Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
featured_image

Psikodinamik Psikoterapi Nedir?

25 Ağustos 2024 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar Bilinçdışı Süreçler, Psikanalitik Düşünce 0 Yorum

Psikodinamik psikoterapi, kişinin bugünkü duygu, düşünce, ilişki ve davranış örüntülerini anlamaya çalışan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda yalnızca görünen belirtilere değil; kişinin iç dünyasına, bilinçdışı süreçlerine, geçmiş ilişkilerinin bugüne nasıl yansıdığına ve tekrar eden duygusal döngülere odaklanılır.

Bazen kişi hayatında benzer ilişkileri tekrar ettiğini, aynı tür insanlara çekildiğini, benzer durumlarda yoğun öfke, kaygı, suçluluk ya da geri çekilme yaşadığını fark eder. Psikodinamik psikoterapi, bu tekrarların yalnızca bugünkü olaylarla değil, kişinin geçmiş deneyimleri, bağlanma biçimleri, savunmaları ve içsel çatışmalarıyla da ilişkili olabileceğini anlamaya çalışır.

Bu nedenle psikodinamik terapi, “neden böyle hissediyorum?”, “neden aynı döngüleri yaşıyorum?”, “neden bazı ilişkilerde kendimi hep aynı yerde buluyorum?” gibi sorulara daha derinlikli bir bakış sunar.

Psikodinamik Psikoterapi Nasıl Çalışır?

Psikodinamik psikoterapide terapist ve danışan, kişinin iç dünyasını birlikte anlamaya çalışır. Seanslarda yalnızca o hafta yaşanan olaylar değil; bu olayların kişide hangi duyguları uyandırdığı, hangi geçmiş deneyimleri çağrıştırdığı ve ilişkilerde nasıl tekrar ettiği ele alınır.

Bu yaklaşımda kişinin farkında olmadığı duygu, düşünce ve beklentiler önemlidir. Bazen kişi kendisini korumak için bazı duyguları bastırır, yok sayar ya da başka biçimlerde ifade eder. Psikodinamik terapi, bu savunmaların kişiyi nasıl koruduğunu ama aynı zamanda ilişkilerde veya yaşamda nasıl zorlayıcı hale gelebildiğini anlamaya yardımcı olur.

Aktarım, Savunmalar ve Tekrar Eden Döngüler

Psikodinamik psikoterapinin önemli kavramlarından biri aktarımdır. Aktarım, kişinin geçmişte önemli kişilerle yaşadığı duygu ve beklentileri bugünkü ilişkilerine, bazen de terapi ilişkisine taşımasıdır. Örneğin geçmişte eleştirilmiş biri, terapistin nötr bir sorusunu bile eleştiri gibi hissedebilir. Ya da terk edilme kaygısı olan biri, terapistin seans sınırlarını reddedilme gibi yorumlayabilir.

Savunmalar da bu yaklaşımda önemli bir yer tutar. Kişi acı veren duygularla baş etmek için susabilir, uzaklaşabilir, öfke gösterebilir, aşırı kontrol etmeye çalışabilir ya da duygularını tamamen düşünce düzeyinde tutabilir. Bu savunmalar çoğu zaman geçmişte işe yaramış olabilir; ancak bugün kişinin ilişkilerini, işlevselliğini ya da kendisiyle kurduğu bağı zorlaştırabilir.

Psikodinamik Psikoterapi Kimler İçin Uygun?

Psikodinamik psikoterapi; tekrar eden ilişki sorunları, yoğun içsel çatışmalar, değersizlik duygusu, kaygı, depresif duygu durum, bağlanma sorunları, kendini anlama ihtiyacı ve geçmiş deneyimlerin bugünkü yaşam üzerindeki etkilerini anlamak isteyen kişiler için değerlendirilebilir.

Bu terapi yaklaşımı, yalnızca belirtiyi azaltmaya değil, belirtinin kişinin hayatında ne anlama geldiğini anlamaya da odaklanır. Örneğin kaygı yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir belirti olarak değil; kişinin iç dünyasında hangi çatışmaya, korkuya ya da ihtiyaca işaret ettiği açısından da ele alınır.

Ne Kadar Sürer?

Psikodinamik psikoterapinin süresi kişinin ihtiyaçlarına, başvuru nedenine ve terapinin hedeflerine göre değişir. Bazı psikodinamik çalışmalar daha kısa süreli ve belirli bir odakla yürütülürken, bazı süreçler daha uzun soluklu olabilir. Seans sıklığı çoğu zaman haftada bir olarak planlanır; ancak bu düzen kişinin ihtiyacına göre değerlendirilir.

Burada önemli olan, terapinin yalnızca hızlı bir çözüm arayışı değil, kişinin kendisini ve ilişkilerini daha derinlikli biçimde anlama süreci olduğunun bilinmesidir.

Etkisi Hakkında Ne Biliniyor?

Psikodinamik psikoterapi yalnızca kuramsal bir yaklaşım değildir; etkisi üzerine yapılmış bilimsel çalışmalar da vardır. Jonathan Shedler’ın 2010 yılında American Psychologist dergisinde yayımlanan makalesi, psikodinamik psikoterapinin etkisi ve bazı çalışmalarda terapiden sonra kazanımların sürdüğünü tartışan temel kaynaklardan biridir.

Elbette her terapi süreci kişiye özgüdür. Psikoterapiden alınan destek; kişinin başvuru nedeni, terapiye katılımı, terapötik ilişki, eşlik eden psikiyatrik durumlar ve yaşam koşulları gibi birçok etkene bağlı olarak değişir.

Psikodinamik Psikoterapi Neden Önemlidir?

Psikodinamik psikoterapi, kişinin yalnızca ne yaşadığını değil, yaşadıklarını nasıl anlamlandırdığını da ele alır. Kişinin ilişkilerde neden belirli rollere sıkıştığını, hangi duygulardan kaçındığını, hangi durumlarda savunmaya geçtiğini ve geçmişin bugünkü ilişkilerde nasıl tekrar ettiğini anlamaya çalışır.

Bu yönüyle psikodinamik terapi, kişinin kendisine daha dikkatli bakmasını sağlayan bir alan açar. Amaç kişiyi etiketlemek ya da geçmişe takılı bırakmak değildir. Aksine, geçmişin bugünkü yaşamda nasıl etkili olduğunu fark ederek daha özgür, daha bilinçli ve daha esnek seçimler yapabilme ihtimalini artırmaktır.

Psikodinamik psikoterapi süreci hakkında genel bilgi almak için iletişim sayfası üzerinden ulaşabilirsiniz.

Ek Kaynak: Shedler, J. (2010). The efficacy of psychodynamic psychotherapy. American Psychologist, 65(2), 98-109. https://doi.org/10.1037/a0018378

Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Psikanalitik Psikoterapi
Psikanalitik Psikoterapi
27 Mart 2024

Psikanalitik psikoterapi, Sigmund Freud'un çalışmalarına dayanan ve bireyin...

Devamı
Oedipus Kompleksi ve Freud’un Psikanalitik Teorisi
Oedipus Kompleksi ve Freud’un Psikanalitik Teorisi
6 Haziran 2024

Oedipus Kompleksi, Sigmund Freud tarafından psikanalizin erken...

Devamı
Rüya Analizi: Freud ve Jung’un Karşılaştırmalı Görüşleri
Rüya Analizi: Freud ve Jung’un Karşılaştırmalı Görüşleri
29 Ekim 2023

Rüya Analizi Freud'a Göre Rüyalar Ne Anlama Geliyor? Hepimiz rüya görüyoruz,...

Devamı
Gölge Arketipi Nedir?
Gölge Arketipi Nedir?
16 Aralık 2024

Gölge arketipi, Carl Gustav Jung’un analitik psikoloji kuramında insanın bilinçli...

Devamı

Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçl Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçlarımızı geri çeker, kendimizden vazgeçeriz?
Bu bölümde Küçük Deniz Kızı masalını; İngiliz Psikanalist Winnicott’ın gerçek/sahte benlik ayrımı ve Klinik Psikolog Dana Crowley Jack’in kendini susturma kavramı üzerinden ele alıyoruz. 
Çünkü bazen mesele aşk için fedakârlık değil; sevilmek uğruna kendi sesini kaybetmektir.
Yeni bölüm Spotify ve Apple Podcasts’te.
Yeni bölümlerden haberdar olmak için Seans Odası Sakinleri podcastini takip edebilirsiniz ❤️
#podcast #psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
“İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimiz “İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimizde, onu dış dünyada kaderimizmiş gibi yaşarız.” - Jung
Bazen benzer ilişkilere çekilir, benzer insanlara öfkelenir, benzer durumlarda geri çekilir ya da aynı tür hayal kırıklıklarını farklı sahnelerde yeniden yaşarız. Dışarıdan bakıldığında bütün bunlar şanssızlık, kader ya da hayatın bize hazırladığı bir tekrar gibi görünebilir. Oysa dış dünyada sürekli karşımıza çıkan şey, bazen içimizde henüz fark edilmemiş olanın izidir.
Bilinçdışı, yalnızca bastırılmış anılardan ya da unutulmuş deneyimlerden oluşmaz. Çocuklukta geliştirdiğimiz savunmalar, ilişkiler içinde öğrendiğimiz roller, kendimize dair inançlarımız, korkularımız, arzularımız ve gölgede kalan yanlarımız da bilinçdışının parçalarıdır. 
Örneğin “Ben hep terk ediliyorum” diye düşündüğünüzde, farkında olmadan terk edilmeyi bekleyen, yakınlığı tehdit gibi algılayan ya da ilişkilerde kendinizi sürekli aynı mesafeye yerleştiren bir iç düzenekle hareket ediyor olabilirsiniz. 
Bu yaşadığınız acının gerçek olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, acının yalnızca dış koşullardan değil, içsel tekrar örüntülerinden de beslendiğini gösterir. Elbette her şeyin nedeni bilinçdışı değildir. Toplumsal koşullar, travmalar, kayıplar, ekonomik gerçekler ve başkalarının davranışları yaşamımız üzerinde gerçek bir etkiye sahiptir.
Fark edilmeyen duygu çoğu zaman davranışa dönüşür. Kabul edilmeyen öfke pasif saldırganlık olarak ortaya çıkabilir. Tanınmayan değersizlik hissi sürekli onay arayışına dönüşebilir. Yüzleşilmeyen korku ise kontrol ihtiyacı olarak ilişkilerimize sızabilir. 
Bilinçli hale getirmek, yalnızca zihinsel olarak “anlamak” değildir. Kendi iç dünyamızı gözlemleyebilmek, duygularımıza isim verebilmek, tetiklendiğimiz anları fark edebilmek ve eski tepkilerimizle bugünkü gerçekliği ayırt edebilmektir. 
Terapi de çoğu zaman tam olarak bu alanda çalışır: kader sandığımız tekrarları psikolojik bir dile çevirmek. İç dünyamızı tanımaya başladığımızda dış dünya tamamen değişmeyebilir. Ancak biz, aynı dünyaya aynı bilinçdışı zorunluluklarla cevap vermek zorunda kalmayız. 🌷
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
#psikoloji
Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerç Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerçekten değil, onun üzerindeki kendi hayalimize, özlemimize ya da eksik kalan bir parçamıza tutuluruz. Jung’a göre aşkın ilk dönemindeki bu büyülenmede projeksiyon önemli bir rol oynar; karşımızdaki kişiyi olduğu gibi değil, içimizde taşıdığımız imgeyle birlikte görürüz.
Bu bölümde aşkı, projeksiyonu, anima-animus kavramlarını ve Her filmi üzerinden kurduğumuz o ilk büyülenmenin neden bu kadar güçlü olduğunu anlatıyorum.
Bu sorunun cevabını Jung’un kavramları üzerinden daha derinlemesine dinlemek isterseniz, profildeki linkten Seans Odası Sakinleri podcastine ulaşabilirsiniz. Bölümü Apple Podcasts ve Spotify üzerinden dinleyebilirsiniz 🩵
#podcast #psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.