun anksiyete (kaygı) yaratır.
Kompulsiyonlar ise obsesyonların yarattığı o bunaltıcı kaygıyı azaltmak veya kötü bir şey olmasını engellemek amacıyla tekrar tekrar yapılan davranışlar veya zihinsel eylemlerdir. Kişi, yapmazsa kötü bir şey olacakmış gibi hissederek bu eylemlere adeta zorlanır. Örneğin, kirlenme takıntısı olan biri defalarca el yıkayabilir; ocak açık mı kaldı obsesyonu olan biri tekrar tekrar ocağı kontrol edebilir. Bazı kompulsiyonlar dışarıdan gözle görülür (el yıkama, kapı kilidi kontrol etme gibi), bazıları ise zihinsel olabilir. Önemli olan, bu davranışların kişinin günlük vaktini alacak, işlevselliğini bozacak derecede aşırıya kaçmasıdır.
OKB, DSM-5 ve ICD-11 gibi tanı sistemlerinde ayrı bir kategori olarak sınıflandırılır ve bir anksiyete bozukluğu olmaktan öte, takıntı ve yineleyici davranışların ön planda olduğu bir spektrum bozukluğu olarak ele alınır. Tanı koyulabilmesi için obsesyon ve/veya kompulsiyonların günlük yaşamda belirgin sıkıntı yaratması ve kişinin günde en az bir saatini bunlarla geçirmesi gibi ölçütler kullanılır. Kişi çoğu zaman düşüncelerinin ve davranışlarının mantıksız olduğunun farkındadır, ancak bunları durdurmakta güçlük çeker. Bu durum, bir kısır döngü yaratarak hem kişinin iş, okul, sosyal hayatını hem de ilişkilerini olumsuz etkileyebilir.
OKB Belirtileri Nelerdir?
OKB’nin başlıca belirtileri obsesyonlar ve kompulsiyonlardır. Bu belirtiler kişiden kişiye farklı temalarda ortaya çıkabilir. İşte yaygın obsesyon temaları ve bunlara eşlik eden kompulsiyon örnekleri:
Bulaşma Obsesyonu (kirlenme korkusu): Mikrop, kir, hastalık bulaşacağı yönünde takıntılı düşünceler.
Kompulsiyon örneği: Aşırı temizlik ve yıkama ritüelleri.
Kuşku Obsesyonu (şüphe duyma): Ocak, kapı, ütü gibi eşyaları açık unuttuğu ya da bir işi doğru yapmadığı yönünde tekrar eden şüpheler.
Kompulsiyon örneği: Kontrol etme davranışları (kapıyı defalarca kilitleyip kilitlemediğini tekrar kontrol etmek).
Düzen ve Simetri Obsesyonu: Eşyaların mükemmel simetrik ya da “tam olması gerektiği gibi” düzenlenmediği takıntısı.
Kompulsiyon örneği: Eşyaları sürekli düzeltme veya sıralama ve tatmin olmayıp yeniden düzenleme.
Saldırganlık veya Zarar Verme Obsesyonu: Kişinin istemeden birine zarar vereceği, saldırgan bir davranışta bulunacağı korkusu; sevdiklerine kötü bir şey olacağı düşüncesi.
Kompulsiyon örneği: Güvence arama veya tetikleyici olabilecek nesnelerden kaçınma.
Cinsel veya Dini Obsesyonlar: Kişinin ahlâkî veya toplumca kabul edilemez bulduğu şekilde, istemeden aklına gelen müstehcen cinsel düşünceler ya da kutsal saydığı değerlere ilişkin uygunsuz düşünceler.
Kompulsiyon örneği: Zihinsel ritüeller veya bu tür ortamlardan uzak durma.
Biriktirme Obsesyonu: Değersiz görünen eşyaları bile atarsam kötü bir şey olur takıntısı veya “ileride lazım olabilir” düşüncesiyle her şeyi saklama dürtüsü.
Kompulsiyon örneği: Aşırı istifçilik.
Yukarıdaki belirtiler, OKB’li bireylerde genellikle hem obsesyonun hem de kompulsiyonun bir arada görüldüğü döngüler şeklindedir. Kişi çoğu zaman takıntılarının mantıksız olduğunu fark etse de, kompulsiyonları yapmaktan kendini alıkoymak zordur. Bu kısır döngü zamanla çok fazla zaman ve enerji tüketir, kişinin normal hayatını sürdürebilmesini engeller.
OKB’nin Nedenleri Nelerdir?
OKB’nin kesin nedeni tam olarak anlaşılmış değildir. Araştırmalar, biyolojik, genetik, bilişsel ve çevresel etkenlerin karmaşık bir etkileşim içinde rol oynadığını gösteriyor:
Genetik Yatkınlık: OKB, ailelerde bir miktar kümelenme gösterir. Birinci derece akrabalarında OKB olanlarda, genel popülasyona göre OKB gelişme riski daha yüksektir. Bu, genetik faktörlerin rol oynayabileceğine işaret eder.
Beyin Kimyası ve Nörobiyoloji: OKB’li bireylerin beyinlerinde belirli sinir yolu devrelerinin farklı çalıştığı saptanmıştır. Özellikle orbitofrontal korteks, anterior singulat korteks ve bazal gangliya bölgeleri arasındaki döngüde bir aşırı faaliyet olabilir. Geleneksel olarak OKB’de “serotonin” adlı nörotransmitterin dengesizliğinin rol oynadığı düşünülür ve SSRI grubu antidepresan ilaçlar bu nedenle tedavide etkilidir. Ancak güncel araştırmalar sadece serotoninin değil, glutamat ve GABA gibi diğer kimyasal ileticilerin de dengesiz olabileceğini ortaya koymaktadır.
Bilişsel ve Psikolojik Etkenler: OKB’li bireyler genellikle düşüncelerine karşı aşırı sorumluluk yükleme, belirsizliğe tahammülsüzlük, mükemmeliyetçilik veya felaketleştirme gibi düşünce biçimlerine sahip olabilirler. Bu da takıntılı düşüncelerin sürmesine katkıda bulunur.
Çevresel ve Stres Faktörleri: OKB başlangıcında veya alevlenmesinde stresli yaşam olaylarının etkili olduğu bilinir. Önemli bir kayıp, travma, iş veya okul stresi, ilişki sorunları gibi psikososyal stresler OKB semptomlarını tetikleyebilir. Ayrıca çocukluk çağı travmaları da etkilidir. Nadir durumlarda, çocuklarda streptokok enfeksiyonu sonrasında ani başlangıçlı OKB benzeri belirtiler görülebilir (PANDAS).
Beyin Yapısı ve Nörolojik Etkenler: Bazı nörolojik hastalıklarda OKB belirtilerine rastlanabilir. Örneğin, Tourette sendromu gibi tik bozuklukları ile OKB’nin birlikte görülebildiği bilinir.
OKB Kimlerde Görülür? Ne Kadar Yaygındır?
OKB, eskiden nadir bir sorun sanılsa da aslında oldukça yaygındır. Dünya genelinde her 100 yetişkinden yaklaşık 1 ila 3’ünde yaşam boyu OKB geliştiği tahmin edilmektedir. Kadınlar erkeklere kıyasla bir miktar daha yatkındır. Bu farklılık, hormonal ve çevresel etkenler de dahil olmak üzere çeşitli faktörlere bağlanabilir.
OKB genellikle ergenlik döneminde veya 20’li yaşlarda başlar. Erkeklerde çocuklukta başlangıç kadınlara oranla daha sık görülür. Yine de OKB, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde belirtiler hafif başlar ve zamanla ilerler. Özellikle stresli dönemlerde takıntı ve kompulsiyonlar şiddetlenebilir.
Herhangi bir coğrafya ve kültürde de görülebilen OKB, farklı toplumlarda kendini çeşitli şekillerde gösterebilir. Kültürel farklılıklar daha çok obsesyonların içeriğinde fark yaratır. Türkiye’de de dünya ortalamasına benzer bir yaygınlık söz konusudur.
OKB, kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir bozukluktur. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 15-44 yaş aralığındaki kadınlarda en fazla yeti yitimine yol açan ilk beş sağlık sorunu arasında yer alır. Bu durum, erken tanı ve tedavinin önemini vurgular.
Çocuk ve Ergenlerde OKB
OKB, yalnızca yetişkinleri değil, çocuk ve ergenleri de etkileyebilen bir bozukluktur. Hatta bazı araştırmalar, belirtilerin erken yaşlarda başlamasının, tedavi edilmediğinde bozukluğun kronikleşmesi açısından risk oluşturduğunu göstermektedir. Çocuklardaki obsesyonlar çoğunlukla “kirlenme, hastalık kapma, ailesine zarar gelmesi” gibi konuları içerebilir. Kompulsiyonlar ise el yıkama, eşyaları düzenleme, kapıyı kontrol etme veya belirli kelimeleri sesli ya da içinden tekrarlama şeklinde görülebilir. Aileler, bu davranışların çocukluk çağı merak veya oyunlarıyla karışabileceği için bazen durumu geç fark edebilir. Ergenlik döneminde ise sosyal kaygılar, akademik baskılar ve kimlik arayışları, takıntıların artmasına zemin hazırlayabilir. Bu süreçte ergenin bir uzman desteği alması, gelişimsel riskleri azaltarak daha sağlıklı bir yetişkinliğe geçişe yardımcı olur.
OKB Nasıl Tedavi Edilir?
OKB, doğru yaklaşımla tedavi edilebilen veya en azından etkileri önemli ölçüde azaltılabilen bir bozukluktur. Günümüzde kanıta dayalı olarak etkinliği kanıtlanmış iki ana tedavi yöntemi vardır: ilaç tedavisi ve psikoterapi. Çoğu durumda bu iki yöntemin birlikte kullanılması en iyi sonuçları verir. Ayrıca dirençli vakalar için yeni teknikler ve destekleyici yöntemler de mevcuttur.
İlaç Tedavisi
OKB’nin biyolojik yönünü hedef alan en yaygın tedavi antidepresan ilaçlardır. Özellikle SSRI (Selektif Serotonin Geri Alım İnhibitörü) grubu ilaçlar, OKB semptomlarını azaltmada etkilidir. Bu ilaçların etkisi genellikle tedavinin 6-8. haftasından sonra belirgin hale gelir. Hastaların yaklaşık yarısı ilaç tedavisine olumlu yanıt verir. Yanıt vermeyen ya da kısmi iyileşme gösteren vakalarda farklı ilaç kombinasyonları denenebilir. Çocuk ve ergenlerde de uygun doz ve izlemle ilaç kullanılabilir, ancak bu mutlaka bir çocuk-ergen psikiyatristi denetiminde yapılmalıdır.
Psikoterapi
OKB tedavisinde Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), özellikle de Maruz Bırakma ve Tepki Önleme (ERP) yöntemi, en etkili yaklaşımlardan biridir. ERP, kişinin korktuğu düşünce veya durumla yüzleşmesini ve ardından kompulsiyon davranışını yapmadan beklemesini içerir. Bu sayede zamanla kaygı azalır ve obsesyon-kompulsiyon döngüsü kırılır. Bazı çalışmalarda, BDT/ERP’nin ilaç tedavisiyle benzer düzeyde etki gösterdiği bulunmuştur. Ayrıca bilişsel terapi teknikleri de takıntılı düşüncelerin mantıksızlığını anlamayı ve bu düşüncelere verilen tepkiyi değiştirmeyi sağlar. Çocuk ve ergenlerde de oyun terapisi veya onların yaş seviyesine uygun terapötik yaklaşımlar kullanılabilir.
İlaç + Terapi Kombinasyonu
Orta ve ağır şiddette OKB vakalarında ilaç ve psikoterapinin birlikte kullanılması genellikle daha iyi sonuç verir. İlaçlar, beyindeki kimyasal dengesizlikleri hedef alırken, terapi davranış ve düşünce kalıplarını değiştirmeye odaklanır. Ayrıca aile desteği, özellikle çocuk ve ergen vakalarda çok önemlidir. Ailenin tedavi sürecine katılımı, ev ödevlerinin takibi ve çocuğun/ergenin desteklenmesi tedavinin başarısını artırır.
Diğer Tedavi Yöntemleri
Tedaviye dirençli vakalarda Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMS) ve Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) gibi beyin uyarı teknikleri gündeme gelebilir. Bunlar, klasik yöntemlere yanıt vermeyen hastalarda belirli ölçüde başarı sağlayabilir. Ayrıca cerrahi yöntemler (psikosürji) çok nadir ve son çare olarak devreye girebilir.
Destekleyici ve Tamamlayıcı Yaklaşımlar
Grup terapileri, aile terapisi, gevşeme teknikleri, farkındalık (mindfulness) çalışmaları gibi yöntemler de tedaviyi destekleyici niteliktedir. Kişiye hobiler ve sosyal etkinlikler yoluyla takıntılarından uzaklaşma fırsatı sağlayacak aktiviteler önerilebilir. Bazı vakalarda, kaygıyı azaltmak amacıyla sanat terapisi veya müzik terapisi gibi yaratıcı teknikler de kullanılabilir. Bu tür yöntemler doğrudan OKB’yi tedavi etmese de, kişinin genel stres düzeyini düşürerek semptomları hafifletebilir.
Profesyonel Yardım Süreci Nasıl İşler?
OKB belirtilerini yaşayan kişi ya da ebeveynleri (çocuk ve ergen için) öncelikle bir ruh sağlığı uzmanına başvurarak değerlendirme almalıdır. Genellikle psikiyatrik görüşmeyle birlikte detaylı bir öykü alınır, gerekirse bazı ölçekler veya testler uygulanır. Uzman, semptomların şiddetini ve süresini belirledikten sonra kişiye özel bir tedavi planı önerir. Bu plan ilaç kullanımını, psikoterapiyi ya da her ikisini içerebilir. Belirli aralıklarla kontrol randevuları yapılır, tedavi sürecinde ilaç dozu veya terapi yöntemi gerektiği gibi güncellenir. Tedavide en kritik unsur, hastanın ve ailesinin iş birliğidir. Uzman önerilerine düzenli uymak, terapi ödevlerini aksatmamak ve açık iletişim halinde kalmak, ilerlemeyi hızlandırır.
OKB ile Başa Çıkma Yolları
Profesyonel Destek Alın
En önemli adım, bir ruh sağlığı uzmanından yardım istemektir. OKB’nin üstesinden tek başınıza gelmeye çalışmak çok zorlayıcı olabilir. Doktorunuz veya terapistiniz size uygun tedavi planını belirleyecektir.
OKB Hakkında Bilgi Edinin
OKB’nin nasıl işlediğini anlamak, kaygılarınızla baş etmenize yardımcı olur. Güvenilir kaynaklardan okumalar yaparak farkındalığınızı arttırabilirsiniz.
Düşüncelerinizi Yeniden Çerçeveleyin
İstenmeyen düşüncelerin kontrolünüz dışında geldiğini unutmayın. Kendinize “Bu düşünce benim gerçeğim değil, sadece OKB’nin bir yansıması” diye hatırlatın.
Kompulsiyonlara Direnç Pratiği
Terapistinizin önerdiği şekilde, sizi çok zorlamayacak maruz bırakma egzersizleri yaparak kompulsiyonları azaltma alıştırmaları yapabilirsiniz. Başlangıçta küçük adımlarla ilerlemek, zamanla daha zorlayıcı durumlarla baş edebilme kapasitenizi artırır.
Stres Yönetimi
Düzenli egzersiz, uyku ve sağlıklı beslenme, kaygıyı azaltarak takıntıları hafifletmede yardımcı olabilir. Nefes teknikleri, meditasyon ve gevşeme egzersizleri gibi stresle başa çıkma yöntemlerini de deneyebilirsiniz. Özellikle nefes egzersizleri, kaygının yükseldiği anda zihninizi sakinleştirmeye yardımcı olur.
Dikkatinizi Dağıtın
Takıntılı düşüncelere dalmamak için günlük hayatınızı mümkün olduğunca anlamlı aktivitelerle doldurmaya çalışın. Yeni hobiler edinin, sosyal etkinliklere katılın. El sanatları, müzik, spor gibi uğraşlar zihin ve bedeni aynı anda meşgul ederek OKB’nin gürültüsünü azaltabilir.
Ailenizin ve Yakınlarınızın Desteği
Yaşadığınız durumu paylaşmaktan çekinmeyin. Ailenizin ve arkadaşlarınızın sizi anlayabilmesi ve doğru şekilde destek olabilmesi için OKB hakkında bilgi sahibi olmaları önemlidir. Çocuk ve ergenlerde ise aile katılımı çok daha kritik bir rol oynar. Anne baba, çocuğun korkularını küçümsememeli ama aynı zamanda kompulsiyonları pekiştirecek şekilde davranmaktan da kaçınmalıdır.
Kendinize Şefkatli Olun
OKB sizin suçunuz değildir. Bu bozukluğu irade eksikliği veya karakter zayıflığı olarak görmeyin. Zaman zaman gerilemeler yaşayabilirsiniz; bunu bir başarısızlık olarak değil, iyileşme yolunda bir basamak olarak değerlendirin. Kendi çabanızı takdir edin ve küçük adımların bile değeri olduğunu unutmayın.
Eşlik Eden Bozuklukları Tanıyın
OKB’ye sıklıkla depresyon, anksiyete bozuklukları veya tik bozuklukları eşlik edebilir. Bu durum tedavinin seyrini karmaşıklaştırabilir. Eğer başka ruhsal belirtiler yaşıyorsanız bunları mutlaka uzmanınızla paylaşın. Bütüncül bir yaklaşım, iyileşme sürecini kolaylaştırır.
OKB Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar
“OKB sadece temizlik hastalığıdır.”
Aslında OKB, çok farklı temalarda obsesyon ve kompulsiyonları içerebilir.
“OKB’li insanlar isteseler bu takıntıları bırakabilirler.”
Bu doğru değildir, çünkü OKB istemli bir tercih değil, beyin kaynaklı bir bozukluktur.
“OKB nadirdir.”
Aksine, oldukça yaygın bir sorundur.
“OKB’den kurtulmak mümkün değildir.”
Doğru tedavi ve sabırla, OKB semptomları büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.
“OKB’li insanlar tehlikelidir.”
Gerçekte ise OKB’li bireyler, kaygılarını hafifletmek için aşırı kontrollü davranırlar; istemeden akıllarına gelen düşüncelerin gerçekleşmesini istemezler ve genelde bu düşünceleri eyleme dökmezler.
Sonuç ve Umut Veren Gerçekler
OKB, zorlu bir rahatsızlık olsa da umutsuz bir durum değildir. Bugün elimizde OKB’yi kontrol altına almaya yarayan güçlü araçlar var. Bilimsel ilerlemeler ve toplumsal farkındalığın artması sayesinde, OKB ile yaşayan kişiler çok daha fazla destek bulabiliyorlar. Hem yetişkinler hem de çocuk ve ergenler için çeşitli tedavi yöntemleri mevcut olduğu için, kimse bu rahatsızlıkla tek başına mücadele etmek zorunda değildir.
Eğer OKB belirtileri yaşıyorsanız veya bir yakınınızın böyle bir sorunu olduğunu düşünüyorsanız, lütfen ertelemeyin. Bir uzmanla görüşmek, en temel adımdır. OKB’yi kendi başınıza yenmeye çalışmaktansa, profesyonel yardıma başvurmak çok daha etkili ve güvenlidir.
Unutmayın: OKB sizin kim olduğunuz değil, yaşadığınız bir rahatsızlıktır. Yardım istemek bir güçsüzlük göstergesi değil, aksine güçlü ve cesur bir adımdır. Pek çok insan, doğru tedavi ve kararlılıkla takıntılarının günlük hayatlarını yönetmesini engellemeyi başarmıştır. Siz de onlardan biri olabilirsiniz. Zihniniz ne kadar karmaşık oyunlar oynarsa oynasın, onu eğitmek ve kontrol etmek mümkündür. Çocuğunuz veya bir yakınınız bu sorunla mücadele ediyorsa da paniğe kapılmadan, uzman desteğiyle birlikte adım atarak durumu düzeltebilirsiniz.
Günümüzde internet ve sosyal medya platformlarında da OKB ile ilgili pek çok bilgi paylaşılır. Ancak en doğru ve güvenilir bilgiyi, mutlaka alanında uzman bir ruh sağlığı profesyonelinden almayı ihmal etmeyin.
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
Psikolojik danışmanlık randevusu almak için yulepsikoloji@gmail.com adresine mail atabilir ya da 0532 053 3992 whatsapp üzerinden mesaj atarak iletişime geçebilirsiniz.
Kaynaklar
Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD). Obsesif-Kompulsif Bozukluk: Hastalar ve yakınları için rehber.
Fawcett, E. J., Power, H., & Fawcett, J. M. (2020). Women Are at Greater Risk of OCD Than Men: A Meta-Analytic Review of OCD Prevalence Worldwide. Journal of Clinical Psychiatry, 81(4), 19m13085.
Stein, D. J., Costa, D. L. C., Lochner, C., et al. (2019). Obsessive–compulsive disorder. Nature Reviews Disease Primers, 5(1), 52.
Fineberg, N. A., et al. (2020). Clinical advances in obsessive–compulsive disorder: a position statement by the International College of Obsessive-Compulsive Spectrum Disorders. International Clinical Psychopharmacology, 35(4), 173–193.
Biria, M., Banca, P., Healy, M. P., et al. (2023). Cortical glutamate and GABA are related to compulsive behaviour in individuals with obsessive–compulsive disorder and healthy controls. Nature Communications, 14(1), 3324.
Öst, L. G., Havnen, A., Hansen, B., & Kvale, G. (2015). Cognitive behavioral treatments of obsessive–compulsive disorder: a systematic review and meta-analysis. Journal of Anxiety Disorders, 30, 8–18.
Murray, C. J. L., & Lopez, A. D. (1996). The Global Burden of Disease (WHO & World Bank Report).
Devamı