Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Kuşkuculuk Şeması Nedir? Güvensizlik ve Suistimal Şeması

19 Haziran 2024 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma, Travma ve Bedensel Bellek 0 Yorum
Kuşkuculuk (güvensizlik/suistimal) şeması, kişinin başkalarının kendisini inciteceğine, kandıracağına ya da kullanacağına dair sürekli bir beklenti taşımasıdır. Şema terapi çerçevesinde erken dönem deneyimleriyle ilişkilendirilen bu örüntü, kişinin yakınlık kurmasını ve ilişkilerde rahatlamasını zorlaştırır. Bir kişilik özelliği ya da tanı değil; öğrenilmiş bir beklenti kalıbıdır.

Bu şemayla yaşayan biri için ilişkiler bir tehdit değerlendirmesi içinde ilerler: söylenenin ardındaki niyet aranır, iyi davranışlar bile bir hesaba yorulabilir. Bu tutum kişiyi korumak için gelişmiştir; ancak zamanla korumaktan çok yalnızlaştırır.

Nasıl Gelişir?

Şema terapi bu örüntüyü, çocukluk döneminde güvenliğin tutarlı biçimde sağlanamamasıyla ilişkilendirir: öngörülemeyen bir bakım veren, ihmal, aşağılanma, sözlerin tutulmaması ya da açık istismar deneyimleri. Böyle bir ortamda tetikte olmak akıllıca bir uyumdur. Sorun, koşullar değiştikten sonra da bu tetikte oluşun sürmesidir.

İlişkilerde Nasıl Görünür?

  • Yakınlaşma arttıkça tedirginliğin de artması
  • Söylenenlerin ardında gizli bir anlam arama, sürekli sınama
  • Kendini açmakta zorlanma; bilgiyi paylaşmanın risk gibi hissedilmesi
  • Kontrol etme eğilimi ya da tam tersi, erken geri çekilme
  • Eleştiriyi saldırı olarak okuma

Bu örüntü çoğu zaman kendini doğrulayan bir döngü kurar: sürekli sınanan kişi zamanla uzaklaşır, uzaklaşma da “demek ki haklıymışım” düşüncesini besler.

Baş Etme Biçimleri

Şema terapide üç tipik tepki tanımlanır. Kişi şemaya teslim olabilir (güvenilmez ilişkileri seçmek), kaçınabilir (yakınlıktan tümüyle uzak durmak) ya da aşırı telafi edebilir (önce kendisi kontrol kurmak, mesafeli ve sert davranmak). Üçü de kısa vadede güvenlik sağlar, uzun vadede şemayı güçlendirir.

Değişebilir mi?

Şemalar sabit değildir. Terapide çalışma genellikle üç yönde ilerler: örüntünün nereden geldiğini fark etmek, bugünkü tehdit değerlendirmesini gerçeklikle sınamak ve güvenli bir ilişki deneyimi içinde farklı bir yanıtı denemek. Terapötik ilişkinin kendisi burada önemli bir zemindir; çünkü güven, anlatılarak değil yaşanarak öğrenilir.

Sık Sorulan Sorular

Bu bir paranoya mıdır?

Hayır. Kuşkuculuk şeması bir tanı değildir. Paranoid düşünceler gerçeklikten kopmayı içerebilirken, bu şemada kişi genellikle kuşkusunun abartılı olabileceğini fark edebilir.

Şüphelenmek her zaman şema mıdır?

Hayır. Bazı durumlarda kuşku yerinde ve koruyucudur. Şemadan söz edebilmek için bu beklentinin yaygın, sürekli ve kanıttan bağımsız biçimde işlemesi gerekir.

Partnerim bu şemaya sahipse ne yapabilirim?

Tutarlılık ve öngörülebilirlik en çok işe yarayan şeylerdir. Sınamalara savunmayla değil sakin bir netlikle yanıt vermek, zamanla güvenin kurulmasına alan açar.

İlgili Yazılar

Şema Terapi ve Uyumsuz Şemalar, Bağlanma Stilleri ve Çocukluk Çağı Travmaları.

Kendini Doğrulayan Döngü

Kuşkuculuk şemasının en zorlayıcı yanı, kendini besleyen bir döngü kurmasıdır. Kişi güvenmediği için sınar; sınama karşı tarafta yorgunluk ve savunma yaratır; oluşan mesafe “haklıymışım” düşüncesini doğrular. Böylece şema her seferinde biraz daha güçlenir.

Bu döngüyü kırmanın yolu, karşı tarafın kendini kanıtlaması değildir; çünkü hiçbir kanıt yeterli olmaz. Değişim genellikle kişinin kendi tepkisini fark etmesiyle başlar: “Şu an gerçekten bir tehdit mi var, yoksa tanıdık bir alarm mı çalıyor?”

Kuşkuculuk ile Sağlıklı Temkin Arasındaki Fark

Her kuşku şema değildir. Sağlıklı temkin kanıta duyarlıdır: yeni bilgi geldiğinde değerlendirme değişir. Şema ise kanıttan görece bağımsız işler; olumlu davranışlar bile “bir amacı vardır” diye yorumlanabilir. Ayrımı yapmak için sorulacak soru şudur: Bu değerlendirmeyi değiştirecek bir kanıt var mı, olsa fark eder miydi?

Görüşme talepleri ve sorularınız için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

Çocukluk Travmaları Online EMDR Terapisi
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Trikotillomani (Saç Koparma) Nedir? Belirtileri ve Tedavisi
Trikotillomani (Saç Koparma) Nedir? Belirtileri ve Tedavisi
6 Haziran 2024

Trikotillomani, kişinin saçını, kaşlarını veya kirpiklerini koparma dürtüsüne...

Devamı
Duygusal Yeme
Duygusal Yeme
6 Ağustos 2022

Duygusal yeme: Stres, öfke, korku, can sıkıntısı, üzüntü ve yalnızlık gibi...

Devamı
İlişkilerde Şiddet Türleri Nelerdir?
İlişkilerde Şiddet Türleri Nelerdir?
18 Kasım 2024

İlişkilerde şiddet yalnızca fiziksel zarar vermekle sınırlı değildir. Kontrol...

Devamı
Hangi Terapi Yöntemi Bana Uygun?
Hangi Terapi Yöntemi Bana Uygun?
21 Eylül 2025

Hangi terapi yöntemi bana uygun? Terapiye başlamayı düşünen birçok kişi ilk...

Devamı

Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.
🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.
✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 
🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.
7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
1.	Kendine Bakışın
2.	Duyguların Haritası
3.	İç Sesini Resmet
4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
5.	“Hayır” Günlüğü
6.	Küçük Çocuğa Mektup
7.	Gelecek Benliğe Niyet
🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ne profilimdeki linkten ulaşıp indirebilirsin 🩵
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.